<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787</id><updated>2011-11-18T11:09:52.358+02:00</updated><title type='text'>InEx</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>108</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-497115532475103468</id><published>2011-03-13T18:41:00.001+02:00</published><updated>2011-03-13T18:42:41.166+02:00</updated><title type='text'>kendini kandıran mektuplardan sadece biri</title><content type='html'>öyle belki de yavaş yavaş pişip, kabarıp köpüren, tatlanan bir fincan kahve gibi büyüdü aşkımız ve kabaran yüreklere hatrı yıllarla sayılır sevgilerden bahşetti bu aşk.. Zamanla ölçülebilir ayrılıkların mevsimi de geçince tüm sokaklarının tüm yollarının ve önünde durduğun tüm büyük yapıların ve ayağına gelişine vurmalık gelen tüm kısmetlerin "kav(u)şağı" olan 5000 yıllık eskici aşıklardan alınıp mavilere satılmalar kentinde enn siyah fincanlarda yemen milliyetçisi kahvelerle seninle edilecek sohbetlerin peşinde tekrar ve tekrar kuruluyor düşler..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-497115532475103468?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/497115532475103468/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2011/03/kendini-kandran-mektuplardan-sadece.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/497115532475103468'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/497115532475103468'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2011/03/kendini-kandran-mektuplardan-sadece.html' title='kendini kandıran mektuplardan sadece biri'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-2144680252418080440</id><published>2011-02-14T19:23:00.002+02:00</published><updated>2011-02-14T19:26:34.139+02:00</updated><title type='text'>Herkeslere daha küçük eski aşklar çekmecesi, daha büyük yatak odaları…</title><content type='html'>“Ayrılık hasretlik kar etti cana/ Seher yeli sevdiğimden bir haber” diye türkü çığırıyordum duşta. Güne böyle başlayınca devamını da böyle getirmeli dedim hazır “saha ve hava  koşulları” böyle bir tribe girmeye “son derece elverişliyken”.  Müzik defterinden bir parça koparılıp, sağı solu bantlanarak itinayla zarf haline getirilir, içine pembe gül yaprakları doldurulup zarf kapatılır kapağına örtülü, örtülü,hayvan gibi  seviyorum lan seni anlasana kızım anlamına gelecek öpözlü sözler yazılır.  O zarf bir türlü bir yan sıradaki ellere geçirilemez, geçen yıllarda o küçücük zarfın içine türlü türlü öyküler doldurulur. O yan sıraya geçemeyen zarf, artık komşu şehre geçemeyen zarf olur,  ben daha da uzağa gittikçe şirin Anadolu şehrine geçemeyen zarf olarak yerini alır, eski aşklar çekmecesinde…  Aşkın kırmızı kocaman kalplerle, kalp biçimli çikolatalarla, çok sayıda ama tek sayıda kıpkırmızı güllerle  idrak edildiği bu kutlu günde, bitişiğinde oturduğum binada açık kalp ameliyatları yapılıyor. Cerrahlar kim bilir hangi aşktan kalma bir örselenmiş damarı, bacaktan aldıkları başka bir damarla bypass ediyorlar. O zarfı sahibine ulaştırdım ben günün birinde, içindeki öykülerden bir özet yaparak, muhatabı ağladı, ben.., ben bilmiyordum dedi, sanki bilse boynuma atlayıp beni öpücüklere boğacaktı da. Bilmediğin iyiymiş dedim sonra içimden, bildiği halde boyundan bir öpücük vermediği için. Sonra başkalarının aşklarını kutsama devri  oldu bir süre, imrenmeli, başkası hesabına sevinmeli dönemler, öğrencilik mi haytalık mı ettiğimin belli olmadığı şehirde yalın ayak yürürken dalından kopardığım bir limon yaprağıyla, limon yapraklı çay demlemek suretiyle yakın arkadaşlarımın aşkını kutlamışlığım vardır.  Neden sonra dank etti, dedim çayı demleyen sen öpüşüp koklaşanlar onlar, sende de var hormon, akıllı ol olm! Akıllı ol! Bir insan kendine hem akıllı ol diyip he de aşık ol! der mi? Dedim ben hay aklıma sokiiim! Sokiim çünkü aşık oldum. Limon çiçekleriyle, eriklerle, çağla bademlerle,  varoluş amacı bir tür hormon dolaşımı sağlamak olan üniversite çimenlikleriyle geldi aşk. Çarpıntı sahibi, eli ayağına dolaşan, şapşalın teki  oldum çıktım, bu halde bir kızı kendine aşık edebileceğini ummak da ayrı bir salaklık olabilir tabii. Amma ve lakin o içten, sıcak davranışlar her nasılsa filizlendiriyormuş bir aşkı. Bin bir türlü ilginçlik düşünürken ilan-I aşk etmek için, aklıma bir şey geldi. Zarftaki gül yapraklarını özgüven sorunundan dolayı veremediğim kıza vermek istediğim  bu sefer de maddi sorunlardan dolayı veremediğim bir şey kalmıştı başkentimizde. Zaten o başkent nasıl bir kentse, benim aşklarımın da başkenti oldu, baş belası kent! Hemmen gittim, aileye sizi özledim tripleri yapıyorum ama , şimdi burdan bakınca pek çok insanın aptalca, başka pek çok insanın “ay ne romantik” bulacağı bir amaç için ordaydım.   At pazarında, saraçların olduğu yerde, bir gümüşcü dükkanına gittim, orda vakti zamanında gördüğüm mavi taşlı bir kolye vardı, ben onu müzik dersi kızına almaya niyetlenip durdum ama hiç bi zaman parasını denkleştiremedim, ben o kolyeyi alamadıkça mı büyüdü aşkım bilemedim. Kolyeye sahip olamadıkça  “o kolye ki her kimin boynuna asılır o kişi benim sonsuz aşkımdır” düşüncesi gelişti bende.  İşte o beni çimenlerde saçmalatan kıza alacaktım onu ve o kolyeyi boynuna takacak, boynuma sarılacak ve biz sonsuza kadar mutlu yaşayacaktık.Ama o kolye yoktu vitrinde artık, orda bulacağımı umduğum için salaktım zaten de aşık olduğum için salaklığımı örtebiliyordum.Aşkın bu temize çekme hali güzel bir şey. Kolyeci adam seni bi yerden gözüm ısırıyo dedi, vitrine bakan bana, ben içimden, ben de senin  kulağını ısırmak istiyorum aşk katili! dedim ama dışımdan “yaa evet aman da benim böyle bir hikayem var” dedim, konuşmamın yaratacağı duygusal etkiyi pazarlıkta kullanmak amacıyla. Öyle de oldu, kolyeci adam, turist kadını fahiş fiyatlarla başka bir kolyeye yönlendirdi. Bana da çay ısmarladı, içerde bir de hacı amca vardı benimle birlikte çay içen, bir an için hacı amcayla aynı sebeple orda olabileceğimiz olasılığını düşünüp gülümsedim, sonra da korkuya kapıldım, ya o hacı adam aşkı uğruna dervişe dönmüş bir adamsa diye, neyseki sonraki konuşmalardan hacı amcanın dükkan sahibi olduğunu anladım da rahatladım. Benim kolyenin yerinde başka bir mavi taşlı kolye vardı, kafamdan duruma ilişkin bir hikaye uydurdum, madem ki bir başkasına aşıktım o zaman kolye de değişebilirdi. Temel de değişmeyen maviydi işte. Kolye de basbayağı güzel ve oldukça da pahalıydı, kendimi ikna ettim [ sonra kendime bir bira ısmarlayıp kendimi şımarttım ( kişisel gelişimcilere selam çakma cümlesi)].Kolyeci amca kolyeyi karısının yaptığını, onun da bir hikayesi olduğunu diğer parçaların saraydan çıkma antikalardan olduğunu anlattı. Biraz pazarlık, biraz duygusal hikayem, biraz da Mesut’tan aldığım borcun sayesinde kolyeyi aldım. Annemi babamı öpüp, gerisin geriye aşkıma koştum.  Şiirler biriktirmiştim ona, mektuplar, kasetler, hikayeler, ve asıl silahım lapis taştan kolye… Tamamen raslantısal bir biçimde bir akşam onu gördüm sokakta yürürken yanında bir çocukla, çocuğu tanıyordum, tanıdığıma göre sevgilisi olamaz diye düşünerek, kahvaltıya davet ettim onu. Cumartesi de sözleştik. Cumartesi geldi, kahvaltıda ona domatesin hikayesini anlattım, o an için safça hikaye anlatırmış gibi anlattım ama bütün bunlar aslında onu etkilemek için şuursuzca kullandığım şeyler de olabilirdi. Ona domates yedirirken dili işaret parmağıma değdi, o günden sonra işaret parmağımı daha çok sevmeye karar verdim. Sinemaya gitmeye karar verdik, ev arkadaşım çıkarken bi tomar peçete verdi bana, ne lan bunlar dedim, ağbi lazım olur dedi. Göç etmiş olmayı konu alan film çıkışında kendisi de bir göçmen olan aşkım ağlamaya başlayınca, peçeteler geldi aklıma ona verdim peçeteleri, haylaz öngörüme hayran mı olmuştu, bana mı öyle gelmişti, hayır sırf hödük olan ev arkadaşımın verdiği peçeteler sayesinde sevgilim olacaksa hiç olmasın daha iyiydi.  Yemek yiyelim mi deyince gözleri parladı, en azından peçetelerden daha iyi bir hamleydi yemek. Yanında soğan yiyebilecek kadar rahattım, nasıl bir aşksa muhtemel bir öpüşmeyi bile hiç düşünmemiştim. Sonra pasaport kahvesine oturup akşamüstü kahvelerini söyledik. Güneş onun yüzüne vuruyordu, ben sonra kolyeyi çıkardığımı hatırlıyorum cebimden, titrek bir sesle uzun uzun onu nasıl da çok sevdiğimi, ne kadar da çok aşık olduğumu anlattım. Hüzünlü, hayran gözlerle izledi beni, sonra da o yanında gördüğüm bodur adamla yeni bir ilişkiye başladığını söyledi bana. Ne kadar da iyi olduğumu, ne kadar da etkileyici olduğumu vs. daha söyledi ama duyduğumu sandığım bu şeyler de gerçek olmayabilirdi, kendimde değildim zira. Sonra peçeteler geldi aklıma, ev arkadaşıma kalın bir küfür savurdum, peçetelerin asıl anlamına o anda vakıf olmuştum, çünkü. Ona hiç peçete kaldı mı diye soramadım ama, “benim için asıl olan sana olan aşkımı senin artık biliyor olman dedim, ben sana aşığım diye senin de beni…” Aradan çok zaman geçti, pek yanyana gelmek istemiyordum onunla, sonra o bir gün ben başkente gidecekken kendisinin de oraya gideceğini söyledi. Beraber trenle gidelim mi dedi, olur dedim ama gönülsüzdüm, hem kızgındım, hem de ne güzel işleri yoluna koyuyordum, daha az canım yanıyordu, ne gerek vardı tekrar o kadar yakın, hem de yol, hem de tren, şarap da içelim yolda deme olasılığı yüksekti böyle kızların. Nerden baksan risk işte!… Aslında o adamla benim ona aşkımı söylememin on beşinci gününde ayrılmışlardı ama tek bir kere bile ısrar etmedim, tekrar etmedim aşkımı.  Gelemedi benimle Ankara’ya bir sınavı daha olduğu için, ama beni uğurlamaya geldi, bana sarıldı, tren düdüğünü çaldı, beni bırakmadı, tren hareket etti. Sonra trenden atlamak zorunda kaldı, dizi kanadı, benim içim cız etti, gerçi inme bi sonraki durakta inersin demiştim ama o atlayınca aşk hanesine çok şey yazıldı dizindeki yaradan doğru. Sonra geldi ama peşimden, bana aşık olduğunu söyledi hem de Güvenpark’ta ağzımın kenarından öptü beni, buz gibi soğukta. Benden ne istiyorsun diye sorduğumda bunu istiyorum diyerek, aslında daha fazlasını istiyormuş da o gün için ağzımın kenarından öpmüş sonra itiraf etmişti.  Ben reddettim, deli gibi de aşıktım da öfkeliydim nedense benimle oyun oynamış gibi hissettim, uzunca bir süredir bana aşıkmış ama cesaret edememiş, reddedilmekten korkmuş sonra söylemeye karar vermiş. Olmaz dedim inat ettim. Israr etti sonraları da Bir 14 şubat günü beni dışarda bir şeyler yapmak üzere davet etti, konu aramızdakilere gelince, ve  ben onu yine reddedince, zaten ne biçim bir gün anlamadım sanki bütün insanlar beni sinir etmek için eleleler diye söylendi, ben 14 Şubat bugün deyince yemin ederim bilmiyordum, gerçekten bilmiyordum,yani zaten amacım da seni bir ilişkiye ikna etmek değildi, kendiliğinden oldu diye telaşlandı. İşte aşk öyle bir şey ki bugün zorla hatırda tutulması istenen bir günü unutturabiliyor insana. Sonrasında sevgili olduk, doğal olduğu üzere, ben inadımdan vazgeçtim, çiçeklerimiz, çimenlerimiz, arkadaşlığımız, sevgimiz çoğaldı, bir sürü güzel zamandan sonra çok yakışıksız ayrıldık. Şimdi o bütün çirkinlikleri, hayatın gerçekleri olarak sığınılan o kapkara limanların suyunu yazmayacağım.  Sonra ben yine tazeledim aşka olan inancımı, uslanmıyor insan, yara yeri kaşındıkça, kaşıyor, kaçınılmaz bir şeydir belki de, nasıl başladığına değil de nasıl sürdürüleceğine kafa yormalıdır belki, çünkü nasıl başlarsa başlasın güzel başlıyor, herkese tesadüflerle örülü tatlı hikayeler sunmuyor belki başlangıçlar ama her insan kendi başlangıçlarını anlamlı kılacak bir şeyler buluyor. İnancımı  tazeledikten sonra aşık olduğum sevgilim  gerçekten zorlu ve tatlı bir hikayesi olan aşkımız için derdi ki: “Zaten güzel ve anlamlı olan ve hiç bitmeyecek ilişkiler böyle hikayelerle başlayanlardır.” Ben bu seferinde mutlu sonsuz masalın içindeyim dedim kendi kendime. Hiç bitmeyen bir yolu yürüyecek gibiydim, bu kadar tesadüfün bu kadar farklıyken ortaklaşmalar olur şey değildi.  Çok sevdim, ço kalpten, hiç açık vermeyecek biçimde, ve belki de ilk defa sevilmeyi bu kadar çok umursadım.  Sonunda ben bugün sürprizle dolu bir sevgililer günü planı yapmak yerine bunları yazmakla meşgulsem anlaşılacağı üzere o güzel hikayeli aşk da sonunu buldu. Kendi sonunu aramadı ama ondan eminim. Lakin yenildiği noktayı az çok düşündüğüm zaman, o tatlı günleri, saf duygularla beslenen hayranlıkları, ferah kokuları, hayalleri ve düşleri çağırasım geliyor. Çünkü insanların birbirine teması git gide  sığlaşıyor. İlişki biçimleri bulanıklaşıyor.  Herkes birbirini çözümlemeye çalışıyor,  herkesler yemek tarifi verir gibi  ilişki tarifleri veriyor, -meli, -malı diyerek gereklik kipinde cümleler kuruyor, birileri birilerini kolayca tüketiyor, aldatıyor,  çok sevmiş gibi davranıyor, içinde “pretending” kelimesi geçen &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=CtxA_MP-9oE"&gt;“Did you really want?”&lt;/a&gt; diye sorduran bir başlangıç şarkısı yüreği burkabiliyor. Sevgiliniz  için değeriniz, mesafelerle, başkasını bulma kolaylığıyla, o benim aklımın ermediği , ya da ermese ne olur ki dediğim “hayatın gerçekleriyle” azalabiliyor, yok olabiliyor. Bozulan şeylerden sonra sorular çoğalıyor, çoğalan sorulara aldığınız yanıtlar, gün gün daha karmaşıklaşıyor. Anlamsız cevap arayışları  çoğaldıkça aslında bir sonu görür gibi oluyorsunuz, bütün konuşmalar bir seni sevmiyoruma dönüşüyor.  Belki de ben gerçek denen şeyden kopuk bir aşk algısına sahip olmayı tercih ediyorum, bir masal uydurup onu yaşamak istiyorum,  o da olabilir. Çünkü o sana böyle yaptıysa aslında o budur, bu da bunu gösterir zaten,orda da öyle olduğuna göre  hoop e bitmiş işte kızııım!, malsın olm sen! Ordan da şöyle davranırsan sana ilgisi sürekli kalır, kıskandıracaksın, tatkikler, stratejiler yapacaksın, çok sevmeyeceksin, bağlanmayacaksın, hastalıklı bir sevme biçimin var, zaafların var, saplantı senin halin, hayat devam ediyor benim halim. Seveni skerler  vs. vs. ve daha anlaşılır ya da  daha karmaşık, ya da  daha doğru olanlarına da, o çoğunluğun gerçekler dediği şeylere  belirgin bir öfkem var. Belki büsbütün doğru olduklarındandır öfkem, bu da olabilir. Agnostik bir bakış açısı diyebiliriz bu hale. Bütün bunlar birilerinin hayatlarının gerçekleri olabilir, herkesin gerçeği kendine.. Ben gizli bildiğimde inat ediyorum içten içten. Çünkü inanıyorum ki bütün bu neden cümleleri aslında bir tür sevgisizliğin sonuçlarıdır ve üretenlerin, kuranların  vicdanlarında, aynalarında bir şekilde karşılarında durur, hatta o kişisel aynaların içinde bir yerde kendimin de durduğunu düşünürüm, ama bu güne kadar ispatlanamadı bu düşüncem, ispatlanmasını da beklemiyorum.  Bir zamanlar adlarıyla tamamlanan boşluklar, sonradan yokluklarıyla tamamlanır hale gelir. Hayatı yaşanır kılmak üzere bildikleriniz bile anlamsızlaşır, doğrudurlar, herkesler gibi sevgiliniz de bilir ama herkese bir yanıt gerekir, kendini temize çekmek, hatalardan arınmak için bir yer.&lt;br /&gt; Neyse…&lt;br /&gt;Bugün aşk, &lt;br /&gt; Güzel birlikteliklere vesile olmayan aşkların, en azından yakışıklı ayrılıkları hakettiğini düşünenlerin yanında dursun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-2144680252418080440?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/2144680252418080440/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2011/02/herkeslere-daha-kucuk-eski-asklar_14.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/2144680252418080440'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/2144680252418080440'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2011/02/herkeslere-daha-kucuk-eski-asklar_14.html' title='Herkeslere daha küçük eski aşklar çekmecesi, daha büyük yatak odaları…'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-8117505912305048213</id><published>2011-02-08T16:55:00.002+02:00</published><updated>2011-02-08T17:03:00.014+02:00</updated><title type='text'>ne türlü olasılık.</title><content type='html'>Rakı kokusunun, tek bir dal sigaranın kokusuna karıştığı, adının epey uzağındaki evim… Annem, babam, kardeşim, özlenmişler. Hemen hiç tanımadan, neredeyse sesini hiç duymadan, parmak parmağa söyleştiğimiz uzayan gecelerden doğru benim özlediğim, yüzü, büyümüş gibi davranmaktan yorgun halleri, susup durup bir anda patlayan telaşlı kederi, temkinli  “bence”lerin sahibi, anlamadığı zamanların sessizce güleni, en çok da adı, gitmiş o soğuğu keskin  şehre. Ta başından yol düştü önüme, o örtülü benim, ben açıktan onun, ikimiz birden olasılıkların peşine düştük sonra. Benim o Akman’da sahlep içmeli şehrimde, severken çok olduğum şehirde, severken en çok olduğum, O!&lt;br /&gt; Neresinden başlamalı şehre, belki benim eksik bıraktığım yerlerden, “bugün”  tesadüflerle örülü bir film tamamlıyor o eksikleri…&lt;br /&gt; Buzlanmış apartman girişini gördüm, tuz ve küreği kuşanıp kardeşim düşmesin diye, babamın da zoruyla ,o buzları temizlediğim günler geldi aklıma. Sonra “dikkat et mola yerlerinde yıkanan otobüslerden etrafında biriken sular  buz olur bu mevsimde,  bir güneyli için alışılmış değildir, düşmeyesin” deyişim. Daha da sonra aklıma, binbir çocuk düşüyle yürürken, kayıp yere düşüşlerim geldi. Hiç aklında yokken böylesi düşmek…Avuçlarının içi yanıyor insanın, el bilekleri ağrıyor.&lt;br /&gt; Üzerinde düşününce, olan bitenin  düşmeyi aklından geçirmezken kendini yerde bulmaktan pek de farkı yok. &lt;br /&gt; Telaşlı, heyecandan basiti karmaşığa dönüştüren aklın engellerine takıldıktan bir süre sonra, O’nla buluştum, biraz zorlayarak, biraz diklenerek, ama samimi, ama içten. Hep gülüşü, heyecanlı şaşkınlığı, ne yapıyoruz acaba biz halleri... Yoğun gürültü altında durmaksızın sohbet etmeye çalışmak, bir şeylere ayak direyeceğimizin,  engelleri yok sayacağımızın işaretiydi bana göre, her neyse o an için aramızdaki, güçlüydü. Bütün benliğini teslim etmek ister gibi karşılıklı bakışlar, anılar, hikayeler, gülmeler, basbaya yakındık işte, bir zaman parmaklarımızın anlattıklarını gözlerimiz, konuşmalarımız anlatıyordu. Parmaklarımız bir süre bizi izlediler, görevlerini yerine getirmenin huzuruyla. Sonra içimizdeki ateş büyüyünce, o ateşi kontrol altına almak da parmaklara düştü.  Birbirimizden birer parça koparıp geceye götürmek istermiş gibi  sarılarak vedalaştık o gece. Ben yolda bile bir türlü gidemediğim ve bir türlü çenemi tutamadığım için aynalardan söz ettim ona, o da bana benim aynam sensin demişti. Sabah olsaydı ya hemen, acaba ayılınca da böyle mi olacaktı? Annemi, babamı, kardeşimi daha çok seviyordum durduk yere. O soğuğu keskin şehir, oyunlar oynuyordu yine, ciğerim yansın istiyordu besbelli, ben eksik bir şeyler var burda derken, o bendeki eksik parçayı gösteriyordu bana “aşk!”&lt;br /&gt; Soğukta ve güneşte aynı anda buluşmak, açık hava, neşeli ben, biraz daha kontrollü o, elini kaçıran o  elini kaçırmasına bozulan ben , elini uzatan o , koluna uzanan ben. Ne desem yok ya ne gerek var şimdi diyen ama benim türlü şaşkınlıklarıma gülen de O. Zor başından belli zor, ama tatlı, Nar gibi tatlı ama, bal gibi değil… Nar suyu kavgası, su parası, sakız savaşı, kitapçılar, yolda karşımıza dikilen sokak şairi, yerde tıngırdayan bozuk paralar, arşınlanan sokaklar, üstü yeşil, içi kırmızı ben, kırmızı siyah genç O. &lt;br /&gt; Oturup söyleşmesi ne güzel, hem aşık hem akıllı olmak zor, hakikat zor, sarı halkaları ben hiç tanımıyorken daha da zor. Elinin, elimin peşinde olması güzel ama, beni dinlerken kendini bana kaptırması daha da güzel.  Bir oyun, bir oyun daha, tatlı… Bir ciddiyet, bir güçlük, bir engel daha, zor ama biz zaten gürültülü yerlerde sohbet etmemiş miydik ilkin ve sonra sakin yeri bulmamış mıydık?  Öyleyse vardı her şeyin bir çaresi, bulurduk biz. Taa en başından, yani 12 saat bile olmamış belki ama başlangıç durumuna hassas bağımlıyız en azından.  Daha erken bir veda, koşturmacalı öpücükler, iyiden iyiye birbirine karışan iki insan. Tedirginlik geldi vedayla birlikte, kalbimden geçen o cümleyi kurdum: Sen gidince neye karar verirsen ben seni anlayışla karşılarım. Benzer bir cümleyi bir filmde “bugün” duymak, en azından “Olasılığa inanmak, aşka inanmaktır!” dediğim günleri getirdi aklıma, gülümsetti beni. Gitti , sevdi beni, onun için bugündür başlangıç, gittiği ve sevdiği gün.  O gitti ben sevdim  sonra… Sonra ben yine sevdim ve  ben gittim, o dur demediğine göre...&lt;br /&gt; Başlarken yaptığımız doğrular hep çoktu birbirimiz için bir doğru, bir doğru daha, susayınca nar suyu, gazoz, acıkınca canımız ne çektiyse, minik minik köprülerde öpüşmeler, gitmeler, gelmeler, görüşmeler, hayalden ziyade planlar, ama kısa zaman sonra meramını  anlatamamış, hakettiği saygınlığı bulamamış,  hafife alınmış, bir şeylerin eksik olduğu o şehirdeki  gibi bir şeylerin eksik olduğu yazların da eksilmekten üşüdüğü  bir şeye dönüşen “aşk!” Yani  ‘ ( …)  Öğrenmez ama öğretir mutluluğu Bizim sevdamız da öyledir, iyi şiirler gibi Biraz da herkes içindir. Ve gelinciğin ikinci tadına benzemeli Var eden kendini birincisinden Yani bir sevdayı sevgiye dönüştüren(…)’ beklentimdi, her zaman olmuyordu. Hakikat neyse o geldi başımıza belki, hakikat olan başlangıç durumuna hassas bağımlılık olsaydı, bugün bu tesadüf belki de ağlatırdı beni. Çünkü bizi dönüştüren hakikatin kendisiydi, hayallerine yer vermeyenlerin gerçeği çoktur. Bizim de çoğaldı işte Ve,&lt;br /&gt; Bütün hevesler gibi bu da &lt;br /&gt;neyse…&lt;br /&gt; diye bitti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-8117505912305048213?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/8117505912305048213/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2011/02/ne-turlu-olaslk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/8117505912305048213'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/8117505912305048213'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2011/02/ne-turlu-olaslk.html' title='ne türlü olasılık.'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-8541842382859901129</id><published>2010-12-14T04:04:00.000+02:00</published><updated>2010-12-14T04:05:03.135+02:00</updated><title type='text'>Ilık içmeyiniz!</title><content type='html'>Yine soğuk, yine sabaha karşı, yine çalışıyorum, dışardaki is kokusuna karışan yağmurun hatıratı, işler bittiğinde yüreği hafifçe  burarak gelip, duruyor böyle zamanlarda.  Asimetrik duygular  “var”lığımızın doğasındandı, o hatıratın devrinde, sezilemeyen zıtlıklar da, sevilebileceğime inanma gereksinimim de.  Başıma gelen iyilerle kötülerin de bakışımı yok gibi, is kokulu gecelerde  hakça durumları aramak, sormak başlı başına bir zırvalamadır belki. “Nalbant olmayan şehirde, aşk atına nal”  soran bir kişinin hakkı olarak ona verilen yüksek olasılıkla bir haksızlık olacaktır.  Dünya tam da böyle bir yer olmalı, kurulmuş en karmaşık sınav düzeneği, tuzaklarıyla, zorla kurulmaya çalışılan adaletiyle,  vefası olmayan bir tercihler labirenti.  Tüm bunların içinde o buruk kalbimin vuruşlarında bir kuşun kanadının altında gizlenmiş sıcaklığa benzer gülümsemelerin müziği var.  Bu da benim karmaşam herhalde. Bir tür uslanmazlık, dersini almazlık. Aramak, sormak, sorgulamak, uğraşmak, süzmek, kaymak, düşmek, şapa oturmak, hançer çıkarmak, acıya gülmek, dün ağladığınla bugün dalga geçmek. Sıcak içilen bir şeydiyse eğer şimdi benim aklımdan geçen,  onun yokluğu onun soğumuş olmasıdır.  Katılaşarak cisimleşmiş bir yokluk. &lt;br /&gt;Zaman içinde ince bir sızıya dönüşen kalbim “var”lık soğumasın diye çabalasa da bir tür asimetriden kaynaklı “var”lık sadece ılıyabilir. &lt;br /&gt;Ne deyim?&lt;br /&gt; Yok etme çabasının başarısız olduğu yerde çoğalır varlık.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-8541842382859901129?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/8541842382859901129/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/12/ilk-icmeyiniz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/8541842382859901129'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/8541842382859901129'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/12/ilk-icmeyiniz.html' title='Ilık içmeyiniz!'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-6450492339020033080</id><published>2010-12-09T14:23:00.001+02:00</published><updated>2010-12-09T14:25:42.543+02:00</updated><title type='text'>otobüs camındaki yüz, bir düşten daha fazla bir şey değildi.</title><content type='html'>Akşamüstü saate bakıyorum .Biraz erken çıksam, vursam kendimi yola. Beş saat sürse yol, ama yok yavaş gitmeli hep hiç dönmeyecekmiş gibi sarılmak için ona sürülen yol bu. Burda yol iyi, biraz hız da iyi. Dışarda serinlik, içerde yorgunluk. Bacaklarım huzursuz, gözlerim uykusuz.  Sigarayı yokuşa saklıyorum. Dere yok, tepe çok, yol ıssız. Sevdam da öyle mi? Bir düşle ayılıyorum kurtulmak için korkumdan.  Taze, koyu siyah kokusuyla onun. Serinlik içerde şimdi, yorgunluk dışarda. Bir şey unuttum mu acaba?  Onu gülümsetecek, sevindirecek şeyler yanımda, aklımda. Gözlerinden mi öpsem, boynundan mı, önce? Biraz daha türkü iyi 'ayrılık hasretlik kar etti cana'  Ben kendi bildiğimi, duyduğumu bildirebildim mi acaba, hevesim, meramım onunkilere denk düşüyor mu? Bir düş daha geldi durdu ayıldım yine düşe. Berberin tuttuğu aynaya gülümseyen yüzüne.  Ellerim terli bedenim kirli gitgide. Yaklaşınca durmalı değiştirmeli üstümdekini. Donuk ve büsbütün yalnız hissettiğim kentine yaklaşıyorum. Yol kısaldıkça, hasret büyüyor. Son kere telefon açmasam meraklanır mı acaba? Ne zamandır böyle şeyler düşünür oldum ben? Hep merakta olması gerekmez mi zaten? Tamam ben seviyorum da o da beni seviyor mu gerçekten, dün sevdi belki , ama bugün? Yarını sormaktan korkuyorum. Başka düşler kurmalı hatırlamalı onun sevgisini, kurduğu altmış yaş düşünü, bize tasarladığı evi mesela. Ama bunlar uzak düşler, yakında ne var, yakında sevda kararıyor, bunu biliyorum, görüyorum. Yakının düşü ne? Yakının düşü onun yüzünde, sesinde, ben o sebeple yolda değil miyim?   Dileğim çok , kabul olurlar mı bilmem ama en çok ne yaşarsak yaşayalım hiç olmazsa insanca olsun. Acıdan zulümden uzak olsun. Sevdim demiş olmanın da asgari şartı bu değil mi?  Kapı başka çalınmalı, kapıya başka çıkılmalı. Dik durmalı, pırıl pırıl bakmalı, bütün gövdem, benliğim ben geldim demeli. Sevildiğini duymalı ellerim, sağırlaşan ellerim. Her söz bir boşunalık, her davranış suni teneffüs gibi duruyor şimdilerde.  Güzel olan tek şey, yaşanılanın, düşlenenin anlatılış biçimi. Bir kaç düş daha sonra tarçınlı şehirden, şaraplı şehre çizilen yol kadar, güneyli çimlerde bir öpücük kadar, bir de sadece aramızda anlaşılabilecek, konuşulabilecek olanlar… Ayılmasam iyi.&lt;br /&gt;        Ismail&lt;br /&gt;        Şubat, 2010.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-6450492339020033080?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/6450492339020033080/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/12/otobus-camndaki-yuz-bir-dusten-daha.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/6450492339020033080'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/6450492339020033080'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/12/otobus-camndaki-yuz-bir-dusten-daha.html' title='otobüs camındaki yüz, bir düşten daha fazla bir şey değildi.'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-309598029358571628</id><published>2010-11-24T01:17:00.000+02:00</published><updated>2010-11-24T01:18:25.451+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>yollar uzak ay bedir&lt;br /&gt;sırtımda gümüş hançer&lt;br /&gt;yürürüm de ölemem&lt;br /&gt;kan damlatır karanfil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;usulca mavi bir kar&lt;br /&gt;kara geceye düşer&lt;br /&gt;tutuşur fundalıklar&lt;br /&gt;gelir kalbimi yakar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gün olur belki öper&lt;br /&gt;ay ışığı acıyı&lt;br /&gt;o yaralı cerenler&lt;br /&gt;yanık sulara iner.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yollar uzak ay bedir&lt;br /&gt;sırtımda gümüş hançer&lt;br /&gt;yürürüm de ölemem&lt;br /&gt;kan damlatır karanfil&lt;br /&gt;BA.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-309598029358571628?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/309598029358571628/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/11/yollar-uzak-ay-bedir-srtmda-gumus.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/309598029358571628'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/309598029358571628'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/11/yollar-uzak-ay-bedir-srtmda-gumus.html' title=''/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-5099221407587597323</id><published>2010-11-13T10:53:00.001+02:00</published><updated>2010-11-13T10:53:41.406+02:00</updated><title type='text'>z</title><content type='html'>Önce bir ellerin vardı yalnızlığımla benim aramda&lt;br /&gt;Sonra birden kapılar açılıverdi ardına kadar&lt;br /&gt;Sonra yüzün onun ardından gözlerin dudakların&lt;br /&gt;Sonra her şey çıkıp geldi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir korkusuzluk aldı yürüdü çevremizde&lt;br /&gt;Sen çıkardın utancını duvara astın&lt;br /&gt;Ben masanın üstüne kodum kuralları&lt;br /&gt;Her şey işte böyle oldu önce&lt;br /&gt;cS&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-5099221407587597323?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/5099221407587597323/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/11/z.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5099221407587597323'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5099221407587597323'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/11/z.html' title='z'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-3098889533346662529</id><published>2010-11-09T16:16:00.001+02:00</published><updated>2010-11-09T16:16:33.979+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>ne gece yarısi bir hastane koridoru&lt;br /&gt;ne yazının yüzünde bir başınalık&lt;br /&gt;bu kapanmış kapıları &lt;br /&gt;bir daha çalınırlar mı diye&lt;br /&gt;beklemenin sesi&lt;br /&gt;Yanıtsız, öfkesiz, kaskatı&lt;br /&gt;durmanın sesi&lt;br /&gt;ismail&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-3098889533346662529?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/3098889533346662529/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/11/ne-gece-yarsi-bir-hastane-koridoru-ne.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/3098889533346662529'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/3098889533346662529'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/11/ne-gece-yarsi-bir-hastane-koridoru-ne.html' title=''/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-5516962796392637643</id><published>2010-11-08T00:44:00.002+02:00</published><updated>2011-03-18T13:25:16.857+02:00</updated><title type='text'>B.</title><content type='html'>senin bana ne olduğun&lt;br /&gt;benim sana ne dediğimdi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;düştüğümü gördüm&lt;br /&gt;sıçradım, yere çarpmadan&lt;br /&gt;ben korktum&lt;br /&gt;sevdama ölüm beğenmekten&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yola yazgılı&lt;br /&gt;bir eksik sevdanın izinde&lt;br /&gt;yorgun, telaşlı gözler&lt;br /&gt;kırılıp kaç kere&lt;br /&gt;öldüler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hep bildim de&lt;br /&gt;inandığımı,&lt;br /&gt;hiç inanmadım&lt;br /&gt;bildiğime &lt;br /&gt;boğazıma dizilen hevesle&lt;br /&gt;döndüm yolu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çevrilen yüz&lt;br /&gt;Kaçırılan göz&lt;br /&gt;Sakınılan söz&lt;br /&gt;Öldürür sevdayı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa sevda&lt;br /&gt;intiharı&lt;br /&gt;yeğ tutardı&lt;br /&gt;cinayete&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsmail&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-5516962796392637643?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/5516962796392637643/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/11/b.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5516962796392637643'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5516962796392637643'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/11/b.html' title='B.'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-6541975484717429417</id><published>2010-11-03T10:28:00.002+02:00</published><updated>2010-11-03T10:29:33.378+02:00</updated><title type='text'>Ruhu yerinden Söken, Ölümün büyük Kardeşi ve Aşık için Zorunluluk, Sevgili için Ufak iş.</title><content type='html'>Serin kül kokusunda, bir bilgisayarın karşısında, iki büklüm, bir sevdayı hatırladım bu akşam.&lt;br /&gt;Kül olmuş başka varlıkların kokusunda, yanan seslerin türküleriyle kül olduğunu hatırladığım, kendi ölümüne giderken değişen, büyüyen acıyla tarif edilen, sevdamı.&lt;br /&gt;Çilekle anılan bir sevdanın acısı nerden kaynaklanır? Eksik kalanlardan ve kötülükten. Acımın kaynağındaki eksiklik hep peşinden koştuğumdu, hiç tam olmayacağını bile bile  özgürlüğümü ellerine teslim ettiğimdi, kendimi hiç kazanmış saymayacağım için kaybetmekten korkmadığımdı, aşktı ve acının tadıydı.  Ya kötülük? Binbir türlü hali var onun. Can yakan da odur. İyiliği, ahlakı teslim alır, iyi dediğimiz şey bir yanını kaybeder, yabancılaşır, anlam değiştirir, bilemediğim başka bir yerde başka bir anlam bulur kendine. Yapışır ruhlara kanser gibi. Sarsar o ruhları bir süre, ve kötülüğün içinde dağıldığı ruhlar, kendine yenilmemek için, masum saydığı tercihleriyle, vicdansızlığın yumuşak, vaadkar, pofuduk kucağına bırakıverir kendini. Kendini temizler, iyiliğin kayıp yanını azımsar, hafifler.&lt;br /&gt;Olmamış öykümün kederiyle, olması gerekene susamışlığımla, eksiğin tama yaklaştığı dengenin düşündeyim. Eksikliğim bütün eksiklere dağılarak diriliyor, ve arıyor kendi mutluluğunu. Birlikte var olamadığına fısıldıyor: iyilik, doğruluk, vicdan, çaba, umut, sevgi…&lt;br /&gt;Ve&lt;br /&gt;Bütün bahçeleri onda topladığım, bütün zamanı gülümseyişine saydığım kendi gerçeğim.&lt;br /&gt; Sevmese yok!&lt;br /&gt; Sevse kül.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-6541975484717429417?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/6541975484717429417/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/11/ruhu-yerinden-soken-olumun-buyuk_03.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/6541975484717429417'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/6541975484717429417'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/11/ruhu-yerinden-soken-olumun-buyuk_03.html' title='Ruhu yerinden Söken, Ölümün büyük Kardeşi ve Aşık için Zorunluluk, Sevgili için Ufak iş.'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-6231786328041985920</id><published>2010-10-12T00:19:00.003+03:00</published><updated>2010-10-12T08:31:20.681+03:00</updated><title type='text'>öykü hep nereye çıkar</title><content type='html'>"Ben sizi nasıl da ağır, nazlı ve dur bakalım sevdiydim.&lt;br /&gt;Ben sizi sahrada yağmurları bekler gibi beklemedi miydim?"&lt;br /&gt;bK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonraya, bilinmeyene&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;sonra birgün çıktı geldi&lt;br /&gt;bütün kapılar yerini buldu&lt;br /&gt;önce gözlüklerini çıkardı pencereye koydu&lt;br /&gt;çantasından sigara paketini çıkardı koydu&lt;br /&gt;yalnızlığını çıkardı koydu&lt;br /&gt;o zaman bütün aşklar bütün bulutlar geçti aklından&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adı kimseye lazım değil&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;tuttu ay ışığını parçaladı&lt;br /&gt;her sokağa birer parça dağıttı&lt;br /&gt;o tanrı mıydı sanki -haşa-&lt;br /&gt;ama gönlü öyle istedi öyle yaptı&lt;br /&gt;o zaman bütün aşklar bütün bulutlar geçti aklından&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adı kimseye lazım değil…&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu işte birşey var anlamadım&lt;br /&gt;Körpe kadınlar basık odalarda mı, dursun&lt;br /&gt;Hoyrat gemiciler uzun seferlerde&lt;br /&gt;Darağacında bir adam mı dediniz, dursun&lt;br /&gt;Yeraltında gizli sandık mı, dursun&lt;br /&gt;Bahçeler, dursun kızlar, dursun&lt;br /&gt;Anlattıklarım, anlatamadıklarım, anlatamayacaklarım&lt;br /&gt;Senin yakanda bir el mi var dediniz, dursun&lt;br /&gt;Dursun,&lt;br /&gt;Ben şimdi gelirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;tU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben de&lt;br /&gt;bir inansaydım ayaklarının gerçekliğine&lt;br /&gt;sonu olmayan sevmeler, bağlanmalar&lt;br /&gt;ah inansaydım ayaklarının gerçekliğine&lt;br /&gt;menzil nasıl alınır &lt;br /&gt;bilirim, söylerim&lt;br /&gt;ah söyler de inandıramazsam&lt;br /&gt;sonra&lt;br /&gt;dağ gibi sevendim&lt;br /&gt;desem de&lt;br /&gt;ne çare&lt;br /&gt;..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-6231786328041985920?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/6231786328041985920/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/10/oyku-hep-nereye-ckar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/6231786328041985920'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/6231786328041985920'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/10/oyku-hep-nereye-ckar.html' title='öykü hep nereye çıkar'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-7733032248021984278</id><published>2010-10-10T23:02:00.003+03:00</published><updated>2010-10-10T23:39:54.212+03:00</updated><title type='text'>eksik yaz</title><content type='html'>aklımda yaradır&lt;br /&gt;durur, kanar&lt;br /&gt;yazlarımızı eksilten&lt;br /&gt;adını hiç koyamadığım&lt;br /&gt;beni bir var bir yok eden&lt;br /&gt;her neyse o&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben seni beklerken,&lt;br /&gt;yeşile sevgimi yitirmemecesine,&lt;br /&gt;seni uzağıma koyan&lt;br /&gt;anlamsız cevap.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben, sana gelmeyi düşleyerek&lt;br /&gt;eksiltirken günleri&lt;br /&gt;çoğaltırken&lt;br /&gt;beni sana getirecek şeyleri,&lt;br /&gt;o her neyse,&lt;br /&gt;bana sadece&lt;br /&gt;bir kışı, bir baharı, bir yazı&lt;br /&gt;özleten &lt;br /&gt;beni yarım bırakan&lt;br /&gt;ayaklarımı senden kesen&lt;br /&gt;yüzümü, yüzünden kovan&lt;br /&gt;kapıcı karısını sevindiren&lt;br /&gt;mor çiçekli porselen yemek takımı&lt;br /&gt;ve daha&lt;br /&gt;her neyse o&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dudağımda yaradır&lt;br /&gt;yanar, kanar&lt;br /&gt;karadut rengi bir öpücük&lt;br /&gt;bana bir kışı özleten&lt;br /&gt;ben kareli gömlek, sen el örgüsü hırka&lt;br /&gt;biz atkı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;buz, sokak&lt;br /&gt;hız, nar&lt;br /&gt;rüzgar, yol, ben&lt;br /&gt;düşlerde kalan&lt;br /&gt;şapka ve şiir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kalbimde yaradır&lt;br /&gt;kısırlığı baştan kabul edilmiş döngü&lt;br /&gt;içimi sıkan&lt;br /&gt;sınanmaktan, eksiği aranmaktan&lt;br /&gt;bitiremediğim cümlelerim&lt;br /&gt;yetiremediğim sevgim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oyunun zor yanı sen,&lt;br /&gt;hep yanan ebesi ben&lt;br /&gt;erken koparılan,dalında bırakılan&lt;br /&gt;hep zamansız dalından  olmuş heves&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben&lt;br /&gt;sevgim sevgini uyandıramadığı için&lt;br /&gt;üzüldüm eksik yazlar boyu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ismail&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-7733032248021984278?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/7733032248021984278/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/10/eksik-yaz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/7733032248021984278'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/7733032248021984278'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/10/eksik-yaz.html' title='eksik yaz'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-7199547787747719560</id><published>2010-10-07T23:13:00.003+03:00</published><updated>2010-10-07T23:17:34.665+03:00</updated><title type='text'>bir vardı, yok gibi</title><content type='html'>sanıyordum ki ağlarım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu hatıra serinliği&lt;br /&gt;bu yağmur&lt;br /&gt;şimdi rüzgarın mı geçti burdan&lt;br /&gt;bundan mı&lt;br /&gt;yalnızlıkların en çok üşüteni&lt;br /&gt;gelseydi ellerin, sesinin peşinden&lt;br /&gt;dursaydı yüzümde&lt;br /&gt;gecenin yarısı kadar konuşup&lt;br /&gt;diğer yarısında yürüseydik İzmir'i&lt;br /&gt;soğuk da çeker giderdi belki&lt;br /&gt;mutlu saçlarının konuşkanlığına karşı &lt;br /&gt;gülümser, susardım&lt;br /&gt;sanıyorum ki ağlardım&lt;br /&gt;ve yazarken&lt;br /&gt;sanıyordum ki ağlarım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ismailT&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-7199547787747719560?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/7199547787747719560/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/10/bir-vard-yok-gibi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/7199547787747719560'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/7199547787747719560'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/10/bir-vard-yok-gibi.html' title='bir vardı, yok gibi'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-3657828172507626980</id><published>2010-10-07T11:36:00.002+03:00</published><updated>2010-10-07T11:42:45.857+03:00</updated><title type='text'>Bugün yağmur yağsın</title><content type='html'>Akıl pinpon topu kadar kalır bazı zamanlarda, düşünmekten, sormaktan, kötü talihe lanet etmekten, şöyle olsaydı, böyle olsaydı simülasyonlarından. Duygu  saçmalaşarak, yabancılaşarak  sahip olur tüm “ben”liğe. ( zaman zaman saçma  sanarız duyguları, özellikle anlatamadığımız, bildiremediğimiz, duyuramadığımız duygularımızı. Doğrudan duymasını beklediklerimizin, yüzünde, gözünde, sözünde okuruz bunu ve duysa bile varlığı dışında her şeyi kifayetsiz kalan eş dost arkadaşın, “hı hı”, “anlıyorum, ama…”larında. ). Bu karşılanmama durumundan kaynaklı: duyguların sinsice tasarılarla aklınıza saldırdığını sanarsınız. Sanki duygularınız hesaplı planlı biçimde sizi aptal yerine koymak için fırsat kollamıştır ve hedefi pinpon topu kadar kalmış aklınıza aptalın teki olduğunuz düşüncesini ürettirmektir. Sonunda bu amaç gerçekleşir ve aptalın tekiyim dersiniz kendinize.  Duygu ve düşünce ilişkisindeki yumurta tavuk ilişkisine benzer  yer değiştirmeler sırasında oluşan  kısa devreler olabilir; kişideki cozurdamalar bu ilişkideki karmaşadan kaynaklanabilir.  Bu karmaşa gerçekleşirken kendimizle veya başkalarıyla giriştiğimiz tartışmalar, atışmalar, laf ebelikleri ne yazık ki kaçınılmazdır. Zaman geçer, olan biten yerli yerine oturur, zihin güzel bir manzaraya bakarmış gibi açılır ve hiç göremediğiniz dokunamadığınız yerleri buluverirsiniz.  Dönüp durmaktan, çarpıp çırpınmaktan bitkin düşmüş akıl ve duygu açılmamış başka kapıları keşfeder  özellikle tüm kapılarını açtığını  sandığı yerlerde, gerçekleşir bu keşif. Kişinin hafızası güçlü ve zihninde desen tanıma yetisi gelişkinse “flashback”ler kaçınılmazdır.  Bu tam olmasa da belli ölçülerde yerli yerine oturan zihin meselesinde,  birikmiş, işlenmiş beğenilerin ve beklentilerin eseri olarak bir duygunun filizlendiğini ve yukarıya doğru yöneldiğini farkederiz, o duygu büyüme heveslisidir ve düşünceden, davranışlardan beslenmelidir, hem siz hem karşılayanı beslemelidir başka bir deyişle duyguların da dengeli beslenmeye ihtiyacı vardır. Sözle ve bedenle sergilenen davranışlar, düşünceleri, düşünceler duyguları değiştirir, dönüştürür, büyütür ya da eksiltir. Sade sade bakılması,sakınılması, gözetilmesi gereken, "el üstünde tutma"nın bölüşülmesi gereken, işlerin rast gitmesine aracı olacak yer burasıdır belki de. Başlangıçta direngendir duygular, hayra yorar “anyway” der kulağının üstüne yatar, şanstır burası ya gerçekten “anyway”lik bir durumdur ya da istenmeyen durumdur.  İstenmeyen durum da kendinizi aptal yerine konmuş hissettiğiniz andır ve “anyway”lerin sayısıyla yakından ilişkilidir.  Duygu ve düşüncelerinizle girdiğiniz savaşlar, hak arama mücadelesi, anlatma çabası, Bağdat’tan dönen yanlış hesaplar, kirlenen duygular,  kararan düşünceler, tamiratlar, tadilatlar, ucuzlayan davranışlar, bayağılaşıp bayatlayan düşünceler, sözün tükenmesi, ve dengesiz beslenmenin kaçınılmaz sonuçları çoğu zaman herkesler için “gerçek” olanlardır.  Bütün bunlar gerçekleşirken, size gerçeği anlatma çabasına girişenler de olur, “ bak aslında” yönlendirmeleri ve bir dolu başlangıç durumundan uzaklaşmış saçmalık işte. Saçmalık aslında başlangıç durumundaki duygu ve düşünceler değil, onların yol alırken maruz kaldıklarıdır ve “maruz kalmak” eylemi çoğunlukla radyasyonla birlikte kullanılır. Tüm bu duygu düşünce etkinliklerinin temelinde de sevgi duygusu ve sevgi fikri vardır bana göre.  Sevgi başka duygu ve düşüncelerle karışır kimi durumlarda hazla ve yararla karışır mesela, haz sevgiye oranla daha kolay alınır verilir, haz daha çok sunulur piyasaya, sevgi arasan bulunmaz bile olabilir, hazzın sindirimi kolaydır bkz. çikolata, meyve. Sevgi proteine benzeyebilir, daha çok yorar bedeni, teey aminoasitlerine ayrışıncaya kadar. Haz bütünlük gerektirmez, sevgi “solid &amp; compact” olunca güzeldir. Haz öğrenmek için çaba istemez, sevmek öğrenilir , biraz ya da tam, ama öğrenilir, ya da öğrenil-e-mez. Bu iki güzelden biri diğerinden daha zorludur diyebiliriz kısaca.  Yarar işlerin rast gitmesinde, yolları taşlardan ayıklamakta iyi bir yardımcıdır ama hayatın kendisinin, milyarlarca değişkene bağımlı olmasıyla birlikte, cennet bahçesi olmadığını çok önceleri öğrendiğimiz için yarar da bi yere kadar. Yarar sağlanır! İnsan gözünü budaktan esirgemez olur o yararı sevgisine (esas olana) sağlamak konusunda. Yarar tek başına sıkça talihtir, her zaman gülmez, sevgi hiçbir şey kalmadığında bile gülebilendir. Yarar da sağlanmak için çaba ister ama sevgi kadar çaba gerektirmez, sevgi kadar geri dönüşü de yoktur. Çok yarar sağlamışların, hiç bir şeyim yok demeleri, yok satmaktadır dünyamızda. Ve daha bir sürü şey işte.&lt;br /&gt; Yağmur sevmelere aracı oldu diye yağmur yağsın istiyorum bugün.  Yağmuru yağdıran benim, insanım ve tanığım pek çok şeye, başka da bir şey yok.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-3657828172507626980?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/3657828172507626980/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/10/bugun-yagmur-yagsn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/3657828172507626980'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/3657828172507626980'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/10/bugun-yagmur-yagsn.html' title='Bugün yağmur yağsın'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-364769459004990825</id><published>2010-10-06T20:56:00.001+03:00</published><updated>2010-10-06T20:56:52.304+03:00</updated><title type='text'>aman be dünya deyince :)</title><content type='html'>http://www.youtube.com/watch?v=-a-c8whsjvo&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-364769459004990825?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/364769459004990825/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/10/aman-be-dunya-deyince.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/364769459004990825'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/364769459004990825'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/10/aman-be-dunya-deyince.html' title='aman be dünya deyince :)'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-4234407628015027944</id><published>2010-10-06T09:21:00.002+03:00</published><updated>2010-10-06T09:22:27.593+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>"&lt;br /&gt;Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysaki seninle güzel olmak var  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O başkası yok mu bir yanındakine veriyor  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken karanfil elden ele.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birleşiyoruz sessizce.&lt;br /&gt;"&lt;br /&gt;eC&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-4234407628015027944?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/4234407628015027944/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/10/biliyor-musun-az-az-yasyorsun-icimde.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/4234407628015027944'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/4234407628015027944'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/10/biliyor-musun-az-az-yasyorsun-icimde.html' title=''/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-1540125484021205114</id><published>2010-10-04T23:18:00.000+03:00</published><updated>2010-10-04T23:19:20.778+03:00</updated><title type='text'>dudakların ve onların döktüklerinin olmadığı yerde: eller, gözler, kulaklar...</title><content type='html'>&lt;&lt;...&lt;br /&gt;Her şeyimi yitirsem de sevilmek, arzum budur: "Ben"den başka bir şey kalmasın geriye, ki bu gizemli "ben" benliğin en zayıf, en kırılgan noktasıdır. &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Yanında zayıf davranabileceğim kadar seviyor musun beni?&lt;/span&gt; Herkes gücü sever, ama &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Sen beni zaaflarımla seviyor musun?&lt;/span&gt; Asıl sınav budur. Yitirebileceğim her şeyden arınmış olsam, yalnızca ömür boyu sahip olacağım şeyler için sever misin beni?&lt;br /&gt;...&gt;&gt;aB&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;unutmak için verdiğim bunca çabadan&lt;br /&gt;geçtiğim bunca yıldan sonra&lt;br /&gt;tam unutmaya alıştırmışken kendimi&lt;br /&gt;artık unutmak istemediğimi farkettim.&lt;br /&gt;(Artık unutmak istemiyorum!)&lt;br /&gt;(Artık unutmak istemiyorum!)&lt;br /&gt;bK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sesimde kayboldu mavi, kırmızıyı da insan bir başına yakıştıramıyor kışa ve belki de nar sırf bunun için var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-1540125484021205114?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/1540125484021205114/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/10/dudaklarn-ve-onlarn-doktuklerinin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/1540125484021205114'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/1540125484021205114'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/10/dudaklarn-ve-onlarn-doktuklerinin.html' title='dudakların ve onların döktüklerinin olmadığı yerde: eller, gözler, kulaklar...'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-2761748443165183514</id><published>2010-10-03T14:59:00.000+03:00</published><updated>2010-10-03T15:00:07.439+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>İki bıçak seç kendine&lt;br /&gt;Biri yaralamak için&lt;br /&gt;Biri öldürmek&lt;br /&gt;Pusu kur gözlerinin&lt;br /&gt;Karanlık gölgesine&lt;br /&gt;Biri sevmek için&lt;br /&gt;Biri ihanet&lt;br /&gt;İki yürek seç kendine&lt;br /&gt;Biri yaşamak için&lt;br /&gt;Biri gizlenmek&lt;br /&gt;Bir korkak,bir kaçak,bir firar&lt;br /&gt;Kaç kişisin sen sevdiğim çocuk&lt;br /&gt;İçimdeki bıçak iki kere daha dönüyor&lt;br /&gt;Olduğu yerde&lt;br /&gt;Kalırsan sel basar yataklarımı&lt;br /&gt;Gidersen uçurum çiçekleri açar kalbimde&lt;br /&gt;Kimi zamanlar olur sevgilim&lt;br /&gt;İki bıçak bile yetmez bir tek ölüme &lt;br /&gt;mm&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-2761748443165183514?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/2761748443165183514/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/10/iki-bcak-sec-kendine-biri-yaralamak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/2761748443165183514'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/2761748443165183514'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/10/iki-bcak-sec-kendine-biri-yaralamak.html' title=''/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-5640070268308248244</id><published>2010-09-29T14:46:00.003+03:00</published><updated>2010-09-30T08:07:41.853+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>sis&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki şehri var gecenin, biri gözümde&lt;br /&gt;tütüyor, birinin dumanı üstünde yağmur&lt;br /&gt;gibi çöken siste, bana bu uykusuz&lt;br /&gt;şehri niye bıraktın, göze alamadığım&lt;br /&gt;bir şehrin yerine bütün şehirlerdesin,&lt;br /&gt;gece değil istediğin hayli karanlık&lt;br /&gt;bakışlı bir şehrin gözleriyle çarpışmak&lt;br /&gt;hevesindesin! Gözlerini anlıyorum henüz&lt;br /&gt;bağışlayabileceği gözleriyle çarpışmadı kimsenin;&lt;br /&gt;gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız&lt;br /&gt;göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır,&lt;br /&gt;ve gözleri ancak gözler bağışlayabilir,&lt;br /&gt;öyle acıyor ki gözlerim kim bağışlayacak,&lt;br /&gt;sis değil, uykusuzluk değil, iki uzak&lt;br /&gt;şehir gibi ayrılıktan kavuşmuyor gözlerim:&lt;br /&gt;Biri hepimizle gözgöze gibi hala uykusuz,&lt;br /&gt;biri sis içinde kirpiklerine kadar açık,&lt;br /&gt;bu sessizliği kim bıraktıysa, göremiyorum&lt;br /&gt;konuşkan gözlerinde tek sözcük bile,&lt;br /&gt;gözlerimiz birbirine değmiyor gecenin iki şehrinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimsenin kimseye gözü değmiyorsa şiir niye?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÂŞIKANE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geceye hey dedim Bir bulut beyaz aydınlık&lt;br /&gt;geçiyor ve ben görüyorum Belki yalnızlık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kâğıt gibi bir kadın sana bakıp gülüyor&lt;br /&gt;Demek sen daha güzelsin gökyüzünden artık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokakları bembeyaz evleri geçiyorum&lt;br /&gt;Bir koşu bir rüzgârı alıyorum Karanlık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kenttesin ve var ta ne zamanlardan beri&lt;br /&gt;O zamandan trenler evler geçiyor Kapanık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşkın ki hiç durup dinlenmek nedir bilmiyor&lt;br /&gt;Aşkın ki anlatılamaz ihtiyar ve yıkık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nice nice yaşamalara açılmışsındır&lt;br /&gt;Nice yaşamalar ki kalmıştır yarım buruk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte Adakale Sokağındayım ve birden&lt;br /&gt;Benim işte dünya kadar güzel ağzın artık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durup bir yıkık aşk dedim İlhan Berk bir yıkık&lt;br /&gt;aşk Şimdi o şiirlerde senden kalan ancak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                         âşıkane&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bütün çizgilerde oldum bütün o çizgilerde&lt;br /&gt;Her sefer böyle geldi vurdu yaşamama bir deniz&lt;br /&gt;Aldı bir yaşamadan bir yaşamaya kodu nasıl&lt;br /&gt;Al bir çocuk vardı o korkularda o gecelerde&lt;br /&gt;Büyük ulu sular yudu beni çokum artık nasıl&lt;br /&gt;Bir deniz size de gelir vurur elbet anlarsınız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                Galile Denizi&lt;br /&gt;iB&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-5640070268308248244?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/5640070268308248244/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/09/asikane-geceye-hey-dedim-bir-bulut.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5640070268308248244'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5640070268308248244'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/09/asikane-geceye-hey-dedim-bir-bulut.html' title=''/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-7890820090993384553</id><published>2010-09-29T11:13:00.001+03:00</published><updated>2010-09-29T11:15:44.606+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Pus, sis, alaca&lt;br /&gt;bir tesbih saatler,&lt;br /&gt;çeviriyorum.&lt;br /&gt;Bir düğme açıyorum yakamda,&lt;br /&gt;bir başka düğme kapanıyor,&lt;br /&gt;çıkıp yürüyorum&lt;br /&gt;nisandan nisana doğru.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşüyor işte dilimdeki tetik&lt;br /&gt;ve havaya çiziyorum&lt;br /&gt;sesleri, sessiz harfleri&lt;br /&gt;bomboş bir çiviyle.&lt;br /&gt;Bir düğme açıyorum yakamdan,&lt;br /&gt;bir düğme daha açıyorum:&lt;br /&gt;Tutup kökünden söndürdüğüm&lt;br /&gt;geceye fırlıyor&lt;br /&gt;apansız&lt;br /&gt;bir kuş sürüsü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kedimin gözleri&lt;br /&gt;gecemi aydınlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*******&lt;br /&gt;Hangi kapıdan girsek&lt;br /&gt;bir üçgen kuruyoruz seninle&lt;br /&gt;ikimiz sığamıyoruz bu odaya,&lt;br /&gt;bir fol düşlemek gerekiyor&lt;br /&gt;kesintisiz ötekine. Uzaktaki&lt;br /&gt;bir dost, yakındaki bir eşya,&lt;br /&gt;içimdeki kangren yaklaştırıyor&lt;br /&gt;kafandaki duvarı kafamdaki&lt;br /&gt;duvara: Ne yapsak toplanıyor,&lt;br /&gt;benden çıkartıyoruz bağrımızdaki&lt;br /&gt;seni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Le Rouge et le Noir: Aradaki romans&lt;br /&gt;farkı bu. Üşenmesek yakmaya sobayı,&lt;br /&gt;bir çay demleyebilsek uzun kıvrak&lt;br /&gt;geceye, huysuz uykusuz sevinebilsek&lt;br /&gt;ikimizde azalan kırbaçsı yalnızlığa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi kar yağsa, üşüyorum desem,&lt;br /&gt;eldivenim atkım olur musun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EB&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-7890820090993384553?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/7890820090993384553/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/09/pus-sis-alaca-bir-tesbih-saatler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/7890820090993384553'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/7890820090993384553'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/09/pus-sis-alaca-bir-tesbih-saatler.html' title=''/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-1755032216480157241</id><published>2010-09-29T11:11:00.000+03:00</published><updated>2010-09-29T11:12:22.214+03:00</updated><title type='text'>Tepe / Bilge Karasu</title><content type='html'>.......&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamayı eskitmekten&lt;br /&gt;Eskitmek için kullanmak gerektir bir şeyi, herhangi bir şeyi&lt;br /&gt;Yaşamayı tüketmekten&lt;br /&gt;Bu da öyle tüketmek için başlamak gerekir.&lt;br /&gt;Yaşama sanki hiç gelmeyecek, erişmeyecek bir bayram gibi,&lt;br /&gt;Bir&lt;br /&gt;Belki bu yoldan giderek&lt;br /&gt;Bir bayram nasıl beklenirse&lt;br /&gt;Belki bu yoldan giderek bir şeye varacak&lt;br /&gt;Bir bayrama nasıl hazırlık yapılırsa, nasıl yaşamanın bütün kaygıları,&lt;br /&gt;bütün işleri, oruçları bayrama yönelirse,&lt;br /&gt;o kaygılar, o işler, o oruçlar nasıl o bayramda&lt;br /&gt;gerekliklerinin doğrulanışını bulursa&lt;br /&gt;Ama bayram gelirse&lt;br /&gt;Burada duruyor, Bayram gelirse...&lt;br /&gt;Ama bütün bir ömür bir bayram hazırlığıyla geçer de&lt;br /&gt;o bayram gelmezse...&lt;br /&gt;Bayramın geldiğini kaç kez düşündü hayatı boyunca,&lt;br /&gt;kaç kez ‘işte geldi artık’ dedi, kaç kez&lt;br /&gt;artık gelen bu bayramla&lt;br /&gt;Bugün, bu bayramı gelmiş sayacak mı ki?&lt;br /&gt;Oysa bir imgenin&lt;br /&gt;Ama imge dediği anda, aklına imgeyi getirdiği anda,&lt;br /&gt;bir sözle biçimleştiriyor bu kavramı.&lt;br /&gt;Bu söz, bütün ömrüne,&lt;br /&gt;yaşamasını başarmış olsa da olmasa da,&lt;br /&gt;bütün ömrüne yön vermiş,&lt;br /&gt;bütün ömrünü yönetmiş bir söz değil mi?&lt;br /&gt;Ne yapmışsa o söz yüzünden yapmış değil mi?&lt;br /&gt;Hiç değilse öyle görünmüyor mu?&lt;br /&gt;O sözü de bir yana bırakabilmeli.&lt;br /&gt;Artık o sözün burada yalnız bir anlamı var,&lt;br /&gt;o anlamın ötesinde bir değer taşımıyor.&lt;br /&gt;Yaşamasını yönettiği zaman taşıdığı değere yer yok buralarda.&lt;br /&gt;Hele bu anda. Her sözün her yerde, her çağda,&lt;br /&gt;bir başka gerçekliği, bir başka geçerliği.&lt;br /&gt;Oysa bir imgenin, bir resmin, yan yana gelen iki rengin,&lt;br /&gt;bir rengin çeşitli ayrıntılarının üzerinde durmak,&lt;br /&gt;düşünceyi sayıklatıyor.&lt;br /&gt;Asıl bundan kaçınması gerekmiyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-1755032216480157241?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/1755032216480157241/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/09/tepe-bilge-karasu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/1755032216480157241'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/1755032216480157241'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/09/tepe-bilge-karasu.html' title='Tepe / Bilge Karasu'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-9027848577902778571</id><published>2010-09-27T10:21:00.002+03:00</published><updated>2010-09-27T10:28:08.264+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>gözlerimden öptüğün yerde durdursam aklımı,&lt;br /&gt;ne çare!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;br /&gt;ne güzel çarşaflar sererdin aşka&lt;br /&gt;üstünde serin kanatların yelken açardı&lt;br /&gt;bir gün kim bağırdıysa uyandık birbirimizden&lt;br /&gt;- deniz bitti, boğuluyorum, camı açsana!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;denizin üstünde uyku yasaklandığından beri&lt;br /&gt;karadayım, boğulsam da kırpmıyorum gözlerimi&lt;br /&gt;her zaman benim gözlerim değil uykusuz&lt;br /&gt;görüyorum beni okşayan gözlerindeki geceyi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yakılacak öyle çok sıra var ki bu ormanda&lt;br /&gt;yine sen tutuşur, yine bir avuç suyun&lt;br /&gt;uslandırsın deli çiçekleri ezen kötü sözleri&lt;br /&gt;derim ki: -aşk varmış o perinin çırptığı her kanatta! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;br /&gt;hE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kötü sözleri uslandıracak akıldır bana&lt;br /&gt;"derim ki!"&lt;br /&gt;diye başlayan cümleleri kurdurtacak.&lt;br /&gt;hayalden gerçeğe yürümek zordur, çok!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-9027848577902778571?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/9027848577902778571/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/09/gozlerimden-optugun-yerde-durdursam.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/9027848577902778571'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/9027848577902778571'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/09/gozlerimden-optugun-yerde-durdursam.html' title=''/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-8236168055649611864</id><published>2010-09-21T11:01:00.000+03:00</published><updated>2010-09-21T11:02:19.465+03:00</updated><title type='text'>gün.</title><content type='html'>bir macera başlasın ciğerlerimde &lt;br /&gt;bir yanı kırmızı, bir yanı ak.. &lt;br /&gt;uzanıp sevişelim elmalarla toprağa &lt;br /&gt;çırılçıplak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir nefes gelsin yâdellerden dudaklarıma &lt;br /&gt;dostça selamlara ılık &lt;br /&gt;bir limanda ışıklar sönsün &lt;br /&gt;birinde yansın. &lt;br /&gt;artık zamanıdır ağlamanın karanlıklarda &lt;br /&gt;turnam bırak... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;senin de çelimsiz öksürüğün bir gün kardeşim, &lt;br /&gt;hasretle beklenir kapılarda. &lt;br /&gt;bir güzel alacakaranlık, baharda &lt;br /&gt;soluk bir bulut düşmüş alnına &lt;br /&gt;bir ahşap ev, &lt;br /&gt;arnavut kaldırımlı bir sokak... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dünyada neler varmış bizden başka &lt;br /&gt;sevdikçe anlarsın &lt;br /&gt;kitaplar terlesin yalnızlıklarında &lt;br /&gt;sevmene bak... &lt;br /&gt;vakit hep akşamüstü olmalı değil mi? &lt;br /&gt;özlenen şarkılarla beraber &lt;br /&gt;bir sokakta sen gidersin, başkaları gider &lt;br /&gt;saatlerin zorundan kurtulmuş bir zamandan &lt;br /&gt;uzak, yakın sesler duyarak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oturup sevişmeliyiz güzelliklerle &lt;br /&gt;yüzyıllarca ötede, çırılçıplak &lt;br /&gt;bu ilkokul şarkısıyla beraber &lt;br /&gt;bir ümitsiz sefer daha yapalım gözlerimden içeri &lt;br /&gt;turnam, kalk...&lt;br /&gt;TU&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-8236168055649611864?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/8236168055649611864/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/09/gun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/8236168055649611864'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/8236168055649611864'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/09/gun.html' title='gün.'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-6086929021519122921</id><published>2010-09-21T00:13:00.002+03:00</published><updated>2010-09-21T00:17:57.214+03:00</updated><title type='text'>Ee.</title><content type='html'>"&lt;br /&gt;ne yaprakları hatırlıyor ne güneşi&lt;br /&gt;ne de düşmüş dalından&lt;br /&gt;balı içinde kurumuş bir heves gibi&lt;br /&gt;duruyor yerinde geçen sonbahardan&lt;br /&gt;"&lt;br /&gt;incir, Ba.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"iyi adamda taş çatlar"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yerinde duruyor da, balı içinde kurumuş işte...&lt;br /&gt;bu sebepten işte ölümden öte bir köy gerek!&lt;br /&gt;o da taşı çatlatır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-6086929021519122921?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/6086929021519122921/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/09/ee.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/6086929021519122921'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/6086929021519122921'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/09/ee.html' title='Ee.'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-5915694779933654554</id><published>2010-09-19T02:58:00.002+03:00</published><updated>2010-09-19T03:01:13.553+03:00</updated><title type='text'>V.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/TJVSqq_ax2I/AAAAAAAAAIY/DN_5yQt5OEM/s1600/hadf.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/TJVSqq_ax2I/AAAAAAAAAIY/DN_5yQt5OEM/s400/hadf.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5518407811460679522" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tuzlu kederden filizlenmiş&lt;br /&gt;olmaz umutla serpilmiş&lt;br /&gt;dalları geçtiğim yollardan&lt;br /&gt;yaprakları heveslerimden&lt;br /&gt;çiçeği sözlerimden&lt;br /&gt;bir kırmızı, 1 mavi&lt;br /&gt;erik, vişne, nar&lt;br /&gt;gölgesi siyah&lt;br /&gt;altında &lt;br /&gt;sevenler&lt;br /&gt;alay edenler&lt;br /&gt;hayran olanlar&lt;br /&gt;küçümseyenler&lt;br /&gt;temiz kalpliler&lt;br /&gt;yalancılar&lt;br /&gt;susayanlar&lt;br /&gt;susanlar&lt;br /&gt;anlamayanlar&lt;br /&gt;dinlemeyenler&lt;br /&gt;öğretenler&lt;br /&gt;öğrenmeyenler&lt;br /&gt;görmeyenler&lt;br /&gt;bakmayanlar&lt;br /&gt;duymayanlar&lt;br /&gt;elini verenler&lt;br /&gt;eliyle sözleşenler&lt;br /&gt;korkaklar&lt;br /&gt;cayanlar&lt;br /&gt;idare edenler&lt;br /&gt;değişenler&lt;br /&gt;dönüşenler&lt;br /&gt;dövüşenler&lt;br /&gt;gizlenenler&lt;br /&gt;izleyenler&lt;br /&gt;izini belli etmeyenler&lt;br /&gt;gülümseyenler&lt;br /&gt;gül düşleyenler&lt;br /&gt;suyu sessiz&lt;br /&gt;adı ölümlü.&lt;br /&gt;benim,&lt;br /&gt;bir &lt;br /&gt;ağacım,&lt;br /&gt;yok!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-5915694779933654554?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/5915694779933654554/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/09/v.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5915694779933654554'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5915694779933654554'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/09/v.html' title='V.'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/TJVSqq_ax2I/AAAAAAAAAIY/DN_5yQt5OEM/s72-c/hadf.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-2315516687464599559</id><published>2010-09-17T17:21:00.002+03:00</published><updated>2010-09-17T17:22:56.471+03:00</updated><title type='text'>Derinde Kör Balık Mavisi / Bilge Karasu</title><content type='html'>Ben derin deniz balıklarının yüzüşünde kör dalgın&lt;br /&gt;yosunlara sürünen karnımın arıklığı içinde onların&lt;br /&gt;rengini bilemeden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karanlığın içinde yukarının ışığını unutmuşçasına unutmamışçasına&lt;br /&gt;arar bulur yitirirken maviyi bir daha&lt;br /&gt;bulamayacakmışçasına yitirmiş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerimizin yanından yanlarından akan soğukları serinleri&lt;br /&gt;ısınmaz sanıp ağzımı loş sulara boş sulara diri etlere saplanan&lt;br /&gt;dişlerime kal etmiş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Usta dalgıçların serptikleri gök taşlarını zümrütleri yakutları&lt;br /&gt;kırallarını eğlendirmek için dalıp ciğerlerini&lt;br /&gt;kusasıya kovaladıklarında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;can taşlarını onlardan önce bulup kapan ciğerlerini daha kolay&lt;br /&gt;kusmaları için derine daha derine kendi sularımın&lt;br /&gt;karanlığına çeken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğuğun tükenmeyeceğini ışığın çekildiğini diplere&lt;br /&gt;hiçbir zaman erişemeyeceğini sanan ben birden&lt;br /&gt;bir çukurdan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağan maviyi gördüm kara değil boz değil yeşil bile değil&lt;br /&gt;susuz bitkisiz doruksuz maviyi ısınan suların içinden&lt;br /&gt;unuttum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her şeyi suyun yüzü olduğunu mavinin güneşe karıştığı yerde&lt;br /&gt;başka mavilerle birleştiğini suyun&lt;br /&gt;ısındığı yerde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;unuttum yokoldu onlar dip suları ısınmaz artık&lt;br /&gt;bir yerde herşey bitti mavide yaşıyoruz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben derin deniz balıklarının yüzüşünde kör dalgın&lt;br /&gt;maviyle çarpıştığımız mavileştiğim balıklaştığı&lt;br /&gt;körlüğümüzün aydınlandığı&lt;br /&gt;yerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/TJN5mBOxwvI/AAAAAAAAAIQ/RJGloKg7YDE/s1600/bilge-karasu1.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 296px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/TJN5mBOxwvI/AAAAAAAAAIQ/RJGloKg7YDE/s400/bilge-karasu1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5517887662531396338" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-2315516687464599559?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/2315516687464599559/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/09/derinde-kor-balk-mavisi-bilge-karasu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/2315516687464599559'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/2315516687464599559'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/09/derinde-kor-balk-mavisi-bilge-karasu.html' title='Derinde Kör Balık Mavisi / Bilge Karasu'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/TJN5mBOxwvI/AAAAAAAAAIQ/RJGloKg7YDE/s72-c/bilge-karasu1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-6068407966035405848</id><published>2010-09-16T23:07:00.005+03:00</published><updated>2010-09-16T23:20:15.470+03:00</updated><title type='text'>"şimdi giden sözler geri gelmiyor"</title><content type='html'>Eylül'ün&lt;br /&gt;bulutu gözünde,&lt;br /&gt;güneşi boynunda,&lt;br /&gt;rüzgarı saçında&lt;br /&gt;belleyemedi, tekrar ve tekrar;&lt;br /&gt;susarsa suyun arayacağını öğrenemediği gibi..&lt;br /&gt;"sen susarsan arar su"&lt;br /&gt;"&lt;br /&gt;sesime ayrılıklardan bir gömlek diktim&lt;br /&gt;....&lt;br /&gt;sen bugünden yarına&lt;br /&gt;birazcık umut sakla&lt;br /&gt;....&lt;br /&gt;bana bir uçurum gerek şimdilerde,&lt;br /&gt;yeterince dik ve derin&lt;br /&gt;"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;br /&gt;kırağındır o en yalnız kelebekler&lt;br /&gt;siyah bir gülü sen takınca yakana&lt;br /&gt;"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;br /&gt;baktık duru aynalar gibi birbirimize&lt;br /&gt;aramızda duran gövdelerimize&lt;br /&gt;"&lt;br /&gt;Ayna da kimi gördün?&lt;br /&gt;...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-6068407966035405848?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/6068407966035405848/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/09/simdi-giden-sozler-geri-gelmiyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/6068407966035405848'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/6068407966035405848'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/09/simdi-giden-sozler-geri-gelmiyor.html' title='&quot;şimdi giden sözler geri gelmiyor&quot;'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-2676817417613806937</id><published>2010-09-13T23:33:00.003+03:00</published><updated>2010-09-14T00:48:06.047+03:00</updated><title type='text'>Pl.</title><content type='html'>Tehdit edici farklılıkların olmadığı yerde, sevgisini, isteklerini, kimliğini belirleyemeyenlerin,herkese gereken zamanda hakettiği gibi davranamayanların elinden, dilinden çektiğimiz ağrı: &lt;br /&gt;seni duymayı katlanılabilir kılan şey, bulduğum değil, bulmayı umduğumdur, ten değil, tenin taşıdığı ruha dair beklentilerimdir, ruhun taşıyıcısına uyumunu ölesiye istememdir ve belirsizliğin taşıdığı riski yüklenmemdir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-2676817417613806937?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/2676817417613806937/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/09/pl.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/2676817417613806937'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/2676817417613806937'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/09/pl.html' title='Pl.'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-3813974872516327066</id><published>2010-09-13T00:14:00.001+03:00</published><updated>2010-09-13T00:16:39.507+03:00</updated><title type='text'>Y.B.</title><content type='html'>"Ah kimselerin vakti yok&lt;br /&gt;Durup ince şeyleri anlamaya"&lt;br /&gt;GA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-3813974872516327066?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/3813974872516327066/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/09/yb.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/3813974872516327066'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/3813974872516327066'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/09/yb.html' title='Y.B.'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-9193750499269576375</id><published>2010-09-11T14:21:00.001+03:00</published><updated>2010-09-11T14:21:57.909+03:00</updated><title type='text'>Y.C.</title><content type='html'>senin bir yönün var&lt;br /&gt;orda durur yaşarım&lt;br /&gt;TU&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-9193750499269576375?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/9193750499269576375/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/09/yc.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/9193750499269576375'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/9193750499269576375'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/09/yc.html' title='Y.C.'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-5042278750073617706</id><published>2010-09-05T00:49:00.002+03:00</published><updated>2010-09-05T00:53:38.517+03:00</updated><title type='text'>Today of Sep.</title><content type='html'>(500) days of summer, karadut şarabı, laleh, going to distance ve cumartesi...&lt;br /&gt;olasılık, gerçek, "tercih", sevgi..&lt;br /&gt;kimileri için, seven kimileri için, çok şeyler mümkün..&lt;br /&gt;bazıları içinse bazı şeyler imkansız..&lt;br /&gt;kimilerinin aşkına bir kadeh daha, taa alyuvarlarımıza kadar yuvarlanması dileğiyle..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-5042278750073617706?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/5042278750073617706/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/09/today-of-sep.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5042278750073617706'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5042278750073617706'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/09/today-of-sep.html' title='Today of Sep.'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-4121609636062633077</id><published>2010-09-02T11:16:00.004+03:00</published><updated>2010-09-02T11:26:46.116+03:00</updated><title type='text'>de.</title><content type='html'>Başıma gelen tüm kötülükleri aklımdan, kalbimden silerek yürüyorum, iyilikleri, Ferhad'ın saçak altına işlediği nakışlarmışcasına kazıyorum aklıma. &lt;br /&gt;Günün ortası:  üretme hissi, dingin türküler, sert şarkılar, yaptıklarım,yapabileceklerim, kocaman kocaman hedeflerim, gerçeğim, bakışım, görüşüm, görünüşüm, dünyanın ağrısını kabul edişim,inatçılığım, yalana kayıtsız kalamayışım, sabrım, sevgim ve onu öğrenişim, deneyişim, öfkem, cesaretim, insanlığım...&lt;br /&gt;ben şimdi "perfect tense"de neşeliyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gerçeğe karşı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git&lt;br /&gt;Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.&lt;br /&gt;Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin&lt;br /&gt;Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık&lt;br /&gt;Sevgideydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı&lt;br /&gt;Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü&lt;br /&gt;Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti&lt;br /&gt;Yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz&lt;br /&gt;Sanki hiç olmamıştı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu&lt;br /&gt;Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı&lt;br /&gt;                                                            İstanbullar&lt;br /&gt;Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların&lt;br /&gt;                                                            dünyaların&lt;br /&gt;Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek&lt;br /&gt;Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken&lt;br /&gt;Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti&lt;br /&gt;Çünkü iki kişiydik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya&lt;br /&gt;Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız&lt;br /&gt;Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu&lt;br /&gt;İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük&lt;br /&gt;Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde&lt;br /&gt;Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra&lt;br /&gt;Sonrası iyilik güzellik. &lt;br /&gt;.CS&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-4121609636062633077?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/4121609636062633077/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/09/de.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/4121609636062633077'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/4121609636062633077'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/09/de.html' title='de.'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-350453427343479685</id><published>2010-09-01T00:51:00.002+03:00</published><updated>2010-09-01T01:01:28.644+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>sabah çok şey olmak üzere uyuyorum şimdi.  &lt;br /&gt;Sevgimin kazanamadığı anlamları buzz gibi soğuk gölgelerden kazıyarak  sıçrayacağım ama olsun. Beynimi tahrik edecek şeylerin rüyasına düşüyorum. Acayip puştluklar umuyorum, serin uykulardan.&lt;br /&gt;Duymayana sağır, görmeyene kör olup, gizli, saklı, okyanus kadar, gülerek,&lt;br /&gt;uyuyorum..&lt;br /&gt;İyi geceler, blog!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-350453427343479685?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/350453427343479685/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/09/sabah-cok-sey-olmak-uzere-uyuyorum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/350453427343479685'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/350453427343479685'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/09/sabah-cok-sey-olmak-uzere-uyuyorum.html' title=''/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-5057076880256011504</id><published>2010-08-31T14:29:00.001+03:00</published><updated>2010-08-31T14:29:40.513+03:00</updated><title type='text'>.e</title><content type='html'>«Mürdüm eriği &lt;br /&gt;                          çiçek açmıştır. &lt;br /&gt;— ilkönce zerdali çiçek açar &lt;br /&gt;                                mürdüm en sonra — &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgilim, &lt;br /&gt;çimenin üzerine &lt;br /&gt;diz üstü oturalım &lt;br /&gt;karşı-be-karşı. &lt;br /&gt;Hava lezzetli ve aydınlık &lt;br /&gt;— fakat iyice ısınmadı daha — &lt;br /&gt;çağlanın kabuğu &lt;br /&gt;                yemyeşil tüylüdür &lt;br /&gt;                                    henüz yumuşacık... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bahtiyarız &lt;br /&gt;          yaşayabildiğimiz için. &lt;br /&gt;Herhalde çoktan öldürülmüştük &lt;br /&gt;sen Londra'da olsaydın &lt;br /&gt;ben Tobruk'ta olsaydım, bir İngiliz şilebinde yahut... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgilim, &lt;br /&gt;ellerini koy dizlerine &lt;br /&gt;— bileklerin kalın ve beyaz — &lt;br /&gt;sol avucunu çevir : &lt;br /&gt;gün ışığı avucunun içindedir &lt;br /&gt;                                             kayısı gibi... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Dünkü hava akınında ölenlerin &lt;br /&gt;                                    yüz kadarı beş yaşından aşağı, &lt;br /&gt;yirmi dördü emzikte... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgilim, &lt;br /&gt;nar tanesinin rengine bayılırım &lt;br /&gt;— nar tanesi, nur tanesi — &lt;br /&gt;kavunda ıtrı severim &lt;br /&gt;mayhoşluğu erikte ..........» &lt;br /&gt;*.......... yağmurlu bir gün &lt;br /&gt;yemişlerden ve senden uzak &lt;br /&gt;— daha bir tek ağaç bahar açmadı &lt;br /&gt;kar yağması ihtimali bile var — &lt;br /&gt;Bursa cezaevinde &lt;br /&gt;acayip bir duyguya kapılarak &lt;br /&gt;ve kahredici bir öfke içinde &lt;br /&gt;inadıma yazıyorum bunları, &lt;br /&gt;kendime ve sevgili insanlarıma inat. &lt;br /&gt;nh&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-5057076880256011504?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/5057076880256011504/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/08/e.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5057076880256011504'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5057076880256011504'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/08/e.html' title='.e'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-2270552513134920445</id><published>2010-08-19T13:09:00.000+03:00</published><updated>2010-08-19T13:10:17.501+03:00</updated><title type='text'>h.</title><content type='html'>'&lt;br /&gt;sevgilim sabahın erkenini seviyor,&lt;br /&gt;ben geceyi ve esmerliğini onun,&lt;br /&gt;o dorukları seviyor, korkuyor bundan&lt;br /&gt;ben rüzgarla buluşan tepeyi, tuhaflığı,&lt;br /&gt;ona bir yeşil gülümsüyor,&lt;br /&gt;ben, hayatı delice sevdiysem nasıl,&lt;br /&gt;diyorum, seni de öyle.&lt;br /&gt;o kendi boşluğunda oyalanan günlerde&lt;br /&gt;canı sıkılan bir çocuk gibi uyuyor,&lt;br /&gt;ben göğe bakıyorum geceden,&lt;br /&gt;kendi çukurunu bulmuş deniz gibiyim&lt;br /&gt;diyorum, yanında,&lt;br /&gt;o sabahları eğilip öpüyor denizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çıplağın çıplağımda, rüzgarın dağımda olsun,&lt;br /&gt;esmerliğin gecemde, öyle kal.&lt;br /&gt;"bulutlara bak, gidiyorlar, hızla" diyorsun,&lt;br /&gt;yağmur bir yalıyor yüzümü,&lt;br /&gt;bir duruyor. sabahları eğilip yüzüme&lt;br /&gt;öpüşün geçiyor bir, bir duruyor aklım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;su ve rüzgar, dağ ve doruk, sonsuz hepsi,&lt;br /&gt;oysa camdaki sardunya gibi üşür&lt;br /&gt;bana biçtiğin ömür, ölüm geliyor aklıma bir&lt;br /&gt;bir, çıplağın çıplağımda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;rüzgarın dağımda olsun esmerliğin gecemde&lt;br /&gt;öyle kal, sana sonsuz sarıldığımda.&lt;br /&gt;'&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-2270552513134920445?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/2270552513134920445/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/08/h.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/2270552513134920445'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/2270552513134920445'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/08/h.html' title='h.'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-7844130003404451624</id><published>2010-08-18T13:37:00.003+03:00</published><updated>2010-08-18T14:18:14.207+03:00</updated><title type='text'>kedi sevenler inisiyatifi</title><content type='html'>Kedi sevmeyi öğrenmeye çalışıyorum, nicedir, oluyor, olmuyor, sürüyor...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Plastik kurbağa sesini kovalayan,o istemediğinde birlikte eğlenemediğim,  beni sevdiğini bildiğim kedi, öldüğü zaman kanlı bir hayvan cesedinden daha fazlaydı hayatımdaki boşluk. Sevgi üstüne kafa yormaya başladığım zamandır onu gömdüğüm zaman.&lt;br /&gt;O fareleri yakalamak için katılmıştı aramıza, ben de soğanları soymak için ordaydım. İkimiz de işimizden memnun değildik, o kayıtsızlığını elden bırakmadan çevremde dolaşırken ben dikkatimi onu izleyerek dağıtıyordum. Önce kim sataştı diğerine hatırlamıyorum fakat bir süre sonra benim tasarladığım oyuncaklarla onun istediği oyunları oynamaya başladık. Benim oyuncaklarım onu sevmenin bahanesiydi, onun oyun için, yemek için orda olduğunu düşünürdüm hep, kayıtsızlığı, umursamazlığıydı bunu bana düşündüren, çok bekledim durduk yere gelip sevgi göstermesini, nafile :). Ama yine de bildim içimden beni sevdiğini, doğası gereği böyle olduğunu kavradım sonra sonra. &lt;br /&gt;Çünkü&lt;br /&gt;Sevgi bağı bipolar bir bağdır. Sahip olmayı yadsımayı gerektirir, bağımsızlığı kavramayı belki de.&lt;br /&gt;İnsanın da doğası var mıdır? Yoksa kimimiz kedilerin doğasına mı öykünürüz? Peki bu başarılabilir bir şey midir? Hiç sanmıyorum, en azından sevgisizliğin suçunun kediye yüklenmesini kabul edemem. Kediler de birbirini sevebilir ama:).&lt;br /&gt;'kedi sevmek, kedinin, kendisini seven (kendisinin de sevdiği) kişi karşısındaki umursamaz bağımsızlığını baştan kabul etmek demektir' &lt;br /&gt;Yığınla insanın söylediği basit klişelerin karmaşasından, terinden, kokusundan uzakta bir şey bu. Gizli bildiğim pek anlatamadığım şeydir.&lt;br /&gt;Kediyi suçlayan insanoğluna köpek olmak, ayarsız kötülüklere katlanmalardan biridir, ve ayarı asla mümkün olmayan kötülükleri de yadsımak, yermek gerekir çünkü varsa bir doğamız biz insanız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/TGvA7Ge-3wI/AAAAAAAAAIA/2IbQ3JosslA/s1600/mc.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 243px; height: 201px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/TGvA7Ge-3wI/AAAAAAAAAIA/2IbQ3JosslA/s400/mc.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5506707090975940354" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;Hiçbir şeyin hiçbir şeyliği gibi bir şeydim. İşte ben&lt;br /&gt;Hiç kimselerin tutmadığı oyunlara giderdim&lt;br /&gt;Bir kedi ayaklarıma sürtünerekten geçerdi - ki benim yaşamımda&lt;br /&gt;Her zaman bir kedi bulunur, onu ben&lt;br /&gt;Bir imza gibi yazılarıma koyarım -&lt;br /&gt;Ve duvarlar yumuşardı, sarkardı&lt;br /&gt;Ellerimle ittiğim olurdu onları bu yüzden&lt;br /&gt;Terlerdim&lt;br /&gt;Sonra bir gazoz içerdim ki, yani ben&lt;br /&gt;Kısaca söylemek gerekirse, bazı şeyleri hep geciktirirdim&lt;br /&gt;Mesela bir mürekkep balığına, bir bahçe kapısının oymalı demir parmaklığına&lt;br /&gt;Saatlerce baktığım olurdu, orkideler satılan bir dükkanın&lt;br /&gt;Önündeki çiçek artıklarına&lt;br /&gt;Bir bira çekme makinesine, ne bileyim&lt;br /&gt;Yazısız bir kağıda günlerce baktığım olurdu&lt;br /&gt;Ve yıllarca bir saplantıya&lt;br /&gt;Giderek bakmanın tam kendisi olurdum. Yani ben&lt;br /&gt;Bakmanın düzlüğü ve hiçliği ve sonrasızlığındaki şey&lt;br /&gt;Olurdum ki, başkalarını hiç mi hiç ilgilendirmeyen&lt;br /&gt;Yapayalnız bir ben kurardım&lt;br /&gt;Yapayalnız bir ben kurardım ve kedi&lt;br /&gt;Salona girerdi birden, başlama saatini&lt;br /&gt;Bir o somutlardı sanki.&lt;br /&gt;...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-7844130003404451624?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/7844130003404451624/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/08/kedi-sevenler-inisiyatifi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/7844130003404451624'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/7844130003404451624'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/08/kedi-sevenler-inisiyatifi.html' title='kedi sevenler inisiyatifi'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/TGvA7Ge-3wI/AAAAAAAAAIA/2IbQ3JosslA/s72-c/mc.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-5310692822686831516</id><published>2010-08-10T22:08:00.003+03:00</published><updated>2010-08-10T23:04:28.644+03:00</updated><title type='text'>Bir beyaz kağıt, bir siyah kalem, bir  el yazısı ve bir imzaya dair.</title><content type='html'>Düşler ülkesinden gelenin&lt;br /&gt;yanında getirdiği tek gerçekti&lt;br /&gt;masal dilinden konuşan&lt;br /&gt;o şiir&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;Gülümseyerek sordum, içimden&lt;br /&gt;Siyah kalem beyaz kağıda dokunurken, &lt;br /&gt;ben sana dokunurmuşum gibi&lt;br /&gt;ısındı mı kağıt?&lt;br /&gt;. &lt;br /&gt;masal dilinde iki bahar geçince&lt;br /&gt;bir avuç su yetmez oldu &lt;br /&gt;nice diye başlayan &lt;br /&gt;iyi dileklerini büyütmeye&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;bir şey çaldı kanatlarımızı&lt;br /&gt;çırpışmanın sesine gelmişti besbelli&lt;br /&gt;hep gelir o şey böyle zamanlarda &lt;br /&gt;kapaklandı üstümüze&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;sözcüklerimizi kirletti ilkin&lt;br /&gt;tenlerimizi ayırdı&lt;br /&gt;oyalanmamız için &lt;br /&gt;başka şeyler koydu önümüze&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;bir şey diyecek olduk&lt;br /&gt;o şey sesimizi bastırdı&lt;br /&gt;bir şey yapacak olduk&lt;br /&gt;o şey tuttu ellerimizi&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;hepsinden daha ağrılısı&lt;br /&gt;her nasılsa&lt;br /&gt;korosuna solist yaptı seni&lt;br /&gt;sesinde soğudu şarkımız&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;nar ummuştum &lt;br /&gt;getirdiğin şiirin sonundan&lt;br /&gt;sahibinin dudaklarından &lt;br /&gt;başka bir şairin sızısına düşecek&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;Portakallı köprüde alamadığım heves &lt;br /&gt;uçuk rengi öpücük&lt;br /&gt;göğsünde uyudum&lt;br /&gt;yine &lt;br /&gt;söyleme&lt;br /&gt;uyandırma &lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;yine&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ismail T.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-5310692822686831516?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/5310692822686831516/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/08/bir-beyaz-kagt-bir-siyah-kalem-bir-el.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5310692822686831516'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5310692822686831516'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/08/bir-beyaz-kagt-bir-siyah-kalem-bir-el.html' title='Bir beyaz kağıt, bir siyah kalem, bir  el yazısı ve bir imzaya dair.'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-4441044331933072075</id><published>2010-08-06T23:49:00.001+03:00</published><updated>2010-08-06T23:49:42.637+03:00</updated><title type='text'>kayıp yazılı tarih!</title><content type='html'>sana büyük bir sır söyleyeceğim zaman sensin&lt;br /&gt;zaman kadındır gönlü çelinsin ister zaman&lt;br /&gt;hep okşansın diz çökülsün hep&lt;br /&gt;dökülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına&lt;br /&gt;taranmış&lt;br /&gt;bir upuzun saç gibi zaman&lt;br /&gt;soluğun buğulandırıp sildiği ayna gibi&lt;br /&gt;zaman sensin uyuyan sen şafakta ben uykusuz seni beklerken&lt;br /&gt;sensin gırtlağıma dalan bir bıçak gibi&lt;br /&gt;ah bu söyleyemediğim işkencesi hiç geçmeyen zamanın&lt;br /&gt;bu durdurulmuş zamanın işkencesi mavi çanaklarda kan gibi&lt;br /&gt;bu göz susuzluğundan sen yürürken odada&lt;br /&gt;bense bilirim büyüyü bozmamak gerektiğini&lt;br /&gt;daha beter seni kaçak&lt;br /&gt;seni yabancı bilmekten&lt;br /&gt;aklın ayrı bir yerde gönlün ayrı bir yüzyılda kalmaktan&lt;br /&gt;tanrım ne ağırdır sözcükler asıl demek istediğim bu&lt;br /&gt;hazzın ötesinde taşındı sevgim hiçbir zararın erişemeyeceği yerde bugün&lt;br /&gt;sen ki benim saat-şakağımda vurursun&lt;br /&gt;boğulurum soluk alıp vermesen&lt;br /&gt;tenimde bir duraksar ve yerleşir adımın&lt;br /&gt;sana büyük bir sır söyleyeceğim her söz&lt;br /&gt;dudağımda bir dilenen zavallı&lt;br /&gt;acınacak birşey ellerin için kararan birşey bakışının altında&lt;br /&gt;işte bu yüzdendir sık sık seni seviyorum deyişim&lt;br /&gt;boynuna takabileceğin bir tümcenin o parlakca kalp kristali&lt;br /&gt;kaba konuşmamdan gücenme benim bu konuşma&lt;br /&gt;ateşte şu tatsız cızırtıyı çıkaran sudur o kadar&lt;br /&gt;sana büyük bir sır söyleyeceğim bilmem ben&lt;br /&gt;sana benzeyen zamandan söz açmayı&lt;br /&gt;bilmem senden söz açmayı bilir görünürüm&lt;br /&gt;tıpkı uzun bir süre garda&lt;br /&gt;el sallayanlar gibi gittikten sonra trenler&lt;br /&gt;bilekleri sönerken yeni ağırlığından gözyaşlarının&lt;br /&gt;sana büyük bir sır söyleyeceğim korkuyorum senden&lt;br /&gt;korkuyorum yanın sıra gidenden pencerelere doğru akşam üzeri&lt;br /&gt;el kol oynatışından söylenmeyen sözlerden&lt;br /&gt;korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan korkuyorum senden&lt;br /&gt;sana büyük bir sır söyleyeceğim kapat kapıları&lt;br /&gt;ölmek daha kolaydır sevmekten&lt;br /&gt;bundandır işte benim yaşamaya katlanmam&lt;br /&gt;sevgilim.&lt;br /&gt;LA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-4441044331933072075?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/4441044331933072075/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/08/kayp-yazl-tarih.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/4441044331933072075'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/4441044331933072075'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/08/kayp-yazl-tarih.html' title='kayıp yazılı tarih!'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-7739306354676994184</id><published>2010-08-03T12:38:00.002+03:00</published><updated>2010-08-03T12:48:32.211+03:00</updated><title type='text'>dokunma.</title><content type='html'>"&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;Bazı adamlar ki bu zamanlara&lt;br /&gt;Dokunur geçerlerdi&lt;br /&gt;Yani bir piyanoya ve onun tek bir tuşuna&lt;br /&gt;Dokunur gibi&lt;br /&gt;"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;Bakmalar görüyorum bütün gün türlü bakmalar&lt;br /&gt;Pencere bakması, sabahlar bakması, yeşil otlar bakması&lt;br /&gt;Hepsi de beni buluyorlar, hepsi de bir yağmur uysallığında&lt;br /&gt;"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;Bir mektup atanın o mektubu attıktan&lt;br /&gt;sonraki şaşkınlığı&lt;br /&gt;İzlemekse bir bakıma&lt;br /&gt;Yol aldığını mektubunun&lt;br /&gt;Bakar dururum ben de ardından.&lt;br /&gt;Sana söylüyorum yalnız&lt;br /&gt;O ben ki her türlü bakışların tarihini&lt;br /&gt;Öğrendim gözlerini hiç değiştirmeyen bir kaptandan.&lt;br /&gt;"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben mişim---neymiş?---su sesiymiş&lt;br /&gt;Oymuş---cam kırıkları gibi gövdemi yakan---&lt;br /&gt;Yanağında sardunya kokusuyla yazdan&lt;br /&gt;Kimmiş o gelen ya giden kimmiş&lt;br /&gt;Bir yabancı mı, yoksa bir ermiş&lt;br /&gt;Değilmiş, bir çağrı bile yokmuş uzaktan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş mi batarmış bir özel isim bitirir gibi&lt;br /&gt;Yanmış bir ağacın yaprakları mıymış kımıldayan&lt;br /&gt;Ne kalmış bir önceden ya da bir sonradan&lt;br /&gt;Kim koparmış dalından bu yabani incirleri&lt;br /&gt;Ya kimmiş kıyıya çeken hayalet gemileri&lt;br /&gt;Ne yazılmış nereye bu garip kargaşadan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıldızlar, büyülü ülke, adımı unutturan&lt;br /&gt;Bir kaya, bir ot, bir akarsu&lt;br /&gt;Hangi yaz şarkıcılarının ürpertili korosu&lt;br /&gt;Ki bütün ölüleri sığa çıkaran&lt;br /&gt;Ve kenti bir ölüm derinliğine salan&lt;br /&gt;Yani bir gül solarken bir gülün açma korkusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiirler yazdım, kitaplar okudum&lt;br /&gt;Elime bir bardak aldım, onu yeniden oydum&lt;br /&gt;Derinlerde kaldım böyle bir zaman&lt;br /&gt;Kim bulmuş ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktan&lt;br /&gt;Ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları&lt;br /&gt;Söylesin benimle biraz bir kere gelmiş bulundum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://fizy.com/#s/1agyqx&lt;br /&gt;http://fizy.com/#s/1agyqr&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-7739306354676994184?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/7739306354676994184/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/08/dokunma.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/7739306354676994184'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/7739306354676994184'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/08/dokunma.html' title='dokunma.'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-5680330834394813780</id><published>2010-08-02T23:56:00.002+03:00</published><updated>2010-08-10T23:07:02.506+03:00</updated><title type='text'>ağrımızı unutturacak ne bulduk ki?</title><content type='html'>"kirazlı yoldan bir daha geçsen de unutmazsın&lt;br /&gt;bir keredir ayrılık&lt;br /&gt;ve kulağında küpe artık"&lt;br /&gt;ekykbk&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-5680330834394813780?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/5680330834394813780/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/08/agrmz-unutturacak-ne-bulduk-ki.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5680330834394813780'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5680330834394813780'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/08/agrmz-unutturacak-ne-bulduk-ki.html' title='ağrımızı unutturacak ne bulduk ki?'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-385083546627516341</id><published>2010-07-24T11:30:00.001+03:00</published><updated>2010-07-24T11:32:17.484+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>hiçkimsenin derdi, herkesin derdim&lt;br /&gt;derdi de, derdim de&lt;br /&gt;sıyrılarak kopan ellerdi&lt;br /&gt;dikiş tutmazdı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tutturduğumuz türküydü derdim&lt;br /&gt;tutuştuğumuz türküydü derdi&lt;br /&gt;derken&lt;br /&gt;bir kopuğa düş-tü&lt;br /&gt;koluma tutturduğum türkü de düş-tü&lt;br /&gt;derdim&lt;br /&gt;tuttu kolumdan&lt;br /&gt;derdi&lt;br /&gt;düştü yakamdan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ismail T.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-385083546627516341?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/385083546627516341/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/07/hickimsenin-derdi-herkesin-derdim-derdi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/385083546627516341'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/385083546627516341'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/07/hickimsenin-derdi-herkesin-derdim-derdi.html' title=''/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-7745177723890320794</id><published>2010-07-18T19:57:00.002+03:00</published><updated>2010-07-18T19:58:52.809+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>sıcaklarda içilen bir kadeh beyaz şarabın kalbe dokunarak geçme olasılığı vardır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;duyamadıklarımı duymak istediğim zamanlar bunlar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.youtube.com/watch?v=d--7Br-xqXY&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.youtube.com/watch?v=qnUFhrmk3Os&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-7745177723890320794?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/7745177723890320794/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/07/scaklarda-icilen-bir-kadeh-beyaz-sarabn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/7745177723890320794'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/7745177723890320794'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/07/scaklarda-icilen-bir-kadeh-beyaz-sarabn.html' title=''/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-5660305735206024142</id><published>2010-07-17T18:56:00.002+03:00</published><updated>2010-07-17T18:59:07.382+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>çoğaltmak istediğimiz anların, soğuyup anı olmasına katlanabilecek kadar güçlü olmak zorunda mıyız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.youtube.com/watch?v=WIVh8Mu1a4Q&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-5660305735206024142?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/5660305735206024142/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/07/cogaltmak-istedigimiz-anlarn-soguyup.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5660305735206024142'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5660305735206024142'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/07/cogaltmak-istedigimiz-anlarn-soguyup.html' title=''/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-9038836302050440762</id><published>2010-07-05T14:26:00.001+03:00</published><updated>2010-07-05T14:28:19.155+03:00</updated><title type='text'>yol..</title><content type='html'>doğduğum yere yolculuk...&lt;br /&gt;yalnız ve zor;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben hayatta en çok babamı sevdim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çarpı bacaklarıyla -ha düştü ha düşecek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl koşarsa ardından bir devin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O çapkın babamı ben öyle sevdim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmezdi ki oturduğumuz semti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geldi mi de gidici - hep , hep acele işi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atlastan bakardım nereye gitti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle öyle ezber ettim gurbeti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevinçten uçardım hasta oldum mu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırkı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul'a&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bi helallaşmak ister elbet , diğ'mi oğluyla!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tifoyken başardım bu aşk oy'nunu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En son teftişine çıkana değin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koştururken ardından o uçmaktaki devin,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıldı nefesim, fikrim, canevim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatta ben en çok babamı sevdim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-9038836302050440762?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/9038836302050440762/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/07/yol.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/9038836302050440762'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/9038836302050440762'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/07/yol.html' title='yol..'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-7122860665666909282</id><published>2010-07-05T11:45:00.001+03:00</published><updated>2010-07-05T11:45:58.950+03:00</updated><title type='text'>CS 1 / 18</title><content type='html'>Merdivenlerin oraya koşuyorum,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beklemek gövde gösterisi zamanın;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok erken gelmişim seni bulamıyorum,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şeyin provası yapılıyor sanki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuşlar toplanmışlar göçüyorlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-7122860665666909282?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/7122860665666909282/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/07/cs-1-18.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/7122860665666909282'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/7122860665666909282'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/07/cs-1-18.html' title='CS 1 / 18'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-324925532251869250</id><published>2010-07-03T12:26:00.003+03:00</published><updated>2010-07-03T12:33:48.842+03:00</updated><title type='text'>C.</title><content type='html'>kederle sevinç arasındaki asma köprü; seni her geçişimde mi büyüyorum?&lt;br /&gt;salın sallan sen, balkonmuşsun gibi korkuluksuz kenarlarından bakıyorum üzerine kurulduğun çok çiçekli suyuna. Bana suyunun adını söyle balkondan köprü!&lt;br /&gt;Büyüdüm sanki, prova bitti sanki, inip oynama sırası bende sanki..&lt;br /&gt;Su senden ne çaldı da onunla aran açıldı?&lt;br /&gt;Bana suyun adını söyle!&lt;br /&gt;Ben atlayacağım suyuna, adını bildiğim vakit..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-324925532251869250?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/324925532251869250/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/07/c.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/324925532251869250'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/324925532251869250'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/07/c.html' title='C.'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-5296980833390286941</id><published>2010-07-01T15:53:00.002+03:00</published><updated>2010-07-01T15:57:27.297+03:00</updated><title type='text'>A.</title><content type='html'>Bir çift güvercin havalansa&lt;br /&gt;Yanık yanık koksa karanfil&lt;br /&gt;Değil bu anılacak şey değil&lt;br /&gt;Apansız geliyor aklıma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nerdeyse gün doğacaktı&lt;br /&gt;Herkes gibi kalkacaktınız&lt;br /&gt;Belki daha uykunuz da vardı&lt;br /&gt;Geceniz geliyor aklıma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdiğim çiçek adları gibi&lt;br /&gt;Sevdiğim sokak adları gibi&lt;br /&gt;Butun sevdiklerimin adları gibi&lt;br /&gt;Adiniz geliyor aklıma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rahat döşeklerin utanması bundan&lt;br /&gt;Öpüşürken o dalgınlık bundan&lt;br /&gt;Tel orgunun deliğinde buluşan&lt;br /&gt;Parmaklarınız geliyor aklıma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nice aşklar arkadaşlıklar gördüm&lt;br /&gt;Kahramanlıklar okudum tarihte&lt;br /&gt;Cağımıza yakışan vakur, sade&lt;br /&gt;Davranışınız geliyor aklıma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çift güvercin havalansa&lt;br /&gt;Yanık yanık koksa karanfil&lt;br /&gt;Değil, unutulur şey değil&lt;br /&gt;Çaresiz geliyor aklıma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MC&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün zor.. sevili blog, zor.. anne ağlıyor, kardeş ağlıyor, baba tedirgin..&lt;br /&gt;sevgi sahipsiz tenhalıktan usanmış..&lt;br /&gt;ıssız adamın anne, anne, zor be anne demesi kadar hevesten bir yumruk boğazımda..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-5296980833390286941?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/5296980833390286941/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/07/blog-post.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5296980833390286941'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5296980833390286941'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/07/blog-post.html' title='A.'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-7806402158720750673</id><published>2010-06-30T00:32:00.001+03:00</published><updated>2010-06-30T00:32:51.741+03:00</updated><title type='text'>anımsayan gecelere...</title><content type='html'>"...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sen güzel insansın&lt;br /&gt;herkes biliyor bunu&lt;br /&gt;yaramı alıp uzak şehirlere gidiyorsun&lt;br /&gt;-saçlarımı düz bir denize ısmarlıyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;utanma! ayıp değil ki bu&lt;br /&gt;bak ben utanıyor muyum?&lt;br /&gt;kanayana kadar dizlerim, misket oynarken&lt;br /&gt;hem, unutma herkes birilerinin yarasını taşır uzaklara."&lt;br /&gt;BK&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-7806402158720750673?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/7806402158720750673/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/06/anmsayan-gecelere.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/7806402158720750673'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/7806402158720750673'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/06/anmsayan-gecelere.html' title='anımsayan gecelere...'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-8319791179976204370</id><published>2010-05-10T22:04:00.001+03:00</published><updated>2010-05-10T22:04:46.684+03:00</updated><title type='text'>İ.</title><content type='html'>bir yer vardır!&lt;br /&gt;sevginin söz olup çatladığı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-8319791179976204370?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/8319791179976204370/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/05/i.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/8319791179976204370'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/8319791179976204370'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/05/i.html' title='İ.'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-2501417375634579656</id><published>2010-05-06T23:19:00.000+03:00</published><updated>2010-05-06T23:20:00.852+03:00</updated><title type='text'>q</title><content type='html'>I&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O akşam söylediydim ona&lt;br /&gt;Gördüm Hümakuşunun iskeletini&lt;br /&gt;Haber de saldıydım Pegasos´un sırtındaki ozana&lt;br /&gt;Seyretsin diye ölümün bu sırça gelinliğini&lt;br /&gt;Duyan da var bunu duymayan da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gün bugündür ıslık çala çala&lt;br /&gt;Gelip geçiyor kapımın önünden&lt;br /&gt;Konuşuyoruz da arasıra. Geçen gün dedi ki&lt;br /&gt;Farketmez gözyaşı kimseyi, ruhsa&lt;br /&gt;Başıboşbir deniz gibi anlamsız yatar&lt;br /&gt;Kocaman bir ıssızlığı yonta yonta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlattı sonra uzun uzun.&lt;br /&gt;Nasıl onardığını eski tekneyi&lt;br /&gt;Nasıl kalafata çektiğini, boyasını&lt;br /&gt;Hangi dağ çiçeklerinden kardığını. (Bir çocuk dişi parladıydı.. Çekmişti onu&lt;br /&gt;kırmızı bir akşamüstünün dişetlerine. Ya direkleri? özenli bir kılıfa&lt;br /&gt;girer gibi girmişti göğe. Doğrusu görkem iki parmak arasında büyüyen&lt;br /&gt;ama hiç gölgesi olmayan uçsuz bucaksız bir bitkiydi. Giz olmayan bir&lt;br /&gt;gizdi belki. Evleri dolaşan cinsiyetsiz bir tanrı da olamazdı ki.&lt;br /&gt;İnandıydı bu yüzden kanının tekneyi dolaşıp şafakları çevirdiğine. Ve&lt;br /&gt;gördüydü yer değiştirdiğini gövdesiyle teknenin böylece ruh olduğunu&lt;br /&gt;anladıydı bira köpüğü gibi altınsı altınsı parlayan tahtalara. Ve&lt;br /&gt;yetinmedi. Bir öğleüstü konservesini yedi. Çekti bıçağını sapladığı&lt;br /&gt;yerden kaldırdı havaay. Birden parladı bıçak dünya zamanından başka&lt;br /&gt;bir zamanla ve noktalandı uzayın çilekleri işbaşındayken. Besbelli bir&lt;br /&gt;uzay tapınağındaki ilk duaydı bu. Ve seyretti uzun uzun tarihte yeri&lt;br /&gt;olmayan bu titreşimi. Bir şey ki artık birdenbire her şeydi. Ve yazdı&lt;br /&gt;bordasına İki Parmak diye İki Parmaktı çünkü teknenin ismi.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;II&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey iki el arasındaki çaresiz vakit&lt;br /&gt;Yıkanmış çekmiş çamaşırlar gibisin&lt;br /&gt;Azsın, öyle çok kıyılısın ki genişliğime&lt;br /&gt;İçinde asfaltların dondurmaların eridiği bir salı&lt;br /&gt;Mühürler gibi kazılmış çarşambanın üstüne&lt;br /&gt;Tuz uzun, bakışlarımsa bir avuç tuzla orantılı&lt;br /&gt;Tam yüreğimin hizasında o otel&lt;br /&gt;Bir otel ki sabah akşam buruşturan kıyıyı&lt;br /&gt;Dönüp dönüp arkama baktığım işte&lt;br /&gt;Severek bir ıslak battaniyeyi belki&lt;br /&gt;Didiklenmiş bir saati, yıpranmış&lt;br /&gt;Tırnak uçlarını ve her şeyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa ey denizlerin ıslak geçidi&lt;br /&gt;Her yandan sızan şeridi akarsuların&lt;br /&gt;Balığın dil bilmeyeni ben&lt;br /&gt;Neden hep tuzdan anlardım o zaman&lt;br /&gt;Tuzdan mı, evet tuzdan&lt;br /&gt;Denizin merasından yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzat elini artık, kutla kendini&lt;br /&gt;Götür bir bardak sonsuz suyu ağzına&lt;br /&gt;Bak&lt;br /&gt;Gördün mü, hem de nasıl&lt;br /&gt;Bir gül dönüyor öteki avucunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;III&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağrıtmayan böylece dindirmeyen o sabah&lt;br /&gt;Puhukuşu muydu, neydi, öttü uzun uzun&lt;br /&gt;Biçimini vermeye çalıştı bir yıkıntıya&lt;br /&gt;Biz geçince dönüp baktı arkamızdan üç çocuk&lt;br /&gt;Üçü de&lt;br /&gt;Bir tahta perdenin önündeki ömründe&lt;br /&gt;Gözleri dümdüz, kireç kıyıları gibi&lt;br /&gt;Bir yanıp bir sönüyordu umuda ve ezikliğe.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farketmez deniz de gözyaşını, dedim ustama&lt;br /&gt;Ve gözyaşı denizi&lt;br /&gt;Ey göstergelerinen güzeli, göster ki beni&lt;br /&gt;Ben ıssızı yonta yonta gürültüler ederim&lt;br /&gt;Kendimi yonta yonta dağılan bir mermerim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O sabah demir atmış bulduk&lt;br /&gt;Tekneyi bütün kıyılarda.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-2501417375634579656?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/2501417375634579656/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/05/q.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/2501417375634579656'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/2501417375634579656'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/05/q.html' title='q'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-5614362568903880748</id><published>2010-05-06T15:29:00.000+03:00</published><updated>2010-05-06T15:30:48.095+03:00</updated><title type='text'>kazıdan önce, jospi'den sonra!</title><content type='html'>Uzun uzun bir yağmuru okudum,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun ıslığını taşıdım rüzgârın,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzak bir kıyıya mektup yolladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Döndüm, derinde dövdüm kendimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duydum, kırıldı içimde tuz sesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir derine ağladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Keder saldı içime bir denizden bir midye,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taşı gördüm ağırlık indi dilime)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Engin de kendinden uzağı özlermiş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufuk bir şey değilmiş bana, gördüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayal kıvamıymış aşk,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülün kokusunu bademin neşesini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah bilemedim de nasıl geniştim,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koşup kapaklanayım bir kucak istedim.&lt;br /&gt;BK&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-5614362568903880748?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/5614362568903880748/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/05/kazdan-once-jospiden-sonra.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5614362568903880748'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5614362568903880748'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/05/kazdan-once-jospiden-sonra.html' title='kazıdan önce, jospi&apos;den sonra!'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-2024964206699396704</id><published>2010-05-03T17:02:00.001+03:00</published><updated>2010-05-03T17:02:58.536+03:00</updated><title type='text'>S.</title><content type='html'>Şakacı&lt;br /&gt;Güler, gülümser bir şakacı,&lt;br /&gt;Güldürür,düşündürür,&lt;br /&gt;Arada-bir durur, gözleri dalar,&lt;br /&gt;Neler söyler, neler susar..&lt;br /&gt;Yoksa, çok acı bir şakayı&lt;br /&gt;Şakadan da olsa,&lt;br /&gt;Çok yalın bir karanlığa mı saklar..&lt;br /&gt;Oynadığı oyunsa,&lt;br /&gt;Yaşamda oynadığı,&lt;br /&gt;Oyununu mu yaşar..&lt;br /&gt;Oyunda yaşadığı,&lt;br /&gt;Yaşamını mı oynar..&lt;br /&gt;Yaşarcasına, oynarcasına.&lt;br /&gt;Öyküler anlatır olmuşcasına,&lt;br /&gt;Sonunu mutlu bağlar,&lt;br /&gt;Gider evinde ağar.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özdemir Asaf&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-2024964206699396704?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/2024964206699396704/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/05/s.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/2024964206699396704'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/2024964206699396704'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/05/s.html' title='S.'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-5094933118865474701</id><published>2010-03-30T14:37:00.002+03:00</published><updated>2010-03-30T14:46:21.127+03:00</updated><title type='text'>fd7it5</title><content type='html'>&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-90ef76e5c4c3d48b" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v5.nonxt4.googlevideo.com/videoplayback?id%3D90ef76e5c4c3d48b%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331136506%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D5479890CBB7E8F0897B54DEA787675E3C631687E.7F6B59E92493BEEAA8402477B579638F252C4EC1%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D90ef76e5c4c3d48b%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DjgYDfd8qDlWIIdBVBhiLeBqoHow&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v5.nonxt4.googlevideo.com/videoplayback?id%3D90ef76e5c4c3d48b%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331136506%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D5479890CBB7E8F0897B54DEA787675E3C631687E.7F6B59E92493BEEAA8402477B579638F252C4EC1%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D90ef76e5c4c3d48b%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DjgYDfd8qDlWIIdBVBhiLeBqoHow&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-5094933118865474701?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/5094933118865474701/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/03/fd7it5.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5094933118865474701'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5094933118865474701'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/03/fd7it5.html' title='fd7it5'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-5166610807890085626</id><published>2010-03-25T16:04:00.001+02:00</published><updated>2010-03-25T16:04:58.215+02:00</updated><title type='text'>galeano'ya giriş</title><content type='html'>"kim bir ismi anarsa çağırır. ve birisi gelir; randevusuz, açıklamasız, adının sesle ya da düşünceyle, onun çağırdığı yere. insanın, bu olduğu zaman, kendisini çağıran kelime ölmedikçe, her şeyin dışında kalmadığına inanma hakkı vardır"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-5166610807890085626?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/5166610807890085626/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/03/galeanoya-giris.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5166610807890085626'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5166610807890085626'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/03/galeanoya-giris.html' title='galeano&apos;ya giriş'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-7140335329249564811</id><published>2010-03-22T22:38:00.004+02:00</published><updated>2010-03-22T22:52:35.057+02:00</updated><title type='text'>f(sonsuz - 1)</title><content type='html'>nedir sonsuzdan bir önceki sayının adı&lt;br /&gt;    diyelim sonsuz eksi bir&lt;br /&gt;    sonsuz eksi bir&lt;br /&gt;    hayatın adıdır bu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;|sonsöz - 1|&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni rüzgâra verme&lt;br /&gt;Öfkeli bir deniz gibi&lt;br /&gt;Üstünden atma beni&lt;br /&gt;Yazdığın gibi silme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yumlama parçalama&lt;br /&gt;Ne yapsam kırılmaz diye&lt;br /&gt;İtme koca dağlardan&lt;br /&gt;Gidip gelip ağlatma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuşlara parçalatma&lt;br /&gt;Çöllere koyup dönme&lt;br /&gt;Gözden çıkarma beni&lt;br /&gt;Tam her şeyimi aydınlatırken&lt;br /&gt;Yeter bu kadar deyip sönme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gidip bir gelip&lt;br /&gt;Çocuk gibi oyalama&lt;br /&gt;Korkutma yıldırma beni&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a.t.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;logaritmik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sibernetik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üç kere üç dokuz eder, bilirsin.&lt;br /&gt;Birin karesi birdir,&lt;br /&gt;karekökü de&lt;br /&gt;bilirsin " mutlu aşk yoktur"&lt;br /&gt;bilirsin&lt;br /&gt;ama baharda ya da dışarda&lt;br /&gt;sonsuz göğün altında&lt;br /&gt;aşkın aşkla çarpımı&lt;br /&gt;nedendir bilinmez&lt;br /&gt;hep sonsuzdur &lt;br /&gt;t.u.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S6fYfurRE3I/AAAAAAAAAGc/t5ZQsvBR1F0/s1600-h/inv.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 230px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S6fYfurRE3I/AAAAAAAAAGc/t5ZQsvBR1F0/s400/inv.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5451563913572324210" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-7140335329249564811?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/7140335329249564811/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/03/fsonsuz-1.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/7140335329249564811'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/7140335329249564811'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/03/fsonsuz-1.html' title='f(sonsuz - 1)'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S6fYfurRE3I/AAAAAAAAAGc/t5ZQsvBR1F0/s72-c/inv.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-7212384191062114174</id><published>2010-03-21T21:57:00.003+02:00</published><updated>2010-03-21T22:25:03.409+02:00</updated><title type='text'>Gözlerimde yıldızlar gezdirdiğim zamanlar... III./II/I</title><content type='html'>Yüreğimin kabardığı zamanlar, bedenim ürpermeden önce, gözlerim buğulanır, yeşerir;&lt;br /&gt;Ben bunu kendi kendime gördüm, görürüm...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben gidince hüzünler bırakırım&lt;br /&gt;Bu senin yaşadığındır&lt;br /&gt;Bir ev sıkılır kadınlardaki&lt;br /&gt;Bir adam sıkılır kadınlardaki&lt;br /&gt;Seni sevmek bu kadar mı&lt;br /&gt;O benim yaşadığımdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazan da bir yerde kuşlar vardır&lt;br /&gt;Ne uçmak, ne görünmek için&lt;br /&gt;Bir karanfil pencereyi deler&lt;br /&gt;Bir kapı kendiliğinden kapanır&lt;br /&gt;İstesek sevişirdik, ama olmadı&lt;br /&gt;Biz değil yaşayan acılardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gitsem de her yerde biraz vardır&lt;br /&gt;Hatırda zamansız bir plak&lt;br /&gt;Bir otel kapısı, biraz istasyon&lt;br /&gt;Vardır o seninle birlikte olmak&lt;br /&gt;Buluşur çok uzaktan ellerimiz&lt;br /&gt;Ve nasıl göz gözeyiz ansızın bir infilak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve duvardan önce&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sabah şu denizi kirala, mavi&lt;br /&gt;mavi hatırlayalım birbirimizi,&lt;br /&gt;bu öğlen güneşi kirala da, bir&lt;br /&gt;daha soğukluk girmesin aramıza,&lt;br /&gt;bu ikindi tembelliği kirala, belki&lt;br /&gt;gölgesinde kedin olurum senin,&lt;br /&gt;bu akşam bahçeyi kirala, elimizde&lt;br /&gt;büyüsün gül, menekşe, yasemin,&lt;br /&gt;bu gece uykuyu kiralarsan, rüyama&lt;br /&gt;yalnız senin gözlerini konuk ederim,&lt;br /&gt;bu bahar bu gövdeyi kirala, vücut&lt;br /&gt;kitabında tozlandı kelimelerim,&lt;br /&gt;bu ders coğrafyayı kirala, hadi&lt;br /&gt;teneffüse çıkalım toprağıyla, suyuyla,&lt;br /&gt;bu teneffüs bir yolculuk kirala, hiç&lt;br /&gt;mola vermeden yürüyelim arkadaşlığa,&lt;br /&gt;bu sefer bir yelkenli kirala, rüzgar&lt;br /&gt;nereye götürürse yürak oraya,&lt;br /&gt;bu yaz bu sokağı kirala, kapıları&lt;br /&gt;aç, yalnızlığı yalnız bırak odalarda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kiralama bu şiiri, şairin olurum yoksa! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S6Z9JUPCrFI/AAAAAAAAAGM/0JvfUEt5N50/s1600-h/atoll2.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 235px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S6Z9JUPCrFI/AAAAAAAAAGM/0JvfUEt5N50/s320/atoll2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5451181997982657618" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-7212384191062114174?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/7212384191062114174/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/03/gozlerimde-yldzlar-gezdirdigim-zamanlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/7212384191062114174'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/7212384191062114174'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/03/gozlerimde-yldzlar-gezdirdigim-zamanlar.html' title='Gözlerimde yıldızlar gezdirdiğim zamanlar... III./II/I'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S6Z9JUPCrFI/AAAAAAAAAGM/0JvfUEt5N50/s72-c/atoll2.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-6191201042565009004</id><published>2010-03-18T16:38:00.000+02:00</published><updated>2010-03-18T16:39:06.803+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Ben mişim---neymiş?---su sesiymiş&lt;br /&gt;Oymuş---cam kırıkları gibi gövdemi yakan---&lt;br /&gt;Yanağında sardunya kokusuyla yazdan&lt;br /&gt;Kimmiş o gelen ya giden kimmiş&lt;br /&gt;Bir yabancı mı , yoksa bir ermiş&lt;br /&gt;Değilmiş, bir çağrı bile yokmuş uzaktan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş mi batarmış bir özel isim bitirir gibi&lt;br /&gt;Yanmış bir ağacın yaprakları mıymış kımıldayan&lt;br /&gt;Ne kalmış bir önceden ya da bir sonradan&lt;br /&gt;Kim koparmış dalından bu yabani incirleri&lt;br /&gt;Ya kimmiş kıyıya çeken hayalet gemileri&lt;br /&gt;Ne yazılmış nereye bu garip kargaşadan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıldızlar, büyülü ülke, adımı unutturan&lt;br /&gt;Bir kaya, bir ot, bir akarsu&lt;br /&gt;Hangi yaz şarkıcılarının ürpertili korosu&lt;br /&gt;Ki bütün ölüleri sağa çıkaran&lt;br /&gt;Ve kenti bir ölüm derinliğine salan&lt;br /&gt;Yani bir gül solarken bir gülün açma korkusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiirler yazdım, kitaplar okudum&lt;br /&gt;Elime bir bardak aldım, onu yeniden oydum&lt;br /&gt;Derinlerde kaldım böyle bir zaman&lt;br /&gt;Kim bulmus ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktan&lt;br /&gt;Ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları&lt;br /&gt;Söyleşin benimle biraz, bir kere gelmiş bulundum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EC&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S6I6SC0KmGI/AAAAAAAAAGE/6iCn3uJsW7w/s1600-h/image_resize.php.jpeg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S6I6SC0KmGI/AAAAAAAAAGE/6iCn3uJsW7w/s320/image_resize.php.jpeg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5449982580739446882" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-6191201042565009004?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/6191201042565009004/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/03/ben-misim-neymis-su-sesiymis-oymus-cam.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/6191201042565009004'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/6191201042565009004'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/03/ben-misim-neymis-su-sesiymis-oymus-cam.html' title=''/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S6I6SC0KmGI/AAAAAAAAAGE/6iCn3uJsW7w/s72-c/image_resize.php.jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-5283969744109099455</id><published>2010-03-14T16:16:00.001+02:00</published><updated>2010-03-14T16:16:35.431+02:00</updated><title type='text'>(" AYKIRI YAŞAMAK")</title><content type='html'>AYKIRI YAŞAMAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geriye bakarak yanıtlıyoruz birbirimizi&lt;br /&gt;Bir destek aranır bir güç alırcasına&lt;br /&gt;Dönerek ikide bir anıların ülkesine..&lt;br /&gt;Alnımızı gererek konuşuyoruz, kaşlarımızı&lt;br /&gt;Bir ince eğimle siper edip bakışlarımıza&lt;br /&gt;Çok iyi bildiğimiz bir duyguyu&lt;br /&gt;-  O biraz yenilgiye biraz ezikliğe benzer&lt;br /&gt;   Ortak yaşadığımız sızım sızım -&lt;br /&gt;Saklamaya çalışıyoruz birbirimizden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun uzun susuyoruz sözün kıyılarında&lt;br /&gt;Hangi kapıyı aralasak bir uzaklık esiyor&lt;br /&gt;Hiçbir düşünceyi sonuna dek götüremiyoruz.&lt;br /&gt;-  Böyle belirlenmiş sınırlar içinde&lt;br /&gt;   Bir iç denetimle, bir dış denetimle&lt;br /&gt;   Konuşmasak da eski tadını yitirdi -&lt;br /&gt;Düşler kuruyoruz yeniden gelecek üzerine&lt;br /&gt;Kaldırıp kirpiklerimizi ayak uçlarımızdan&lt;br /&gt;Dağlara bakıyoruz, ufuklara, bulutlara&lt;br /&gt;-   Ah, o insan yüreğinin değişmeyen tutkusu -&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir güncel sesle sonra, çirkin ve çiğ&lt;br /&gt;Bir kirli görüntüyle hayata ilişkin&lt;br /&gt;Dönüyoruz gerçeğin o kalın çizgisine..&lt;br /&gt;Yeni yeni yaşamlar kuruyoruz ödünler vererek&lt;br /&gt;Aklımızda yüzlerce geçerli açıklama:&lt;br /&gt;"Yaşamak zorundayız nasılsa, iyidir&lt;br /&gt;Hiç yoktan var olmak" adına&lt;br /&gt;Karşı çıktığımız ne varsa yapıyoruz hepsini.&lt;br /&gt;Bir kan pıhtısı gibi yarada kuruyan&lt;br /&gt;Binlerce uyuşturucu merhemle donuyor kalbinizde&lt;br /&gt;Anılar inançlar incelikler düşler..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ş.E.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-5283969744109099455?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/5283969744109099455/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/03/aykiri-yasamak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5283969744109099455'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5283969744109099455'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/03/aykiri-yasamak.html' title='(&quot; AYKIRI YAŞAMAK&quot;)'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-6032475062675396270</id><published>2010-02-23T01:04:00.002+02:00</published><updated>2010-02-23T01:05:07.710+02:00</updated><title type='text'>rüya</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S4MNnm0bUvI/AAAAAAAAAF8/Hb5mAJehG2c/s1600-h/31322-fullsize.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S4MNnm0bUvI/AAAAAAAAAF8/Hb5mAJehG2c/s320/31322-fullsize.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5441207748880192242" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-6032475062675396270?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/6032475062675396270/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/02/ruya.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/6032475062675396270'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/6032475062675396270'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/02/ruya.html' title='rüya'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S4MNnm0bUvI/AAAAAAAAAF8/Hb5mAJehG2c/s72-c/31322-fullsize.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-2477285502276531541</id><published>2010-02-23T00:34:00.006+02:00</published><updated>2010-02-23T01:03:45.482+02:00</updated><title type='text'>"Aşk olsun hem bekleyip hem türkü söyleyene"</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S4MGg-Fkt9I/AAAAAAAAAFc/kT1eTCj1ejA/s1600-h/784702.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 213px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S4MGg-Fkt9I/AAAAAAAAAFc/kT1eTCj1ejA/s320/784702.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5441199938285647826" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;seviyorum susmanı, yokluk gibisin çünkü,&lt;br /&gt;sesim sana varmadan işitiyorsun beni.&lt;br /&gt;havalanıyor gibi gözlerin yerlerinden&lt;br /&gt;ve sanki bir öpüşle kapanmış ağzın yeni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;benim ruhumla dolu bütün nesneler gibi&lt;br /&gt;yine benim ruhumla yükselirsin her şeyden.&lt;br /&gt;ruhuma benziyorsun, düş kelebeğim benim,&lt;br /&gt;karasevda sözüne benziyorsun tıpkı sen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;seviyorum susmanı, uzaklıklar gibisin.&lt;br /&gt;inler gibisin hem de, kuğuran* kelebeğim.&lt;br /&gt;işitiyorsun beni sesim sana varmadan:&lt;br /&gt;senin sessizliğinle ben de susayım derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;seninle konuşayım o senin yüzük gbi&lt;br /&gt;yalın sessizliğinde, o lamba gibi parlak.&lt;br /&gt;gece gibisin sen de sessiz, yıldız içinde.&lt;br /&gt;sessizliğin bir küçük yıldızdır senin, uzak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;seviyorum susmanı, yokluk gibidir çünkü.&lt;br /&gt;öyle uzak, acılı, ölüp gitmiş gibi sen.&lt;br /&gt;yeter o zaman bir söz, bir gülümseyiş bile,&lt;br /&gt;sevinirim, başka şey yok öyle sevindiren.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S4MHT2pK5QI/AAAAAAAAAFk/9GWMbqPjoEk/s1600-h/monet146.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 319px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S4MHT2pK5QI/AAAAAAAAAFk/9GWMbqPjoEk/s320/monet146.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5441200812460795138" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hızla gelişecek kalbimiz&lt;br /&gt;kalbimiz hızla.&lt;br /&gt;sürgünlerin umutsuzluğunda&lt;br /&gt;kırık kalpler, yaralılar, onulmazlar&lt;br /&gt;farksız çarpanların umutsuzluğunda&lt;br /&gt;ve köprü başlarının umutsuzluğunda&lt;br /&gt;ve köprü başlarının umudunda.&lt;br /&gt;sular bitse bile, çiçekler atılırken oralara&lt;br /&gt;temiz bir ilişkinin bulutsuzluğunda&lt;br /&gt;ve eski dağlarda, eski dağlarda kış&lt;br /&gt;kovalarken ülkesini&lt;br /&gt;hızla gelişecek kalbimiz.&lt;br /&gt;kendi öz hüznümüzün öz tarlasında&lt;br /&gt;bozkır dayanıklılığımızın tarlasında&lt;br /&gt;kalbimiz&lt;br /&gt;ellerimiz ayaklarımız arasında&lt;br /&gt;ve kimsenin bölemediği şarkıyı&lt;br /&gt;güllerin, buğdayların ve acının şarkısını&lt;br /&gt;bir haziran uygulayacak sesimize.&lt;br /&gt;sütçünün sesiyle birlikte&lt;br /&gt;erkenci işçilerin sesiyle birlikte&lt;br /&gt;şoförün sesiyle birlikte&lt;br /&gt;sabaha başlamış sarhoşların sesiyle birlikte&lt;br /&gt;yaman sarhoşların sesiyle birlikte&lt;br /&gt;ve yeni uyanışların ve yeni doğmuşların&lt;br /&gt;ve herkesin ve herkesin&lt;br /&gt;sesleriyle birlikte&lt;br /&gt;bir haziran uygulayacak&lt;br /&gt;kimse bölemeyecek ve kalbimiz&lt;br /&gt;hızla gelişecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yıkıntılara karışan eski bir bahar&lt;br /&gt;büyük olmaya elverişli bir bahar&lt;br /&gt;eskiden yaşanılmış ve her şeye rağmen&lt;br /&gt;insanlara göre bir bahar&lt;br /&gt;suların kana kestiği yahut&lt;br /&gt;suların kana kestiği bir bahar.&lt;br /&gt;hızla gelişecek kalbimiz&lt;br /&gt;bir mavilik kalıbında&lt;br /&gt;bir odada, en olagel bir odada&lt;br /&gt;en sade, en insanca bir odada&lt;br /&gt;bir kadınla bir erkeğin olduğu bir odada&lt;br /&gt;bir kadın bir erkeğin&lt;br /&gt;bir kadınla bir erkek olduğu&lt;br /&gt;ellerin ve omuz başlarının&lt;br /&gt;birbirini bulduğu.&lt;br /&gt;birden gerçekliğini algılayarak&lt;br /&gt;saat çalınca ve görünce güneşi&lt;br /&gt;birden vazgeçilmezliğini algılayarak&lt;br /&gt;önemli ve gerekli buluşunu kendini&lt;br /&gt;birden hatırlayarak&lt;br /&gt;geleceğe hazırlayınca olanca göğüslerini&lt;br /&gt;ve her şeye ve ölüme kalbimiz&lt;br /&gt;hızla gelişecek&lt;br /&gt;çağımıza pek uygun bir hızla&lt;br /&gt;gelişecek kalbimiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kalbimiz&lt;br /&gt;yerin ve göğün alt edilmez bir dirilikte olduğu&lt;br /&gt;tutkumuz, direnmemiz, ellerimiz, kalbimiz.&lt;br /&gt;kalbimiz&lt;br /&gt;kalbimiz hızla gelişecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S4MKWnrdWjI/AAAAAAAAAFs/Fg0_smZ2wD0/s1600-h/untitled.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 233px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S4MKWnrdWjI/AAAAAAAAAFs/Fg0_smZ2wD0/s320/untitled.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5441204158518352434" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni sev denizkızı, beni gözle, tanı,&lt;br /&gt;kurgula, kendine çevir ve aç, bir de&lt;br /&gt;beni ıslat, düğümlerimden çöz, bırak&lt;br /&gt;uzaklaşayım açıklara doğru, bana ulaş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve dokun, bana dik dalgaların verebileceği&lt;br /&gt;özgürlüğü ver, içine al, içinde tut ve sal,&lt;br /&gt;el değmemiş bir kıyı bulursam, kimsenin&lt;br /&gt;ayak basmadığı bir ada, döner seslenirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ve sen: Bir ten karmaşası kuralım,&lt;br /&gt;tuzundan kaskatı kesilsin dilim,&lt;br /&gt;hızımdan tutuş ve alevlerin ucundan uç,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gece gökyüzünde bir anlığına ağalım,&lt;br /&gt;sessizliğimizden tiz bir boşluk kalsın:&lt;br /&gt;Beni sev deniz kızı, beni bağla, bağışla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen bilirsin&lt;br /&gt;Ne denizler dağlardan bu kadar yüksek&lt;br /&gt;Ne sevinçler acılardan bu kadar ayrı&lt;br /&gt;Daha önce dökülmesi yaprakların&lt;br /&gt;Doğrudur&lt;br /&gt;Yoksa neye benzer gül dönemi kiraz zamanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umutsuzluk bile ne güzel bilir misin&lt;br /&gt;İkide bir umudu getirir karşımıza&lt;br /&gt;Ölüm büyük bir saçmalık olurdu&lt;br /&gt;Işık yüzlü bebekler doğmasa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen bilirsin&lt;br /&gt;Ne denizler dağlardan bu kadar yüksek&lt;br /&gt;Ne sevinçler acılardan bu kadar ayrı&lt;br /&gt;Sen bilirsin&lt;br /&gt;Ne ben senden iyice başka biriyim&lt;br /&gt;Ne bu kuşlar göklerden başka bir şey&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S4MNDwKqqKI/AAAAAAAAAF0/8rkMy8fEysk/s1600-h/Hope.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S4MNDwKqqKI/AAAAAAAAAF0/8rkMy8fEysk/s320/Hope.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5441207132914100386" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-2477285502276531541?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/2477285502276531541/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/02/ask-olsun-hem-bekleyip-hem-turku.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/2477285502276531541'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/2477285502276531541'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/02/ask-olsun-hem-bekleyip-hem-turku.html' title='&quot;Aşk olsun hem bekleyip hem türkü söyleyene&quot;'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S4MGg-Fkt9I/AAAAAAAAAFc/kT1eTCj1ejA/s72-c/784702.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-7990368969971846010</id><published>2010-01-20T00:01:00.004+02:00</published><updated>2010-01-20T00:08:22.066+02:00</updated><title type='text'>Düşümdeki Mavi Kız için, en gerçek düşlerde buluşabilmek umuduyla, bir kadının diliyle</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S1YsyX19ClI/AAAAAAAAAEw/VeLrN7MnFyg/s1600-h/si-256316.jpg_maxdim-400_resize-yes.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S1YsyX19ClI/AAAAAAAAAEw/VeLrN7MnFyg/s320/si-256316.jpg_maxdim-400_resize-yes.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5428575644747106898" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman yüreğini yitirmeden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hediye&lt;br /&gt;ben gecenin sonundan söz ediyorum&lt;br /&gt;ben karanlığın sonundan&lt;br /&gt;ve gecenin sonundan söz ediyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evime gelirsen eğer sevgili bana bir ışık getir&lt;br /&gt;ve küçücük bir pencere oradan&lt;br /&gt;mutlu sokağın kalabalığını seyredeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öpücük&lt;br /&gt;her iki gözünde onun günah gülüyordu&lt;br /&gt;yüzüne ay ışığı gülüyordu&lt;br /&gt;o suskun dudakların geçişinde&lt;br /&gt;sığınmasız bir yalaz gülüyordu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;utangaç ve silik bir istekle dolu&lt;br /&gt;bakışları sarhoşluk renginde olmalı&lt;br /&gt;gözlerine baktım ve söyledi:&lt;br /&gt;aşktan bir ürün almalı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir gölge eğildi diğer gölge üstüne&lt;br /&gt;gecenin gizlisine saklandı&lt;br /&gt;bir soluk kaydı bir yüze&lt;br /&gt;iki dudak ortasından öpüş alazlandı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FF.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S1YspxuCIeI/AAAAAAAAAEo/JsJjRfxStb4/s1600-h/blue-kiss-full-moon.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S1YspxuCIeI/AAAAAAAAAEo/JsJjRfxStb4/s320/blue-kiss-full-moon.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5428575497074385378" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-7990368969971846010?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/7990368969971846010/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/01/dusumdeki-mavi-kz-icin-en-gercek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/7990368969971846010'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/7990368969971846010'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/01/dusumdeki-mavi-kz-icin-en-gercek.html' title='Düşümdeki Mavi Kız için, en gerçek düşlerde buluşabilmek umuduyla, bir kadının diliyle'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S1YsyX19ClI/AAAAAAAAAEw/VeLrN7MnFyg/s72-c/si-256316.jpg_maxdim-400_resize-yes.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-3053880153542402419</id><published>2010-01-17T22:24:00.003+02:00</published><updated>2010-01-17T22:46:44.805+02:00</updated><title type='text'>Pazar.. Güneş günü</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S1N21jgX1YI/AAAAAAAAAEg/6HfVdqBPKhM/s1600-h/untitled.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 134px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S1N21jgX1YI/AAAAAAAAAEg/6HfVdqBPKhM/s320/untitled.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5427812638347744642" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Pazar gecesi, hüzün gecesi..&lt;br /&gt;Tamamlanmamış işler, tam tamamlan(a)mamış haftasonu planlarını, bir kayboluşu taşıyan  Pazar gecesi. Derin bir nefesle gevşetilmiş karın kaslarını, kaçınılmaz olanı bekleyen gergin durumuna yeniden getiren gece.  &lt;br /&gt;Bedenim ve ruhum gerçeği beklemeye koyulmuşken, ben aklımadakileri  yeniden evirip çeviriyorum, bir yandan maça bakıyorum, önümdeki gömleğe ütüyü sürerken, aklımı da ütülemeye çalışıyorum.. Omuzdan mı başlamalı, yüzlerden mi, olanlardan mı başlamalı, olabileceklerden mi? Gömlek ütülenirken, akıldakiler de biçimleniyor belki de. Bir filmde farkedilmeyi bekleyen farkedilmediği için de ölmeyi tercih eden bir kadını hatırlıyorum, varlığın izlenmemesi halinde varolmadığını hissetmek,  söylediklerin anlaşılmadığında doğru dürüst konuşamamak, sevilmediğin sürece, yokluğu yaşamak, acı verici işte. Yine başka bir filmde sevginin gösterilememesinin  yarattığı sıkıntılar vardı, gerçekten önemli bir insanın varoluşu için sevilmek ve sevgiyi görmek, reddedilebilir bir şey değil bu.  Aslında kendi sınırlarımızı çizebilmek için gereksinim duyduğumuz şey de bu biraz, başka birisinin hayatınızın birinci elden tanığı olması.  Ve o tanığın gözünde tamamen meşru olmak, zor, sıkıntılı ama iki benliği de tam olarak kavramaya yardımcı  rahatlatıcı bir durum.  Ben’in öyküsünün o ben’in yakınmalarıyla başka bir ben tarafından bana anlatılması, iyi kötü yanlarımın farkına varılması, her şeye rağmen bir hoşluktur.  Bütün ayrıntıları kavramak mümkün değil elbette, ama anlamak, anlamaya gayret etmek de hem zaman yaratmak hem de alan yaratmak anlamındadır. Bu bakımdan da iyidir, ilgi. Kaskatı bakışlarıyla hayatımızı sınırlandıran herkeslerden kurtulmanın bir yolu olarak da sunabilirim yetişkin ve doğru algılanıp yaşanan bu karşılıklı tanık olma ilgili ve sevgili olma halini. İyiden en geniş ölçüde yararlanmak, kötünün etkilerini en aza indirmek, ve bunları aynı yürüyüş yolunu bularak yapmaya çalışmak beceri ve arzu gerektirir. Enerjisini kendi benliğinden ve tanığından alan bir yürüyüştür bu.  Kayıtsız kalmadan, özen göstererek, sade, aşkın şiddetini ve  tutkusunu da  tadan bir birlikte tanıklık, yaşamın kalanı  için, güneş kadar ilham verici olabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-3053880153542402419?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/3053880153542402419/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/01/pazar-gunes-gunu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/3053880153542402419'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/3053880153542402419'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/01/pazar-gunes-gunu.html' title='Pazar.. Güneş günü'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S1N21jgX1YI/AAAAAAAAAEg/6HfVdqBPKhM/s72-c/untitled.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-3469942675404962126</id><published>2010-01-09T13:37:00.002+02:00</published><updated>2010-01-09T13:47:11.862+02:00</updated><title type='text'>"keşke yalnız bunun için sevseydim seni"</title><content type='html'>eşdeğeriyle yanyana yürürken&lt;br /&gt;cehennem sokağında birey olmak,&lt;br /&gt;ve en inceldikten sonra&lt;br /&gt;ilkel sözcüklerle konuşmak seninle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;saat beş nalburları pencerelerden&lt;br /&gt;madeni paralar gösteriyorlar,&lt;br /&gt;yalnızlığı soruyorlar, yalnızlık,&lt;br /&gt;bir ovanın düz oluşu gibi bir şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka&lt;br /&gt;keşke yalnız bunun için sevseydim seni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ictim o bin yillanmis testiden, ictim, ictim, &lt;br /&gt;Ortuler arasinda yeryuzu begenisiyle&lt;br /&gt;Ayisigini paylasirdi bacaklari, &lt;br /&gt;Optum ayak parmaklarini, optum, optum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Put`unu cezalandiriyor kir delisi;&lt;br /&gt;Oglan iki ev otede, Londra`dan gelmis;&lt;br /&gt;Yazsinlar felaketlerin hep cift geldigini, &lt;br /&gt;Garson acimasi tutmus ickievini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortaoyunumuzun dekoru bir kagit mendil&lt;br /&gt;Keske yalniz bunun icin sevseydim seni. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.iki kalp arasında en kısa yol;&lt;br /&gt;birbirine uzanmış ve zaman zaman&lt;br /&gt;ancak parmak uçlarıyla değebilen&lt;br /&gt;iki kol.&lt;br /&gt;merdivenlerin oraya koşuyorum,&lt;br /&gt;beklemek gövde kazanması zamanın;&lt;br /&gt;çok erken gelmişim seni bulamıyorum,&lt;br /&gt;bir şeyin provası yapılıyor sanki.&lt;br /&gt;kuşlar toplanmışlar göçüyorlar&lt;br /&gt;keşke yalnız bunun için sevseydim seni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;daha ben ilk kazmayı vurmadan&lt;br /&gt;elime gelen karabitki'li testi,&lt;br /&gt;nefertiti'nin mutfağı sayılan yerde&lt;br /&gt;koyu sır yeni hicret yollarını kesti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;terimler eşekarıları sözcüklerin,&lt;br /&gt;acımasızdırlar, adsız ve sueldirler,&lt;br /&gt;önlerine katarak insan ve hayvan listelerini&lt;br /&gt;sabah akşam kapınızın önünden geçirirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;fazıl hüsnü diyor ki, ne diyor fazıl hüsnü?..&lt;br /&gt;keşke yalnız bunun için sevseydim seni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atılar deltalara gömülen atılar, &lt;br /&gt;Saçılar fiyortları öpen saçılar, &lt;br /&gt;Kutular, Haliçlerden susmuş kutular, &lt;br /&gt;Takılar eski aşkları imler takılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bol dökümlü gömleğinin içinde &lt;br /&gt;Sırtını ve karnını dolanan &lt;br /&gt;Ve sonunda sincap olan &lt;br /&gt;O kuş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni o kadar yakından görünce, &lt;br /&gt;Keşke yalnız bunun için sevseydim seni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çekirge bulutu içinde&lt;br /&gt;Koynuma soktuğun ekin;&lt;br /&gt;Çalgılar ikidurur sürgün ilinde,&lt;br /&gt;Bir gözü mavidir bir gözü bleu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gölgede boy atmış top fesleğen,&lt;br /&gt;Bir ilkokul bahçesinde görmüştüm seni,&lt;br /&gt;Marienbad ilkokulu, Nişantaş'ta;&lt;br /&gt;Bir çocuk yeşil örtüyü çekiverdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hızla geçen otobüslerin ardında benzeşmek..&lt;br /&gt;Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sülünün yüzü bir atmosfer olayıdır.&lt;br /&gt;rasgele yazarı avcıdan öğrendim:&lt;br /&gt;yaban ördekleri donmasın diye,&lt;br /&gt;suya nöbetleşe kanat vururlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve işte şamandırasıyla beşiktaş'ınız,&lt;br /&gt;çapraşık bir yüzyılı geriye atar;&lt;br /&gt;tanrım siz şu uzun anadolu'yu&lt;br /&gt;çocukluk günlerinizde mi yarattınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;senaryocu bayanla bir bankta oturuyoruz&lt;br /&gt;keşke yalnız bunun için sevseydim seni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlkokulu bitirdiği gün Cumhuriyet şairi,&lt;br /&gt;Saçında kurdelesi Lozan gibi;&lt;br /&gt;Sonra her yıl öldürüldü, öldürüldükçe de&lt;br /&gt;Hemeninden göğe huthutler çizildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelecek zaman oldu şimdiki zaman;&lt;br /&gt;Irmak aşağı inen güz parçası,&lt;br /&gt;Çok süslü bir halkın arasından,&lt;br /&gt;Benimsin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi anlarında sesin kalınlaşıyor&lt;br /&gt;Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir mineli altın saat,&lt;br /&gt;bir altın köstek ve madalyon &lt;br /&gt;bir roza maşallah,&lt;br /&gt;on iki miskal inci.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;madalyonunu ve boncuğunu&lt;br /&gt;ittim içeri,&lt;br /&gt;gözlerimizin dibi karıştı&lt;br /&gt;dağyollarının uzak dumanı gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve konsolun üstünde noksan bir gümüş kutu&lt;br /&gt;keşke yalnız bunun için sevseydim seni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Metinlerde buluştuk kopkoyu deyimlerde,&lt;br /&gt;Koşut ve eş zamanlı okuduk kimi kitapları;&lt;br /&gt;O arada iki de defterimiz oldu,&lt;br /&gt;Biri babasına daha çok benziyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir türlü kotarılamayan uğraş,&lt;br /&gt;Ç harfini daha yeni dönmüşüz;&lt;br /&gt;Gözlerimizde İbni Sina bozukluğu,&lt;br /&gt;Dostumuzsa, Bodrum'da, dönmez geri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzaklardaydın, oracıkta, öbür kıtada,&lt;br /&gt;Keşke yalnız bunun için sevseydim seni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük anne, kelepir kız,&lt;br /&gt;Bir şey söyle bana,&lt;br /&gt;Bana bir laf et ki binlerce,&lt;br /&gt;Onbinlerce görüntü anlatamasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genceli Nizami'nin dediği gibi&lt;br /&gt;Taşı onunla yıkasalar&lt;br /&gt;Üzerinde akik biter,&lt;br /&gt;Bakışların ki..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci bir parıltı var senin bakışlarında&lt;br /&gt;Keşke yalnız bunun için sevseydim seni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Aralık 1985'te o salonda&lt;br /&gt;Kişi nasıl kestirebilirdi ileriyi?&lt;br /&gt;Siz, kazıbilimler, alınyazısıbilimler,&lt;br /&gt;Geçsin yıllar geçsin, seneler gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olur mu anımsamamak Onaltıncı Louis'yi&lt;br /&gt;14 Temmuz 1789 akşamı, Louis,&lt;br /&gt;Şöyle yazmamış mıydı defterine:&lt;br /&gt;"Bugün kayda değer bir şey yok"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kehanet" adlı kısacık bir şiir buldum&lt;br /&gt;Keşke yalnız bunun için sevseydim seni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hiçbir semtte berberin olmadı,&lt;br /&gt;1954-1980 yılları arasında,&lt;br /&gt;26 yılda 28 ev değiştirdin;&lt;br /&gt;leke kuşağı nasıl bilmez seni!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arabesk nedir diye düşünmüştünüz:&lt;br /&gt;şebboy sesli bir cümbüş, eza içinde;&lt;br /&gt;eşitlik midir komedya, içtenlik mi, &lt;br /&gt;erdem diye benimsenmesi mi fırsatsızlığın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yürütüyoruz bütünlemeye kalmış bir sessizlikte&lt;br /&gt;keşke yalnız bunun için sevseydim seni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mutsuzluk gülümseyerek gelir, &lt;br /&gt;adıyla süslenmiştir;&lt;br /&gt;banliyo treninde rastladığımız&lt;br /&gt;sınav saatini kaçırmış liseli kız,&lt;br /&gt;hep kazanırsın ey çözümsüzlük!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ey otobüssever ey troya yolcusu!&lt;br /&gt;anımsarsın günlerce konuşup durmuştuk&lt;br /&gt;o ib(ipekböceği) sesli kadını;&lt;br /&gt;birinin gronland'ı olmaya hazırlanıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iki çay söylemiştik orda, biri açık,&lt;br /&gt;keşke yalnız bunun için sevseydim seni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afyon garındaki küçük kızı anımsa, hani,&lt;br /&gt;Trene binerken pabuçlarını çıkarmıştı;&lt;br /&gt;Varto depremini düşün, yardım olarak Batı'dan&lt;br /&gt;Gönderilmiş bir kutu süttozunu ve sütyeni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam süttozuyla evinin duvarlarını badana etmişti,&lt;br /&gt;Karısıysa saklamıştı ne olduğunu bilmediği sütyeni,&lt;br /&gt;Kulaklık olarak kullanmayı düşünüyordu onu kışın;&lt;br /&gt;Tanrım gerçekten çocukluk günlerinizde mi?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşiklere oturmuş bir dolu insan&lt;br /&gt;Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"bilgisayar olarak kullanmış bir gölü&lt;br /&gt;selçukluya pragmalar taşıyan gazali&lt;br /&gt;bir ilk aptallığı düğüm sayarak &lt;br /&gt;yadsımış dört yanı hep yukarı bakmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu yüzden önündeki ayna kırılır kırılmaz&lt;br /&gt;intihar etti sayılmış tasavvuf ehli,&lt;br /&gt;yine bu yüzden doğduğu an&lt;br /&gt;kaymaya başlamış osmanlı yıldızı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;baktım yeri toparlıyor ayak izleri&lt;br /&gt;keşke yalnız bunun için sevseydim seni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CS&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-3469942675404962126?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/3469942675404962126/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/01/keske-yalnz-bunun-icin-sevseydim-seni.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/3469942675404962126'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/3469942675404962126'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/01/keske-yalnz-bunun-icin-sevseydim-seni.html' title='&quot;keşke yalnız bunun için sevseydim seni&quot;'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-5345921279040219769</id><published>2010-01-05T22:20:00.001+02:00</published><updated>2010-01-05T22:20:55.347+02:00</updated><title type='text'>ısınma turu</title><content type='html'>Bir İlişki Nasıl Olmalıdır Birinci Manifesto / Cem Akaş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Bir ilişki ilişmekle yetinmemelidir. Kıyıya, köşeye, ucuna veya kenarına oturmakla, oturuyormuş gibi yapmakla gemi yürütülmez. Üzerine oturulacak şey süngü bile olsa, tam anlamıyla oturmak şarttır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Islak olmayan bir ilişki düşünülemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Aslında ilişki diye bir şey yoktur; her şey palavradır. İki insan ancak birbirlerine ilişmedikleri sürece birbirlerini yaşatabilir. Birlikte değişim bir ortaçağ yalanıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Olmuyorsa olmuyor kuralı: kelek kavuna şeker serpmek kadar anlamsız bir hareket daha bulunabilir, ama bu zor olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Herkesin kavun yerine ayva yemeye hakkı vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Duvar çentiklerinin gölgesinin derin olacağı unutulmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Söylenmeyen söz ağırlaşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Herkesin kendine ait bir karanlığı olması gerektiği, tartışılmaz bir gerçektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Bir ilişkide gerçek diye bir şey yoktur. Dolayısıyla kaç kilo ettiği bilinemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Avukatlar ve polisler, sevgiyi mülkiyet kanunlarının hükmüne sokmakta başarısızlığa uğramaya mahkumdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11. Bedenlerin birbirine alışması söz konusudur. Bu, beyinler için de geçerlidir. Bu konuyla küçük mavi cinler ilgilenecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12. Acı çektirme sanatı gün geçtikçe ilerlemektedir.her ilişkinin amacı, bu sanatı kusursuzluğa ulaştırmak için çabalamaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13. Her insanın duvarları vardır. Her duvarın gedikleri vardır. İlişkide dürüstlük, insanların birbirlerine verdiği ve bu gedikleri gösteren haritaların doğruluk derecesiyle orantılıdır. Orantı sabiti 1.7�dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14. Duvarlara işemeyiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15. Her insanın paspas olmaktan sıkılmaya hakkı vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16. Beklemek erdem değil, çaresizliktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17. İnsan temelde yalnızdır. Üst katlar için kesin bir şey söylenemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18. Yalnızlık paylaşılmaz. Paylaşılırsa raconu kalmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19. Erken kalkanın kahvaltıyı hazırlaması, uzun vadede bir ütopyadan ibarettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20. In the long run we are all alive.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21. İnsan tek başına da sıkılabiliyorsa bu becerisini geliştirmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22. Aslıda ilişki diye bir şey vardır. Her şeyin palavra olması hiçbir şeyi değiştirmez. Aşk her ilişkide bir olasılıktır. Yaşam da her ilişkide bir olasılıktır. Dolayısıyla aşkın ne olduğu bilinmemekle birlikte yaşam aşktır. Bu madde, 3. maddeyle çelişmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23. Diğerinin bokunu temizlemek, aşkın varlığını kanıtlamaz. Diğerinin aşkını temizlemek, bokun varlığını kanıtlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24. Metal yorgunluğu, uzun süre sıkılı kalan bir vidanın ya da bükülü duran bir levhanın yorulup kırılması gibi bir şeydir. Aynı paralelde ilişki yorgunluğundan söz edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25. İlişki, il-İŞ-ki değildir. Fazla mesai ücrete tabi değildir. Görev bilincinizi götünüze sokunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26. İlişkilerde eşzamanlılık olanaksızdır. Herkesin zamanı kendine göre işler. Ortada tek bir dağın olması, değişik açılardan bakıldığında değişik şeyleri görüldüğü gerçeğini değiştirmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27. Rüyalar, anılar kadar önemlidir. Tabiri caizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28. Herkes kendi efsanesini kurmak ve yaşatmakla yükümlüdür. Ancak bireysel efsaneler var olduğunda ortak bir efsane oluşturulabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29. Dil, iletişim kurmak için başvurulacak son amaçlardan biri olmalıdır. Bir çelişki gibi görünse de konuşmak şarttır. Bu, koklaşmanın ve telepatinin önemini hiçbir şekilde yadsımaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30. Yolların uzun ve ince olması, üzerlerinde gündüz-gece gidilmesini gerektirmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;31. Her son�un nasıl olacağı en başından bellidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;32. Eğer bir ilişkinin bitmesi mümkünse bitecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;33. Bunun birinci manifesto olması, ikinci bir manifestonun olmayacağı anlamına gelmez.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-5345921279040219769?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/5345921279040219769/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/01/snma-turu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5345921279040219769'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5345921279040219769'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2010/01/snma-turu.html' title='ısınma turu'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-3321308403435468586</id><published>2009-10-31T22:21:00.005+02:00</published><updated>2009-10-31T22:49:17.547+02:00</updated><title type='text'>Güzin Abla ve benzerlerinin elinde yeniden üretilen sınırlandırılmış kadın kimliğine gıcık oluyorum!</title><content type='html'>Ve bu dümene uyanan, kafa tutan tüm kadınlara saygıyla!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“&lt;br /&gt;…&lt;br /&gt;ben gecenin sığınmasında &lt;br /&gt;tüm meltemlerin sınırlarından esiyorum&lt;br /&gt;ben gecenin sığınmasında &lt;br /&gt;çılgınca yıkılıp dökülüyorum&lt;br /&gt;ağır saçlarımla, senin ellerinde&lt;br /&gt;ve bu yeşil genç sıcak iklimin tropikal çiçeklerini sana sunuyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;benimle gel&lt;br /&gt;benimle o yıldıza gel&lt;br /&gt;toprağın donmuşluğundan ve yerin boş ölçülerinden &lt;br /&gt;binlerce bin yıl uzaktaki&lt;br /&gt;ve kimsenin orada &lt;br /&gt;aydınlıktan korkmadığı&lt;br /&gt;o yıldıza&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben yüzen adalarda su üstünde soluk alıyorum&lt;br /&gt;ben geniş gökyüzünden bir parçayı arıyorum&lt;br /&gt;alçak düşüncelerin kefasetinden uzak olan&lt;br /&gt;benimle geri dön&lt;br /&gt;…&lt;br /&gt;şimdi benim dudaklarımın kozasında &lt;br /&gt;öpücüğün kelebekleri kaçış düşüncesine dalmıştır&lt;br /&gt;şimdi benim tenimin mihrabı&lt;br /&gt;aşkın tapınmasına hazırdır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;benimle geri dön&lt;br /&gt;ben söylemekten acizim&lt;br /&gt;seni seviyorum çünkü&lt;br /&gt;çünkü “seni seviyorum” sözü&lt;br /&gt;boşunalıklar dünyasından&lt;br /&gt;ve eskiler ve yinelemeler dünyasından geliyor&lt;br /&gt;benimle geri dön&lt;br /&gt;ben söylemekten acizim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bırak dolayım&lt;br /&gt;küçücük damlalarıyla yağmurun&lt;br /&gt;gelişmemiş yüreklerle&lt;br /&gt;doğmamış çocukların hacmiyle dolayım bırak&lt;br /&gt;belki benim aşkım&lt;br /&gt;başka bir İsa’nın doğumunun beşiği olur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Furuğ Ferruhzad&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/Suycx0XxJdI/AAAAAAAAAEE/x2UwrndLJmg/s1600-h/ff-p01.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/Suycx0XxJdI/AAAAAAAAAEE/x2UwrndLJmg/s320/ff-p01.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5398862432996238802" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.forughfarrokhzad.org&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve Şair Nigar Hanım'ın son defterinden:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Gündüzün arayanlar olmuşsa da, her yer ve her şey gibi kapımın çıngırağı da kırık olduğu için işitmedim."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve Nar'ın babasından İdil'e diye başladığı bitirirken "Kırk şair birden olsam, yazamam bir hevesi"  dediği Nar'ın annesine :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"kırk yıl kadar kısa,&lt;br /&gt;kırk şiir kadar uzun&lt;br /&gt;bir hevesle, bir aşkla"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-idil'e-&lt;br /&gt;o şehre davrandığın gibi davran bana da&lt;br /&gt;o şehre gittiğin gibi bana da git uçarak&lt;br /&gt;bana da in, bana da kon ve el salla geride&lt;br /&gt;bıraktığına: elveda benim küçük adamım!&lt;br /&gt;ufacıktan bir şehri nasıl adam ettinse,&lt;br /&gt;sevdinse adam gibi, beni de o şehir gibi&lt;br /&gt;sev! korkma sakın, adam etmez aşk beni,&lt;br /&gt;geç benden, benim de köprülerim var,&lt;br /&gt;aşkı seyret oradan, dalgın günüm geçiyor,&lt;br /&gt;benim de gecelerim var, danset, eteklerin&lt;br /&gt;fırdönsün, sen bana dön, bana eşlik et,&lt;br /&gt;benim de sabahlarım var, uyanmaya ne saat,&lt;br /&gt;ne telefon, ne kapı: bisikletin zilini&lt;br /&gt;dizlerini kanatan bir deli kız çalsın yeter ki!&lt;br /&gt;benim de parklarım var, uzanıver salkımsaçak&lt;br /&gt;üstüme, dalımdan tut, benim de yapraklarım var&lt;br /&gt;güneşli gövdene müjde eli kulağında bahar,&lt;br /&gt;benim de şiirlerim var, aşk konulu, senin&lt;br /&gt;o şehri sevmene benziyor, seni sevmeye&lt;br /&gt;benziyor adamakıllı serserin olana kadar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir şehri kıskanıyorum, benim böyle neyim var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;H.E.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karımın gözleri bal rengi saçları perma&lt;br /&gt;ben izin verdim güvercinim öyle güzel ki&lt;br /&gt;biz sade yurttaşlarız bayım şimdi olduğu gibi&lt;br /&gt;bir saçın haylaz tellerine takarız mutluluğu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karım bir melek gibi düş inceliğinde&lt;br /&gt;uzun uzun susar yıllarca konuşmuş gibi&lt;br /&gt;pullarım yıldız yıldız oynaşırken içinde&lt;br /&gt;susar ela gözlerinde engin bir su derinliği&lt;br /&gt;düşerim gölgesiz denizlere eririm sanki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilmenizi isterim ki sayın görüşmeci&lt;br /&gt;tek ve kesin bir yanıtımız var bizim&lt;br /&gt;soruşturmalara dünyaya geleceğe&lt;br /&gt;mutluluk yüzümüzün olağan rengi&lt;br /&gt;namuslu ve kurallar çizgisinde insanlarız&lt;br /&gt;yargı evindeymişiz gibi yanıtlayacağız sizi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;özgürüz üstelik ciddi bir iştir özgürlük&lt;br /&gt;paranın dolaşıma girmesiyle başlar tarihi&lt;br /&gt;dolaşık özgürlüğünişe yarar bir bölümü de&lt;br /&gt;kıvrılıp süzülerek girmekte cebimize&lt;br /&gt;ah kutsal kardeşliğiniz dünya durdukça dursun&lt;br /&gt;ey çağlayarak dökülen ulu para ırmakları&lt;br /&gt;ey hür dünya gibi dalımıza konan özgürlük&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tarih deyince ortak geçmişimizi anımsıyorum&lt;br /&gt;kadınlar kanları pahasına yazarlar tarihi&lt;br /&gt;karımın tarihi yoktu kanı dökülünceye değin&lt;br /&gt;karımın yaşı üç gülmeyin üç yıldır evliyiz&lt;br /&gt;üç yıldır iç ve dış düşmanlara karşı&lt;br /&gt;biz kipiyle konuşmanın sevinci içindeyiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nasıl politik olmayız her şey politik&lt;br /&gt;güncel politika tartışmalarına girmeyiz&lt;br /&gt;seçimlerde oyumuzu atarız en iyisi demokrasi&lt;br /&gt;gündemimizde varsa yoksa aile politikası&lt;br /&gt;seçimsiz kavgasız saygılı sessiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geceleri koruyucular alırız yurttaşlık gereği&lt;br /&gt;güzel göğüslerimiz geniş omuzlarımızla uyum içindeyiz&lt;br /&gt;yunan tanrıları gibi çılgınca sevişiriz&lt;br /&gt;çocuklar doğururuz zümrüt gözlü bol kirpikli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ruhumuzun aynası kitaplar duvarları süslüyor&lt;br /&gt;hayran gözlerimizi okşamakta boydan boya renkleri&lt;br /&gt;bu kitabın rengi ne hoş filizi yeşil&lt;br /&gt;sana bu renk bir kazak örmeliyim kocacım&lt;br /&gt;trajik bir roman mı okuyorsun demek kış geldi&lt;br /&gt;ilk kar düşmeden koyu giysilere bürünmeli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mektuplar ailemizin gizli tarihi&lt;br /&gt;deli bir kan akıyor ilk mektuplarda&lt;br /&gt;'seni alamazsam öldürürüm kendimi'&lt;br /&gt;bunu görmenizi istemezdim kişiye özel&lt;br /&gt;'seni soyunuk çekecek bir çekici olsaydı&lt;br /&gt;yokluğunda hiç duymazdım özlemini'&lt;br /&gt;mektuplar çocuk biraz çapkın çokca tarihi&lt;br /&gt;'öyle mutluyum ki seninle bi yağmurumuz eksik&lt;br /&gt;sustuğumuzda şöyle inceden çiseleyen &lt;br /&gt;ilk sinemaların kaçamak öpüşlerin yağmuru'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aile fotoğrafları kuşaklar boyu kalacak belge&lt;br /&gt;benim saçlarım ortadan ayrık karımınkiler perma&lt;br /&gt;bakın şu gülüşün eskimezliğine tarih gelse bozamaz&lt;br /&gt;burda kuğulu parktayız önümüzde kuğular&lt;br /&gt;ha kuğunun boynu ha karımın inceliği&lt;br /&gt;bense bir sığınak gibi olduğum yerde&lt;br /&gt;karım pembe bir gül gibi ilişmiş göğsüme&lt;br /&gt;bunlar karımın elleri güzel elleri ince&lt;br /&gt;sanki sevgisini katıyor yediğimiz yemeklere&lt;br /&gt;kıyıdaki tabağa uzanan benim elim&lt;br /&gt;sofrayı toplarken yardım ediyorum güvercinlere&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;açıklar mısınız neler karalıyorsunuz böyle&lt;br /&gt;öznesi ölü bir kadın olan ebedi bir aşk mı&lt;br /&gt;boğulmuş bir gençlik mi yatıyor karımın yüreğinde&lt;br /&gt;işte bayım ömrümüz tümüyle önünüzde&lt;br /&gt;gülümseyen bir fotoğraf gibi mutlu ve gerçek&lt;br /&gt;son ve mutlak bir yanıt gerekecek size&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dünya ölümlü dünya bu aşk bir gün bitecek&lt;br /&gt;karımla ben ölüm denen sonsuzluğa düşünce...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/SuyfIKek5II/AAAAAAAAAEM/vZH3vGiXYTk/s1600-h/1191549162haydar-ergulen.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 213px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/SuyfIKek5II/AAAAAAAAAEM/vZH3vGiXYTk/s320/1191549162haydar-ergulen.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5398865015910753410" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve fırtınanın yüzüme getirdiği dağınık yağmur damlalarının arasından tepelere bakarken :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yağmurla mı konuştun küçük kız&lt;br /&gt;mektubunun kıvrımlarına sinmiş kokusu&lt;br /&gt;yağmurdan mı anımsadın ansızın &lt;br /&gt;unutulmuş çocukluğunun anayurdunu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;deli yağmurlar sakladım gelişine&lt;br /&gt;gelirsen bir ilk yaz muştusu gibi&lt;br /&gt;karışarak yağmurun çoğalan sesine &lt;br /&gt;eksiltme yüzündeki usul gülüşü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve başka bir "Adam":&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam şapkasına rastladı sokakta&lt;br /&gt;Kimbilir kimin şapkası&lt;br /&gt;Adam ne yapıp yapıp hatırladı&lt;br /&gt;Bir kadın hatırladı sonuna kadar beyaz&lt;br /&gt;Bir kadın açtı pencereyi sonuna kadar&lt;br /&gt;Bir kadın kimbilir kimin karısı&lt;br /&gt;Adam ne yapıp yapıp hatırladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıldızlar kıyamet gibiydi kaldırımlarda &lt;br /&gt;Çünkü biraz evvel yağmur yağmıştı &lt;br /&gt;Adam bulut gibiydi, hatırladı&lt;br /&gt;Adamın ayaklarının altında&lt;br /&gt;Yıldızların yıldız olduğu vardı &lt;br /&gt;Adam yıldızlara basa basa yürüdü &lt;br /&gt;Çünkü biraz önce yağmur yağmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CS&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve bu da soğuk mevsimin kahve içirten, hoşa da giden zorunluluğu ki o zorunluluğa ara verdiğim anda pencere önünde düşünürken aklımdan geçenlerle bu kaydı oluşturdum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/Suyg60jak_I/AAAAAAAAAEU/omBFaKu-454/s1600-h/0131525239.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/Suyg60jak_I/AAAAAAAAAEU/omBFaKu-454/s320/0131525239.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5398866985710425074" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; " public static void Main( string[] args ) "&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-3321308403435468586?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/3321308403435468586/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/10/guzin-abla-ve-benzerlerinin-elinde.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/3321308403435468586'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/3321308403435468586'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/10/guzin-abla-ve-benzerlerinin-elinde.html' title='Güzin Abla ve benzerlerinin elinde yeniden üretilen sınırlandırılmış kadın kimliğine gıcık oluyorum!'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/Suycx0XxJdI/AAAAAAAAAEE/x2UwrndLJmg/s72-c/ff-p01.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-3294760102968711466</id><published>2009-10-28T17:11:00.003+02:00</published><updated>2009-10-29T04:13:22.713+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Saçının tellerine bağladım gönlümü!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;        &lt;br /&gt;Sevmek, birinin kıymetini bilmek, onların ardından gitmekle (veya gitmemekle) öğrenilir. Sevmeye dair verilen sözler hayatla sınandıkça kıymetlenir. Hatta sözler bozulsa bile sevmek devam edebilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;        &lt;br /&gt;    "Yalnız seni sevdim dersem inanma Ayseli &lt;br /&gt;    Ben de yalan söyleyebilirim &lt;br /&gt;    Değil mi gözümün feri&lt;br /&gt;    Çocuklar var, torunlar var &lt;br /&gt;    Ya ağabeylerim, ah onlar&lt;br /&gt;    Annem babam da tabii&lt;br /&gt;    Hele hastalarım&lt;br /&gt;    Ki bazılarına ben de hastayım&lt;br /&gt;    Bir de dostlarım var Ayseli&lt;br /&gt;    Ben de yalan söyleyebilirim&lt;br /&gt;    Değil mi gözümün feri&lt;br /&gt;    Ama inan Ayseli&lt;br /&gt;    Onlardan öğrendiklerimle sevdim seni"&lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;    Cerrah Tarık Minkari, dün Milliyet Cumartesi ekinin bildirdiği üzere, böyle bir şiir yazdı 49 yıllık eşi Ayseli hanıma. 49 yıl önce Paris'ten yazılan mektupla edilen evlenme teklifi ise daha bir 'şiir gibiydi' bana göre:&lt;br /&gt;    "Ayseli benimle evlenir misin? Şayet evleneceksen kararını çabuk ver ve atla buraya gel. Burada evleniriz. Üç - beş hafta da burada kalırız. Sonra döneriz. Ben İstanbul'a döndükten sonra evlilik işleriyle kesinlikle uğraşamam. Çünkü doçentlik imtihanına hazırlanıyorum. Buna zaman yok."&lt;br /&gt;    Tarık bey acaba cerrah olarak insanları didiklediği için mi biliyor insanın içini; birinin ancak bir çok kişiden öğrenilenlerle sevilebileceğini? Sevmenin bir temrin meselesi olduğunu, antrenmansız çıkılan 'ilk aşkımla evlendim' vakalarında sarsıcı kalp enfeksiyonlarına sık rastlandığını... Bu vakalarda 'beyin büyümesinin' ekseriyetle durduğunu... Doktor bey, teşhisimiz doğru mu, değil mi?&lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;    Kazablanka kapitalizme karşı!&lt;br /&gt;    Kapitalizmin çekirdeğinde berbat bir Protestan ahlakı durur: "İnsan, aslında kötüdür, açgözlüdür, doyumsuzdur falan filan. Bu yüzden, çok çalışmalıyız. Çalışarak kötülüğümüzden arınmalıyız vesaire". Hikâye temelde budur yani. Her şeyin daha fazlasına "sahip olmalıyız"; AŞKIN da! Bu yüzden herkesin durmadan birbirine 'sahip olmaya' çalıştığı 'Sex and the City' dizisi çok iş yapar. Ama her nasılsa Kazablanka filmi hâlâ tüm zamanların en iyisidir. Çünkü herkesin kendi serüvenini yaşadığı ve aşkın, sızılı bir sis gibi aradan süzüldüğü, kimsenin kimseye sahip olamadığı ama yine de çok sevdiği bu film, insanlığın özlem duyduğu o büyük aşkı, o büyük serüveni anlatır. Meselenin Tarık beyle ne ilgisi vardır peki? Şu ilgisi vardır...&lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;    Bogartlar ve Bergmanlar&lt;br /&gt;    Siyah - beyaz olmayabilir, adam Fas'a gidip bir bar açmayabilir, fonda 'As time goes by' çalmayabilir, kadın sonunda uçağa binip gitmek zorunda kalmayabilir, ama her iki kişilik hikâyenin anlatılsa 'roman olacak' bir yanı vardır. Her ilişkinin, üçüncü bir kişinin allame-i cihan olsa anlayamayacağı iki kişilik sırları, üzeri sessizlikle örtülmüş yalanları, can yakıcı gerçekleri vardır; fakat, nihayetinde her insanın başka bir insanın kucağına ihtiyacı da vardır. Tarık bey de kendince bir Bogart'tır velhasıl. Zira aşk, sanıldığı kadar 'şiirsel' değildir. Çünkü şiir, o kadar 'şiirsel' değildir. Tarık beyin şiiri bu yüzden iyidir, çünkü şiirsel değil, hayat nasılsa öyledir, yani şiir gibidir! Çünkü bir gün kapıdan Vivien Leigh'a benzeyen bir kadın veya Robert De Niro'ya benzeyen bir adam geçebilir! Sevmek, birinin kıymetini bilmek, onların ardından gitmekle (veya gitmemekle) öğrenilir. Sevmeye dair verilen sözler hayatla sınandıkça kıymetlenir. Hatta sözler bozulsa bile sevmek devam edebilir...&lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;    Kokuların kardeşliği&lt;br /&gt;    Ev ile yol arasındaki çatışmada geçer hayat; macera ile huzur arasında, kapıdan geçenin ardından gitmek ile evin içinde duranla durmak arasında... Sonra gün geliyor, bir kişi çıkıyor ortaya. Hem yolun hem evin oluyor; hem maceran hem huzurun, kapıdan geçenin ve evde duranın oluyor. Evin içinde bir soluk, yastıkta bir iz, kendi kokuna karışmış bir koku, yanında durunca farkına bile varmadan elini tuttuğun biri oluyor. Evin içinde, hiç de 'şiirsel' olmayan bir anda odadan odaya geçişini seviyorsun misal, onu bilişini seviyorsun, bilinmeyi... Kokun kokusuna kardeş oluyor ve gün içinde ne olursa ona anlatmayı geçiriyorsun kafandan daha olurken, her ne oluyorsa. Sonra, günün sonunda onunla kalıyorsun. Gitmiyorsun. Aşk mı bu şimdi? Sevgi mi? Alışmak mı? Artık onu da pek önemsemiyorsun... Doktor, teşhis doğru değil mi?&lt;br /&gt;E.T.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/Suhf0W2YmbI/AAAAAAAAAD8/WX1FoYSjM4s/s1600-h/3315_93999.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 248px; height: 150px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/Suhf0W2YmbI/AAAAAAAAAD8/WX1FoYSjM4s/s320/3315_93999.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5397669506495060402" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-3294760102968711466?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/3294760102968711466/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/10/kydan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/3294760102968711466'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/3294760102968711466'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/10/kydan.html' title=''/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/Suhf0W2YmbI/AAAAAAAAAD8/WX1FoYSjM4s/s72-c/3315_93999.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-4170768361597654754</id><published>2009-10-28T16:44:00.003+02:00</published><updated>2009-10-29T04:11:00.895+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-f66967c80466b32e" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v11.nonxt5.googlevideo.com/videoplayback?id%3Df66967c80466b32e%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331136506%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D461866FCFB08E7AFEE5DEB9C2F88EAC8CA07BEA5.33A6E3C06C1D467E86D8853DF1F11893F9419689%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Df66967c80466b32e%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DOSGA-0Dci7GuLFJ275TSDDA75bo&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v11.nonxt5.googlevideo.com/videoplayback?id%3Df66967c80466b32e%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331136506%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D461866FCFB08E7AFEE5DEB9C2F88EAC8CA07BEA5.33A6E3C06C1D467E86D8853DF1F11893F9419689%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Df66967c80466b32e%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DOSGA-0Dci7GuLFJ275TSDDA75bo&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-4170768361597654754?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/4170768361597654754/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/10/still.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/4170768361597654754'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/4170768361597654754'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/10/still.html' title=''/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-4635462468994139668</id><published>2009-10-14T20:50:00.004+03:00</published><updated>2009-10-15T00:25:13.439+03:00</updated><title type='text'>granada de Izmir ve sinema, müzik,istatistik,yazılım, makaleler vs. vs. arasında bir gün, ha bi de Perge :)</title><content type='html'>&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-a5ed1e74d032f70a" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v5.nonxt5.googlevideo.com/videoplayback?id%3Da5ed1e74d032f70a%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331136506%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D20FD420B2B901EB82C4C5D9F48820C1128BDCEEA.2AF8D64E18A8A7DC71CFA5F2C3BC925B35E86402%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Da5ed1e74d032f70a%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DY30kgzSbiR3h48kJiM4Xx38xtfM&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v5.nonxt5.googlevideo.com/videoplayback?id%3Da5ed1e74d032f70a%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331136506%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D20FD420B2B901EB82C4C5D9F48820C1128BDCEEA.2AF8D64E18A8A7DC71CFA5F2C3BC925B35E86402%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Da5ed1e74d032f70a%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DY30kgzSbiR3h48kJiM4Xx38xtfM&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-1a90b7883a9e84fe" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v7.nonxt3.googlevideo.com/videoplayback?id%3D1a90b7883a9e84fe%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331136506%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D64AEC7D4EAA35A47DCD41CFFEB4FE4F6D9426D24.FF57C6EDF4D53668E792EF2B96B56347C7B9828%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D1a90b7883a9e84fe%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3D1PJSFis2a0T8VK-aC407qYuTBgI&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v7.nonxt3.googlevideo.com/videoplayback?id%3D1a90b7883a9e84fe%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331136506%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D64AEC7D4EAA35A47DCD41CFFEB4FE4F6D9426D24.FF57C6EDF4D53668E792EF2B96B56347C7B9828%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D1a90b7883a9e84fe%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3D1PJSFis2a0T8VK-aC407qYuTBgI&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-4635462468994139668?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/4635462468994139668/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/10/sinema-muzikistatistikyazlm-makaleler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/4635462468994139668'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/4635462468994139668'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/10/sinema-muzikistatistikyazlm-makaleler.html' title='granada de Izmir ve sinema, müzik,istatistik,yazılım, makaleler vs. vs. arasında bir gün, ha bi de Perge :)'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-5277402875542985494</id><published>2009-10-07T21:57:00.001+03:00</published><updated>2009-10-07T21:57:43.294+03:00</updated><title type='text'>"küçük yıldızın son baladı" A. T.</title><content type='html'>samanyolu, çobanın peşinden giden bir sürü gibi, göğün yamacına tırmanıyordu. sürüdeki en küçüklerden biri, bu gümüşi döngüden ve dinginlikten öteye geçmeyen yolculuklardan bıkmıştı artık. huzursuzdu. sıkıntının tırnakları, bir yerlerini sürekli kanatıyordu. işte böyle bir gökgününde, sürüden sessizce ayrıldı. evinden kaçan kısa pantolonlu afacan bir çocuğa benziyordu küçük yıldız. ipinden kopmuş küçük bir uçurtma gibiydi. hoplaya zıplaya uzaklaştı sürüden. boşluğu ve birbaşınalığı duyumsadı birdenbire. arkadaşlarından öğrendiği bir evren türküsünü mırıldanmağa başladı. bir yandan da ayrıldığı sürünün, bütün bir ömür, evrenin kıyısında yaşamaya nasıl katlandığını merak ediyordu. şaştı kaldı bu işe. yıldız aklının hayalsiz olabileceğine inanmak istemiyordu. sonra unuttu bütün bunları. geleceği, geçmişi ve her şeyi...ve şöyle düşündü küçük yıldız:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evren yalnızlıktan da küçükmüş&lt;br /&gt;düşlermiş asıl sonsuz olan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zaman, kar kristalleri gibi ayağına batsa da, yolculuk duygusunun esrikliği gizemli bir tada dönüşüyordu gittikçe. saklı vadileri keşfetti küçük yıldız, karadeliklerde dolaştı. ateşarabalarına binip manyetik rüzgarlar denizine indi. başına belalar açmada gittikçe ustalaşıyordu artık. kendine yönelmiş bir tehdit gibiydi. asteroidlerin meteor yağmurlarına uğramış bedenleri delik deşikti. "ölüm" dedi küçük yıldız, "ölüm beni çirkinleştirmeden yok olma yollarını öğrenmeliyim". sonra öteki galaksilerin uğuldayan rüzgarlarına yöneldi. nebulalar arasından kayarken bir yandan da türküler söylüyordu, yıldız türküleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evren umutlardan da küçükmüş&lt;br /&gt;mutsuzluk daha büyükmüş meğer&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;küçük yıldız, sönmüş yıldızlar arasından geçerken, terkkettiği sürüyü anımsadı bir ara. arkadaşlarını, ışıkışığa neşeli dostlarını düşündü. büyücüleri, bilicileri anımsadı. dönse ömrü uzayacak, hızla yitirdiği ışığını yenileyebilecekti belki. ama oraya dönmeyi bir kez bile aklından geçirmedi. işığının, elmas tozları gibi bedeninden dökülmesine aldırmadı. çevrenini kendisi yaratmalı, kendisi yok etmeliydi. o hiçbir zaman sönmüş yıldızlar mezarlığına gömülmeyecekti. gerektiğinde kül olup savuracaktı kendini. diğer yanda samanyolu küçük yıldızın kaybolduğunu yüzlerce ışık yılı sonra ayrımsadı. ama binlerce ışık yılında açtığı keçi yolundan çıkıp da onu aramaya yanaşmadı. imkansızı denemeye kalkmıştı o:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evren&lt;br /&gt;sekizinci renge sarınan&lt;br /&gt;metaforlarmış meğer&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karanlık bölgelerden geçiyordu küçük yıldız, bir ateş böceği kadar kendine yakın, kendine uzaktı. kendini, evrenin öteki kıyılarına sürükledi sonra. yıldızların düş kurdurucu olduklarını ama artık düş de kurmaları gerektiğini duyumsadı. yıldızların da ütopyaları olmalıydı. ama bir yandan tükeniyordu küçük yıldız. hızla, ışık hızıyla tükeniyordu. karadelikler onu yutabilir, sönmüş gezegenler kendine çekebilirlerdi. büyükbüyüklerinin masallarındaki gibi tehlikeler ortasında kalabilirdi. umurunda bile değildi bütün bunlar. yaşıyordu, ölümlüydü ve firariydi, hepsi bu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evren hiçlik'ten de küçükmüş meğer&lt;br /&gt;yaşamı ve ölümü ezberleyecek kadarmış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra bir ışık yılında, yırtılmış ozon tabakasının altında dünya'yı gördü. insanlar, çamur içindeki larvalara benziyorlardı. küçük yıldız dehşetle baktı aşağıya. işte tam o an ayağı bir meteora takıldı ve kaymaya başladı. düşüyordu. tutunabileceği birşey yoktu evrende. tutunmak da istemiyordu zaten... işığa ve kendine veda etmenin vakti gelmişti. "vedanın anlamı ne" diye düşündü sonra. anlamsızdı. dünya'ya inme duygusunun bir biçimiydi veda. bir yandan da kaymaya devam ediyordu. son çabasını aşağıdaki dünya kirliliğine düşmemek için harcadı ve kılpayı kurtuldu bundan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evren&lt;br /&gt;küçük bir okyanusmuş meğer&lt;br /&gt;kıyısında yelkenliler batan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendini gök uçurumuna bırakırken küçük yıldızın son baladı şu oldu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;d&lt;br /&gt;ü ş lü y o r u m&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;t o z l a ş a r a k&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;d&lt;br /&gt;ü&lt;br /&gt;ş&lt;br /&gt;l ü&lt;br /&gt;y&lt;br /&gt;o&lt;br /&gt;r&lt;br /&gt;u&lt;br /&gt;m&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;t o&lt;br /&gt;z l&lt;br /&gt;a&lt;br /&gt;ş a&lt;br /&gt;r&lt;br /&gt;a k&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dünya olmasın da!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-5277402875542985494?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/5277402875542985494/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/10/kucuk-yldzn-son-balad-t.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5277402875542985494'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5277402875542985494'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/10/kucuk-yldzn-son-balad-t.html' title='&quot;küçük yıldızın son baladı&quot; A. T.'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-3282399232112125760</id><published>2009-10-07T13:37:00.002+03:00</published><updated>2009-10-07T13:52:54.208+03:00</updated><title type='text'>sade, ince bir sevdanın kokusunu getiren türkü</title><content type='html'>&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-b367c3dbe7f4fc5e" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v22.nonxt4.googlevideo.com/videoplayback?id%3Db367c3dbe7f4fc5e%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331136506%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D819FCBF34A1275A78D22F73E96196AAD62699647.4E4E4386DC77F7E1228B64E347CB1B3AADAD001B%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Db367c3dbe7f4fc5e%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DLASvwHSeCXe65Vn0BlGpFhpAbPM&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v22.nonxt4.googlevideo.com/videoplayback?id%3Db367c3dbe7f4fc5e%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331136506%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D819FCBF34A1275A78D22F73E96196AAD62699647.4E4E4386DC77F7E1228B64E347CB1B3AADAD001B%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Db367c3dbe7f4fc5e%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DLASvwHSeCXe65Vn0BlGpFhpAbPM&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyandım, dağlarda duman&lt;br /&gt;Ovada sabahın tütsüsü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz ürperiyor uzaktan&lt;br /&gt;Koynunda güneşin gülü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanat kanat dağılsam&lt;br /&gt;Unutmam kendi göğümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelirsin bana sulardan&lt;br /&gt;Yüzünde yosunların tülü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamak, seni seviyorum&lt;br /&gt;Demenin başka türlüsü..&lt;br /&gt;A.E/Türkü&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-3282399232112125760?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/3282399232112125760/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/10/sade-ince-bir-sevdann-kokusunu-getiren.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/3282399232112125760'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/3282399232112125760'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/10/sade-ince-bir-sevdann-kokusunu-getiren.html' title='sade, ince bir sevdanın kokusunu getiren türkü'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-5571849889872250241</id><published>2009-10-06T20:56:00.003+03:00</published><updated>2009-10-06T22:00:48.924+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-53d946229d567053" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v9.nonxt3.googlevideo.com/videoplayback?id%3D53d946229d567053%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331136506%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D755031946A34A83F3F6AF55D83EC801F5862F28.5A72DF7DB88432D89C027075D34476DFD405091E%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D53d946229d567053%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DrTU81eFDs8cj7p-CGySZutmxbtg&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v9.nonxt3.googlevideo.com/videoplayback?id%3D53d946229d567053%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331136506%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D755031946A34A83F3F6AF55D83EC801F5862F28.5A72DF7DB88432D89C027075D34476DFD405091E%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D53d946229d567053%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DrTU81eFDs8cj7p-CGySZutmxbtg&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-5571849889872250241?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/5571849889872250241/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/10/blog-post.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5571849889872250241'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5571849889872250241'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/10/blog-post.html' title=''/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-8437233079775364120</id><published>2009-10-05T10:03:00.001+03:00</published><updated>2009-10-05T10:06:27.325+03:00</updated><title type='text'>"Gözlerimin gemileri kuş istiyor/Açılıp kapandıkça sevdam/Kapanıp açılıyor bir mavi"</title><content type='html'>GÖÇEBE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen sık sık gülen gülerken de&lt;br /&gt;Sevecen bir Akdeniz çizgisini&lt;br /&gt;Sol yanına ağzının&lt;br /&gt;İliştiren çocuk özenle&lt;br /&gt;Yabana mı atıyorum yani seni&lt;br /&gt;Yabana mı atıyorum saat altı buçukları&lt;br /&gt;Çocuk ve Allah'ın en eski baskısını&lt;br /&gt;Değil, değil bunların biri&lt;br /&gt;Gözlerimin gemileri kuş istiyor&lt;br /&gt;Açılıp kapandıkça sevdam&lt;br /&gt;Kapanıp açılıyor bir mavi&lt;br /&gt;Şahmaran süt istiyor kefeninden&lt;br /&gt;Üç aylık ölmüş çocukların&lt;br /&gt;Kerem ile Arzu geliyor Aslı ile Kanber &lt;br /&gt;Ay kana kana batıyor &lt;br /&gt;Ay kana kana batıyor &lt;br /&gt;Eşkiyalar gecenin yangınını izliyor uzakta&lt;br /&gt;Kargapazarı dağlarını dolanan yaşlı ve öfkeli bir &lt;br /&gt;                                                      otobüsteyim&lt;br /&gt;Jandarma daima nesirde kalacaktır&lt;br /&gt;Eşkiyalar silahlarını çapraz astıkça türkülerine&lt;br /&gt;Ve bu dağlar böyle eşkiya güzelliği taşıdıkça&lt;br /&gt;Patronun karısını zimmetine geçirip&lt;br /&gt;Amasya'dan Kars'a kaçmakta olan sayman yardımcısıyla&lt;br /&gt;Alevilikten konuşuyoruz uzun süre&lt;br /&gt;Yanımdaki hep bir gazetede Marilym Monroe'nun&lt;br /&gt;                                                resimlerine bakıyor&lt;br /&gt;Marilyn Monroe öldü diyorum ona&lt;br /&gt;Ölümü siyah bir kakül gibi alnına düşürmesini bildi&lt;br /&gt;Şimdiyse Cennette Nietzsche'nin metresi olması gerekir&lt;br /&gt;Bunları diyorum daha ne varsa diyorum &lt;br /&gt;İşte hiçbir sebep olmadığını sevişmemeye &lt;br /&gt;İşte çocukluğumdan beri içimde bir önsezi olduğunu&lt;br /&gt;Bunun bir gün birine rastlamak gibi bir şey olduğunu&lt;br /&gt;Belki de bir günler bunun için Aydın'da&lt;br /&gt;                                          bulunduğumu&lt;br /&gt;Zaten nedense hep bir şehirden bir şehre yolcu&lt;br /&gt;                                                           olduğumu&lt;br /&gt;İşte eflatun kakalı çocuklar olduğunu Kütahya'da&lt;br /&gt;Ankara'da dokunak Yozgat'ta becerik olduğunu&lt;br /&gt;Van'da güreşçi develer gibi süslediklerini kamyonları&lt;br /&gt;İstanbul'da minarelerin lirik olduğunu köprülerinse &lt;br /&gt;                                                                          dialektik&lt;br /&gt;Acemi bir bulut bozuyor bütün görüntüyü eski bir şarkı &lt;br /&gt;                                                                          gibi&lt;br /&gt;Bu şarkıyı ne zaman duysam aklıma&lt;br /&gt;Sinirli bir elin uysal bir bardağa&lt;br /&gt;Çok yukardan döktüğü bir içki gelir&lt;br /&gt;Sonsuz ve olağanüstü bir bira&lt;br /&gt;Köpüklene köpüklene biçimlendirir&lt;br /&gt;Soyunarak ağlayan bir kadını&lt;br /&gt;Acı bilincinde sonrasızlığın&lt;br /&gt;Ama bırakalım bırakalım bunları&lt;br /&gt;Yoldan piyade erleri geçiyor tahta bavullarıyla ve&lt;br /&gt;                                                büyük yakalarıyla&lt;br /&gt;Ve faytoncular görüyorum&lt;br /&gt;Yere basışlarındaki ağırlığı azaltmak için&lt;br /&gt;Tanrısal bıyıklarıyla durumlarını paraşütlendiren&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kars'tayım bu ne biçim Kars bir kenarda&lt;br /&gt;Pekala yalçınlık iddiasında bulunabilecek bir tepenin&lt;br /&gt;                                                              üstünde&lt;br /&gt;Kars kalesi yükseliyor&lt;br /&gt;Gökyüzünü Ankara kalesine göre daha soyut ve daha&lt;br /&gt;                                                 elverişli bir şekilde&lt;br /&gt;Hırpalayan bu kale de olmasa&lt;br /&gt;N'olacak bakalım hırpalayan bu kale de olmasa&lt;br /&gt;Kuşkusuz artacak yalnızlığım sevgili çocuk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorsun ben hangi şehirdeysem&lt;br /&gt;Yalnızlığın başkenti orası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de yine sevgili çocuk&lt;br /&gt;Biliyorsun kişi tutkularıyla&lt;br /&gt;Yalnızlığını adlandırıyor o kadar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkada bir su devrile devrile akıyor&lt;br /&gt;Rastgele bir ağaca soruyorum&lt;br /&gt;Bir şey var sanki onu soruyorum&lt;br /&gt;Değil orda diyor belki biraz daha ilerde&lt;br /&gt;Tanrı meleğini ağırlamaya çalışan&lt;br /&gt;Ataerkil bir aile gözümü alıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedelerin yüzlerinde erozyon&lt;br /&gt;Silip götürmüş bütün evetleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annelerinse ağızlarında hiyeroglif&lt;br /&gt;Babalarınsa ağustoslar atasözleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amcalarınsa avdan boş dönüyor elleri&lt;br /&gt;Teyzelerse elleriyle yargılıyor gök güzelliğini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ablalarınsa boyunları soru işareti&lt;br /&gt;Ağabeylerse utançlarından emrah&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıralanmışlar su boylarına&lt;br /&gt;Bıçakla soyuyorlar kelimeleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya suya giden küçük kızlar&lt;br /&gt;Onlar&lt;br /&gt;Tıpkı o kuşlar gibi&lt;br /&gt;Uçan daha bir süre&lt;br /&gt;Sonra da vurulduktan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir mezarın doğurduğu iştahlı bir çocuktur Anadolu şiiri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey şiir arayıcısı ey esrik kişi &lt;br /&gt;Şu son dönemecini de aşınca gecenin&lt;br /&gt;Doğacak gün artık gündüze ilişkin değil&lt;br /&gt;Bu ağartı ancak yürekle karşılabilir&lt;br /&gt;Bütün iş orda işte, ordan usturuplu geçmesini bil &lt;br /&gt;Tutsaksan ellerini sıvışır gibi zincirlerinden&lt;br /&gt;Ve balyozla vursalar mısralarına&lt;br /&gt;Soylu bir demir sesi yükselir&lt;br /&gt;Soylu büyük ve mavi bir demir sesi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerim egece yatısına çağrılmış &lt;br /&gt;Ve&lt;br /&gt;Teleşsız görünmeye çalışan bir Kafka gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzüm giyotine abone &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cemal SÜREYA &lt;br /&gt;(Göçebe) &lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/Ssma3lfSglI/AAAAAAAAAD0/V9E7Nb6BjNM/s1600-h/cemal_s_1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 297px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/Ssma3lfSglI/AAAAAAAAAD0/V9E7Nb6BjNM/s320/cemal_s_1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5389008708872340050" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-8437233079775364120?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/8437233079775364120/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/10/gozlerimin-gemileri-kus-istiyoraclp.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/8437233079775364120'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/8437233079775364120'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/10/gozlerimin-gemileri-kus-istiyoraclp.html' title='&quot;Gözlerimin gemileri kuş istiyor/Açılıp kapandıkça sevdam/Kapanıp açılıyor bir mavi&quot;'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/Ssma3lfSglI/AAAAAAAAAD0/V9E7Nb6BjNM/s72-c/cemal_s_1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-3782846013459822216</id><published>2009-10-03T09:21:00.005+03:00</published><updated>2009-10-03T13:54:20.692+03:00</updated><title type='text'>hüzünlü, tarçın kokulu bir kıştan kalma hediyeler</title><content type='html'>&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-57afd47a9f0dbd23" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v17.nonxt3.googlevideo.com/videoplayback?id%3D57afd47a9f0dbd23%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331136506%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D24DFB72BDBF694CAC37D097031E586F8951710F0.12D0931EAA48B98AB69B3C3D07834F7E2E1C2836%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D57afd47a9f0dbd23%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DXPFQmxUfNkw7Y2ZPLM9bX850ITA&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v17.nonxt3.googlevideo.com/videoplayback?id%3D57afd47a9f0dbd23%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331136506%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D24DFB72BDBF694CAC37D097031E586F8951710F0.12D0931EAA48B98AB69B3C3D07834F7E2E1C2836%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D57afd47a9f0dbd23%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DXPFQmxUfNkw7Y2ZPLM9bX850ITA&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-20db5ea3e9566af9" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v19.nonxt7.googlevideo.com/videoplayback?id%3D20db5ea3e9566af9%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331136506%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D4885E7A2DB6A0A9447AB48EE2029D16E303C0B50.48AEEAEBB9E9D77EAB43C0E95C8720686A8028B0%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D20db5ea3e9566af9%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DidPRf6Fs18Lp-5047jtEpJgXhBI&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v19.nonxt7.googlevideo.com/videoplayback?id%3D20db5ea3e9566af9%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331136506%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D4885E7A2DB6A0A9447AB48EE2029D16E303C0B50.48AEEAEBB9E9D77EAB43C0E95C8720686A8028B0%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D20db5ea3e9566af9%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DidPRf6Fs18Lp-5047jtEpJgXhBI&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-902706af68817e23" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v17.nonxt6.googlevideo.com/videoplayback?id%3D902706af68817e23%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331136506%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D795A870A7B0E35E4E8F78DC069FBBB57358DAD35.65FD12722FD65B52694A28543D6FA62282E91A96%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D902706af68817e23%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DDuOdEIG4pNuPINjiD5jBJjM1jjY&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v17.nonxt6.googlevideo.com/videoplayback?id%3D902706af68817e23%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331136506%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D795A870A7B0E35E4E8F78DC069FBBB57358DAD35.65FD12722FD65B52694A28543D6FA62282E91A96%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D902706af68817e23%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DDuOdEIG4pNuPINjiD5jBJjM1jjY&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-3782846013459822216?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/3782846013459822216/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/10/huzunlu-tarcn-kokulu-bir-kstan-kalma.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/3782846013459822216'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/3782846013459822216'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/10/huzunlu-tarcn-kokulu-bir-kstan-kalma.html' title='hüzünlü, tarçın kokulu bir kıştan kalma hediyeler'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-849819613300737785</id><published>2009-10-02T01:40:00.009+03:00</published><updated>2009-10-04T22:15:10.617+03:00</updated><title type='text'>anı yakalama arzusunun bir zaman kayboluşu ve aklın bize yol gösterişi</title><content type='html'>Çivisi çıkmış dünyada, sesimiz, sözümüz, değerimiz tükendiğinde, gündüzler kısalıp, geceler uzadında, taştan sandığımız kalelerin kumdan olduğunu anladığımızda, -duygularımızı ve benliğimizi bir armağan gibi sunduğumuz zamanlarda- küçümsenip, azımsandığımızda, sevgimiz hafife alındığında, varlığımız sadece ve sadece başkalarının yalancı egolarını parlatıp, şişirip, ödüllendirdiğinde, biz düşümüzle koyun koyuna kaldığımızda, halden bilmez, hatır gönül yıkarların, saf, masum, iyi, güzel ne varsa yakıp yıkanların -sokakta oyun oynarken hile yapıp suçunu bastırmak için de başkasının çocuğuna efelenip sonra da, çığlık çığlığa bağırıp ağlayarak, korkudan annesinin arkasına saklanan, onun koşulsuz sevgisine, koruyuculuğuna sığınan hilekarlığı küçük yaşta öğrenen çocuklar gibi- yaptıklarıyla yüzleşmekten korkup adaletsizce saldırganlaşanların "çözücülerle seyreltilmiş" hazdan yapılma dünyalarında, aslında gerçekte ne olduğumuzu bilip de yazının sessizliğinde meramını anlatan cümleler gibi durup diklenmek, okumak...&lt;br /&gt;Okumak... &lt;br /&gt;bizi insanlaştırır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve bunun üzerine sevdiğim bir şiir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Penguen &lt;br /&gt;bana sırtını dönme &lt;br /&gt;biliyorum, sana benziyorum &lt;br /&gt;ve içinde saklı tuttuğun yele. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Penguen &lt;br /&gt;benim de içimde saklı tuttuğum &lt;br /&gt;buzlu kıyılar, çığlık hatıraları &lt;br /&gt;ben de senin kadar kaçkınım ve yaralı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim bağışlayacak beni, penguen &lt;br /&gt;çizdim senin beyaz ve narin yerini. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yanım bembeyaz ışık &lt;br /&gt;kör ediyor, bir yanım zehir gece &lt;br /&gt;parktaki salıncağa binmeyi &lt;br /&gt;beceremedim bugün ben de. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Penguen bana sırtını dönme. &lt;br /&gt;Unutmadım aramızdaki beceriksiz dili. &lt;br /&gt;Dünya yordu bizi. Benim de söyleyemediklerim &lt;br /&gt;var. Hiç söyleyemeyeceğim onları belki de. &lt;br /&gt;Uzun bir yolu geliyoruz seninle, yolu, &lt;br /&gt;geldikçe anlıyorum ki, biz, &lt;br /&gt;bu dünya üzerinde yürüyemiyoruz bile. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Penguen, &lt;br /&gt;kim bağışlayacak beni*** &lt;br /&gt;çizdim senin beyaz ve narin yerini &lt;br /&gt;elimde unuttuğun ince metalle. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/SsU1-CBk0xI/AAAAAAAAADs/BO8kY-njh3U/s1600-h/fft5_mf1190.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 241px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/SsU1-CBk0xI/AAAAAAAAADs/BO8kY-njh3U/s320/fft5_mf1190.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5387771869030306578" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-849819613300737785?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/849819613300737785/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/10/yakalama-arzusunun-bir-zaman-kaybolusu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/849819613300737785'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/849819613300737785'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/10/yakalama-arzusunun-bir-zaman-kaybolusu.html' title='anı yakalama arzusunun bir zaman kayboluşu ve aklın bize yol gösterişi'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/SsU1-CBk0xI/AAAAAAAAADs/BO8kY-njh3U/s72-c/fft5_mf1190.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-2300320240845335469</id><published>2009-09-30T23:32:00.007+03:00</published><updated>2009-10-04T23:12:29.686+03:00</updated><title type='text'>"ne gelir elimizden insan olmaktan başka" E.C.</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/SsPDXtLkGJI/AAAAAAAAADk/w3_GYFFQMZ0/s1600-h/edipcansevertx9.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/SsPDXtLkGJI/AAAAAAAAADk/w3_GYFFQMZ0/s320/edipcansevertx9.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5387364391297751186" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(şiirlerin adlarını bilerek yazmadım ki, merak edenler kendileri bulsunlar.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni günlere böldüm, seni aylara &lt;br /&gt;Daha yıllara, yüzyıllara böleceğim &lt;br /&gt;Ve her zaman söyleyeceğim ki beni anla &lt;br /&gt;Böyle eskitilmiş de olsa bu kalbi &lt;br /&gt;Minesi çatlamış bir diş gibi &lt;br /&gt;Durduracağım karşında. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiirler söylenir, şiirler biter &lt;br /&gt;Biz bu sevdayı neresine sakladıktı sen ona bak da &lt;br /&gt;Kahverengi avuçlarına mı gözlerinin &lt;br /&gt;Tam oradan mı kahverengi yağan bir aydınlığa. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün günler yenileşir her bekleyişte &lt;br /&gt;Ve bütün dünler, bütün geçmişler &lt;br /&gt;Kapısını açarsın ki bir de, hiç kimseler yok &lt;br /&gt;Çaresiz, benim sana gelişim de hep böyle. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün akşama doğru turuncu bir bulut geçti &lt;br /&gt;Sonra bütün bulutlar hep birden geçti &lt;br /&gt;Anılar, anılar, belki hepsi bir kelime. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rengini dünyaya ilk defa sunan&lt;br /&gt;Adsız bir çiçek gibi parlıyorsa gözlerim&lt;br /&gt;Sevgilim&lt;br /&gt;Bana "sen bir şairsin" dediğin zaman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız sana yazıyorum bu şiiri&lt;br /&gt;İstersen bir şiir gibi okuma&lt;br /&gt;Çünkü her yıl yeniden yazacağım onu&lt;br /&gt;Soğuklar başlayınca havalanıp&lt;br /&gt;Millerce yol katettikten sonra&lt;br /&gt;Güneyi tadan bir kuşun sevinciyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve yazmış olacağım bir de&lt;br /&gt;Her dönemde her çağda&lt;br /&gt;Sevdanın kendine özgü diliyle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevda bir ateş buldu sende, eğilip öptü seni &lt;br /&gt;Artık kimse denizi bilmiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dirseklerini masaya koyuşundan belli &lt;br /&gt;Gelip geçen bir günü bitirmek istemediğini &lt;br /&gt;Sevda bir umut buldu sende. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey bir yolcu listesinde bir ölüyü arayan &lt;br /&gt;Artık kimse gözlerini bilmiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şunu imzala &lt;br /&gt;Bir mektup, bir telgraf alındısı değil &lt;br /&gt;Unutulmuş bir sevdadır kapısını çalan &lt;br /&gt;Ve sevimsiz bir terlik gibi duran odan &lt;br /&gt;Kimse artık bir şey giymek istemiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra bir pencereden kendine &lt;br /&gt;Ay ışığı gibi vuran sen &lt;br /&gt;Ne sana ne başkasına benziyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve işte bir dip balığı su boşluğunda &lt;br /&gt;Çırparaktan yüzgeçlerini &lt;br /&gt;Hiç kimseye uymayan bir mevsim öneriyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün iyi kitapların sonunda &lt;br /&gt;Bütün gündüzlerin, bütün gecelerin sonunda &lt;br /&gt;Meltemi senden esen &lt;br /&gt;Soluğu sende olan &lt;br /&gt;Yeni bir başlangıç vardır &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parmağını sürsen elmaya, rengini anlarsın &lt;br /&gt;Gözünle görsen elmayı, sesini duyarsın &lt;br /&gt;Onu işitsen, yuvarlağı sende kalır &lt;br /&gt;Her başlangıçta yeni bir anlam vardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedensiz bir çocuk ağlaması bile &lt;br /&gt;Çok sonraki bir gülüşün başlangıcıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben mişim neymiş? su sesiymiş &lt;br /&gt;Oymuş cam kırıkları gibi gövdemi yakan &lt;br /&gt;Yanağında sardunya kokusuyla yazdan &lt;br /&gt;Kimmiş o gelen ya giden kimmiş &lt;br /&gt;Bir yabancı mı, yoksa bir ermiş &lt;br /&gt;Değilmiş, bir çağrı bile yokmuş uzaktan. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş mi batarmış bir özel isim bitirir gibi &lt;br /&gt;Yanmış bir ağacın yaprakları mıymış kımıldayan &lt;br /&gt;Ne kalmış bir önceden ya da bir sonradan &lt;br /&gt;Kim koparmış dalından bu yabani incirleri &lt;br /&gt;Ya kimmiş kıyıya çeken hayalet gemileri &lt;br /&gt;Ne yazılmış nereye bu garip kargaşadan. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıldızlar, büyülü ülke, adımı unutturan &lt;br /&gt;Bir kaya, bir ot, bir akarsu &lt;br /&gt;Hangi yaz şarkıcılarının ürpertili korosu &lt;br /&gt;Ki bütün ölüleri sığa çıkaran &lt;br /&gt;Ve kenti bir ölüm derinliğine salan &lt;br /&gt;Yani bir gül solarken bir gülün açma korkusu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiirler yazdım, kitaplar okudum &lt;br /&gt;Elime bir bardak aldım, onu yeniden oydum &lt;br /&gt;Derinlerde kaldım böyle bir zaman &lt;br /&gt;Kim bulmuş ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktan &lt;br /&gt;Ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları &lt;br /&gt;Soyleşin benimle biraz bir kere gelmiş bulundum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçinden doğru sevdim seni &lt;br /&gt;Bakışlarından doğru sevdim de &lt;br /&gt;Ağzındaki ıslaklığın buğusundan &lt;br /&gt;Sesini yapan sözcüklerden sevdim bir de &lt;br /&gt;Beni sevdiğin gibi sevdim seni &lt;br /&gt;Kar bırakılmış karanlığından. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerleştir bu sevdayı her yerine &lt;br /&gt;Yüzünde ter olan su damlacıklarının &lt;br /&gt;Kaynağına yerleştir &lt;br /&gt;Her zaman saklamadığın, acısızlığın son durağına &lt;br /&gt;Gül taşıyan cocuğuna yerleştir &lt;br /&gt;Ve omuzlarına daracık omuzlarına &lt;br /&gt;Üşümüş gibisin de sanki azıcık öne taşırdığın &lt;br /&gt;Tam oraya işte, uçsuz bucaksız bir düzlükten &lt;br /&gt;Bir papatya tarlasıyla ayrılmış göğüslerine yerleştir &lt;br /&gt;Ve esmerliğine bir de, eski bir yangının izlerinin renginde &lt;br /&gt;Saçlarının yana düşüşüne, onları bölen ikiliğe &lt;br /&gt;Alnından başlayan ve ayak bileklerinde duran &lt;br /&gt;Yani senin olmayan, seni bir boşluk gibi saran hüzne &lt;br /&gt;Yerleştir onu bir kentin parça parça aklında tuttuğun &lt;br /&gt;Kar taneleri gibi uçuşan &lt;br /&gt;Ve her gün biraz daha hafifleyen semtlerine &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerleştir bu sevdayı her yerine. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekledim ben tattığım her şeyi denizlere &lt;br /&gt;Bildiğim ne varsa onlar da hep denizlerden &lt;br /&gt;Sen de bir deniz gibi yerleştir onu istersen &lt;br /&gt;Sevdayı &lt;br /&gt;Ve köpüklendir &lt;br /&gt;Ve yaşlandır ki işte kederi anlamasın &lt;br /&gt;Ama dur, her deniz yaşlıdır zaten &lt;br /&gt;Öğrenmez ama öğretir mutluluğu &lt;br /&gt;Bizim sevdamız da öyledir, iyi şiirler gibi &lt;br /&gt;Biraz da herkes içindir. Ve gelinciğin ikinci tadına benzemeli &lt;br /&gt;Var eden kendini birincisinden &lt;br /&gt;Yani bir sevdayı sevgiye dönüştüren. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben şimdi bir yabancı gibi gülümseyen &lt;br /&gt;Tanımadığın bir ülke gibi &lt;br /&gt;İçinde yaşamadığın bir zaman gibi &lt;br /&gt;Tam kendisi gibi mutluluğun &lt;br /&gt;Beni bekliyorsun &lt;br /&gt;Ve onu bekliyorsun beni beklerken.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-2300320240845335469?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/2300320240845335469/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/09/ne-gelir-elimizden-insan-olmaktan-baska.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/2300320240845335469'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/2300320240845335469'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/09/ne-gelir-elimizden-insan-olmaktan-baska.html' title='&quot;ne gelir elimizden insan olmaktan başka&quot; E.C.'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/SsPDXtLkGJI/AAAAAAAAADk/w3_GYFFQMZ0/s72-c/edipcansevertx9.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-9075568235868655623</id><published>2009-09-29T21:44:00.000+03:00</published><updated>2009-09-30T09:48:18.035+03:00</updated><title type='text'>Başka bir insanın çekirdeğine yolculuk...[koşullu ola(nak)sı(z)lık]</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/SsKRfK9UqqI/AAAAAAAAADU/sEntvfppWPA/s1600-h/8486287_ca09685cb6.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/SsKRfK9UqqI/AAAAAAAAADU/sEntvfppWPA/s320/8486287_ca09685cb6.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5387028068992068258" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;ve aslında yuva orası, o çekirdek, hastayken iyileştiren çorba, güneşli bir öğleden sonra uyunan kucak, gücün kuvvetin yerindeyken kucaklaşmak,doyasıya gülmek ve dünyayı yerinden oynatabilmek için inilmesi gereken yer, dünya yerinden oynamıyor, oynatmak içinse bir omuz asla yetmiyor.&lt;br /&gt;Bilgisayarlardaki herhangi bir bütünleşik geliştirme ortamının ürettiği derleme zamanı hatalarını giderirken durma noktalarından özenle, hataları ayıklayana kadar geçerek ve hatalar üzerinde uzun uzun düşünerek kendini onarmaya yoğunlaşmak, o çekirdek yolculuğunun şimdisinden uzaklaştırıp geleceğine yaklaştırır insanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yazının usulluğu gibi ve o yazıyı okur gibi, anlamayınca tekrar okur gibi bakılan o yüz,  gidilen, gidildikçe vardıldığı sanılan ve aslında duran, tıkanan yolları anımsattıkça, çekirdek yolculuğunun olasılıkla olanaksız olduğuna yüzeysel bir bakışla sarılır gibi yaptığında, yolcu ve aynası, o yüzde yeni yollar arar durur kendine ki yolu sürmek için kanıtlar gösterilsin, amaç yalnızca yol almak değildir çünkü, varmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çıkılan o çekirdek yolculuğunda yapayalnız, uslu ve puslu gözlerle kalmak, çekirdekten bir adım beride, yanarak belki de eriyerek "kal"mak kuvvetle muhtemel...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve "kalan"lı bölmeler hep bir yanlış yapmış olma olasılığını getirir akla...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalansız bir tam sevgili-karamel-hayata bölün-mektir, aslı esası çalışmanın da başka ne varsa hayatta onlara doymanın da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepsi hepsi, en az ikiye bölünmüş,iki kişinin ciğerlerine doldurup, birbirine verdiği bir nefes,bir heves, "can" diye böldüğümüz, bölüştüğümüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sade,katıksız, üstüne çok yük yüklenmemiş,&lt;br /&gt;çok söz söylenmeye gerek duyulmamış, &lt;br /&gt;benlik kaygısının üzerinde, korkusuz &lt;br /&gt;ve tasavvufun, tevekkülün açıklanamayan &lt;br /&gt;ama aralık-açılan kapılarının çıktığı &lt;br /&gt;karanlık ve dar koridorlarda yitmemiş, &lt;br /&gt;ona itibar etmemiş, herkesin hakkı olan nefesi, hevesi &lt;br /&gt;bu dünyada alması adına, &lt;br /&gt;içinde bulunduğu toplumla çatışmaya hazır,&lt;br /&gt;yalnızca kişisel değil, "ikisel" olandan  başlayıp, &lt;br /&gt;toplumsal olarak da büyüyen, &lt;br /&gt;yakından uzağa, usul usul, &lt;br /&gt;insanlaşarak akan bir sevgi duygusunu&lt;br /&gt;ve hayatı büyütme olasılığı &lt;br /&gt;"kalbimin aklıyla" kurduğum &lt;br /&gt;olabilir-beklenti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/SsKRo_VS9AI/AAAAAAAAADc/pXcUKM0gS2U/s1600-h/frml.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 42px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/SsKRo_VS9AI/AAAAAAAAADc/pXcUKM0gS2U/s320/frml.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5387028237670085634" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtibar etmiyorum, dudak büküyorum "Gerçeğin yan yana getirilmiş yamalarıyla yaşa"maya&lt;br /&gt;     &lt;br /&gt;ve olaslık...&lt;br /&gt;burdan ve her yerden uzakta bir yerde,&lt;br /&gt;unutulmuş bir elektronik mektubu anımsayabilmektir benim çağımda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve çoğunluğun dahil olduğu &lt;br /&gt;en iyimser olasılıkla "tatlı kaos" denilebilecek,&lt;br /&gt;"teflon tava"ya dönüşmüş yaşantı-yaşamlar: &lt;br /&gt;olasılıkla mümkün : Bir aklının nerde olduğunu bilmeme halidir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ısrarla ve sabırla yürümeyi öğrendiğim yol;&lt;br /&gt;aslında başlangıç durumuna hassas bağımlı bir başka türlü durum vardır dediğim,&lt;br /&gt;ve bilinçli bir düzensizliğin uykusundan derlediğim,&lt;br /&gt;elimizden geleni varlık sorumluluğuyla yapalım diye umutla dillendirdiğim,&lt;br /&gt;varoluşumuzu izleyelim, &lt;br /&gt;izleyelim ki doğru dürüst konuşabilelim,&lt;br /&gt;izleyelelim ki&lt;br /&gt;tammm ortasından bölüşülmüş bir hayatı yaşayalım&lt;br /&gt;uğraşıyla tuttuğum yol,&lt;br /&gt;olasılıkla mümkün : bir aklının ve kalbinin nerde olduğunu bilme halidir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim denilebilecek kaos, bir kelebekten daha uzun ömürlü &lt;br /&gt;ve daha duyarlı olmalı ki, &lt;br /&gt;gökkuşağında bir yerde değil de &lt;br /&gt;bir kentin tam ortasında sürüp gitmeli ki&lt;br /&gt;amacı eğlendirmek, &lt;br /&gt;iyi vakit geçirtmek olan &lt;br /&gt;kolay zevklere teslim olmuş &lt;br /&gt;maddi dünyadan ötede &lt;br /&gt;insanın "derinleşme arzusu"na dokuna-da-bilen kaos olsun!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-9075568235868655623?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/9075568235868655623/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/09/baska-bir-insann-cekirdegine-yolculuk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/9075568235868655623'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/9075568235868655623'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/09/baska-bir-insann-cekirdegine-yolculuk.html' title='Başka bir insanın çekirdeğine yolculuk...[koşullu ola(nak)sı(z)lık]'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/SsKRfK9UqqI/AAAAAAAAADU/sEntvfppWPA/s72-c/8486287_ca09685cb6.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-2973377466075786188</id><published>2009-09-29T17:16:00.001+03:00</published><updated>2009-09-29T17:25:56.892+03:00</updated><title type='text'>Ben de bekliyorum!</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/SsIW8HT8z-I/AAAAAAAAAC0/hvHCW0aX-9M/s1600-h/7527_158106024458_8792009458_3577782_3528770_n.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 203px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/SsIW8HT8z-I/AAAAAAAAAC0/hvHCW0aX-9M/s320/7527_158106024458_8792009458_3577782_3528770_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5386893326299221986" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;High Fidelity'den sonra, müzikle beraber...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-2973377466075786188?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/2973377466075786188/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/09/ben-de-bekliyorum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/2973377466075786188'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/2973377466075786188'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/09/ben-de-bekliyorum.html' title='Ben de bekliyorum!'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/SsIW8HT8z-I/AAAAAAAAAC0/hvHCW0aX-9M/s72-c/7527_158106024458_8792009458_3577782_3528770_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-6246667814103182147</id><published>2009-09-29T16:45:00.001+03:00</published><updated>2009-09-29T16:50:34.258+03:00</updated><title type='text'>Florya'da portakal çiçekleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/SsIQF5N9-II/AAAAAAAAACs/kYWz7jY74Zo/s1600-h/strong_OPTIMISTA_strong_Johan_Neeskens.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/SsIQF5N9-II/AAAAAAAAACs/kYWz7jY74Zo/s320/strong_OPTIMISTA_strong_Johan_Neeskens.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5386885797733333122" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/SsIQFjq-wCI/AAAAAAAAACk/AzHKLTAfJy0/s1600-h/futbolcubioresim.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 280px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/SsIQFjq-wCI/AAAAAAAAACk/AzHKLTAfJy0/s320/futbolcubioresim.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5386885791949439010" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/SsIQFCAaqUI/AAAAAAAAACc/uqumM04BSi8/s1600-h/RIJKAA~1.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 213px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/SsIQFCAaqUI/AAAAAAAAACc/uqumM04BSi8/s320/RIJKAA~1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5386885782912543042" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/SsIQE1d4zwI/AAAAAAAAACU/YgVjVOINmd8/s1600-h/frank1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 201px; height: 299px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/SsIQE1d4zwI/AAAAAAAAACU/YgVjVOINmd8/s320/frank1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5386885779546492674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rijkaard, başımız gözümüz üstüne&lt;br /&gt;Rijkaard-Jugend. Yani Rjikaard Gençliği, veya Rijkaard Gençlik. 2003’te Almanya’da kurulmuş gayrifedere bir organizasyonun adı bu. Salon turnuvaları düzenlediler, anti-faşist futbol kampanyalarına katıldılar. Futboldaki milliyetçiliğe ve zevki-eğlenceyi öldüren performans baskısına karşı, Rijkaard’ı bayrak yapmışlardı. Bu adı almaları biraz da inadınaydı: Rijkaard’ın, 1990 Avrupa Şampiyonasında Rudi Völler’e salladığı meşhur tükürüğe sahip çıkıyorlardı (Völler 2003’te Alman Milli Takımı’nın teknik direktörüydü). Ama tek saikleri milli takım etrafında yaratılan ‘Almanlık gururuna’ tepki göstermek değildi; Rijkaard’ın Hollanda’ya oynattığı arzulu, erotik futbolu bağırlarına basıyorlardı.&lt;br /&gt;Rijkaard, gerek 36 yaşında üstlendiği Hollanda millî takımında, gerek Barcelona’daki rüya takımında, Sacchi’nin örgütlü savunma oyunuyla Hollanda hücumperestliğinin kıvamlı bir kokteylini yapmayı hedefledi. 2006 Mayısı’nda Spiegel’e verdiği mülakatta, ‘nesnel’ oyun ile ‘oyuncu’-oyunu, futbolun iki ayrı cephesi olarak kaynaştırmak gerektiğini söylüyordu. Nesnel oyunla kastettiği, kendi sözleriyle: ‘Her oyuncunun oyundaki sorumluluğunu ve neticeyi gözeterek oynaması...’ &lt;br /&gt;FIFA’nın internet sitesinde 2005 Şubatı’nda yayımlanan mülakatında söyledikleri de, Rijkaard’ın taktik zekâya verdiği önemi gösterir: “Uygulanan ofsayt kurallarını gülünç buluyorum. Teknik açıdan kuvvetli ve hücum oynayan bir takımın repertuvarında ofsayt taktiği önemli bir parçadır. Mümkün olduğu kadar ileri çıkar ve savunmalarını da öne sürerler. Buna karşılık, bugünkü kurallara göre rakipten üç oyuncu ofsayttayken onlar müdahale etmeyip başka bir oyuncu topla ilerler ve ofsayttaki o üç oyuncuya pas verirse,  nizami bir gol atılabiliyor. Savunmacıların zekice oyununu cezalandıran gülünç bir şey bu.”&lt;br /&gt;Önemini sürekli vurguladığı ‘çalışma’ da, zekâyı içeren bir etkinlik olmalı ona göre: “Çalışmak kısa bir sözcüktür ama birçok farklı şeyi ifade edebilir. Bir teknik direktör oyuncularını çok farklı biçimlerde çalıştırabilir; bazen zihinsel bazen fiziksel. Önemli olan duruma bakmak ve gerek takımın gerek tek tek oyuncuların o sırada neye çalışması gerektiğine karar vermek.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lakabı ‘Mr Cool’&lt;br /&gt;Kendi ‘futbol felsefesi’ olan birisi var karşımızda; ancak ‘felsefe yapmayan’, tantanasız birisi. “Sorunlar üzerine fazla konuşursanız, büyürler” diyor. Katalunya’da ‘Mister Cool’ diyorlardı ona; kulübesinin önünde sükûnetle oyunu seyredişini seyretmek, her zaman güven vericidir. Onun yönetimini ‘Budistçe’ diye tanımlayan var. Financial Times’ın futbol yorumcusu Ronald Reng’in dikkat çektiği şey de aynı: İnsanları kendini geri çekerek yönetmeyi bilmek. Oyuncularla ‘insanca’ yakınlık kurmak, bunu bir zayıflık olarak görmemek. Reng, Rijkaard’ın iktidar jestlerine ihtiyaç duymayan doğal otoritesini vurguluyor. 2005 şampiyonluk töreninde 100 bin kişinin doldurduğu Camp Nou’da bir konuşma yapması istendiğinde “kutlama oyuncuların hakkıdır” deyip Japon üsulü önlerinde eğilmiş ve sahneden çekilmişti.&lt;br /&gt;“Futbol sevgimiz çocuklukta başlar, sonra bu dünyanın parçası olmak çok güzeldir” diyor. İşini önemsediği kadar, yapıp ettikleriyle, hayatın futboldan ibaret olmadığını hatırlatır hep. Çok sayıda sosyal yardım vakfının aktif destekçisi; tsunami kurbanlarına veya hasta çocuklara yardım maçlarında mutlaka olay yerinde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alternatif rock seviyor&lt;br /&gt;Peki bu adamın müzik delisi olduğunu bilir misiniz? İspanyol gazeteci Oriol Rodriguez’le Mart’ta yaptığı söyleşide, müzik mahremini faş etti Rijkaard. Pop, rock, soul, folk, hepsine gönlünü düşürebildiğini anlatıyor, fakat en çok alternatif rock’a hayran. Pixies için kelimesi kelimesine ‘Albümlerini dinledim ve hayatım değişti’ diyor. 60’lar ve 70’ler için favorisi Beatles ve Sex Pistols; 80’lerde XTC, 90’larda Nirvana ve Pearl Jam. Halihazırda Coldplay, Killers ve Bloc Party’i beğeniyor. (Oğlunun System of a Down fan’ı olduğunu da not edelim!) Yeni müziklere ve gruplara hep açık. Arada sırada gitarla ‘oynadığını’ söylüyor ama bir iddiası yok. Kazanılmış maçlardan sonra yumuşak, duygusal hatta hüzünlü parçalar dinlemeyi severmiş: “Geride kalan güzel şeyleri tekrar gözümün önünden geçirmek için.” Verdiği misal: Nirvana’dan ‘Unplugged in New York’. Önemli bir mağlubiyetten sonra ise sert, elektronik bir şeylere ihtiyaç duyduğunu söylüyor. Galatasaray kulübü yetkilileri acaba maç bitimlerinde hocanın bu tercihlerine uygun bir müzik neşriyatı tasarlarlar mı?&lt;br /&gt;Rijkaard, hepimize iyi gelecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanıl Bora&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve Aceto'yu geçmişten yardıma çağırırsak &lt;br /&gt;Neeskens ve 2. Adam Olmak&lt;br /&gt;Hıncal Uluç'un Süper Lig'de sezon içinde sallanan 3 büyüklerin hocalarına ve A Milli Takım'da Fatih Terim'e yıllardır değişmeyen standart bir eleştirisi var: "Yardımcıları yetersiz, onunla tartışmıyorlar, masaya yumruklarını vurmuyorlar, emanet edecekleri isimler değil bunlar". Daha fazla uzatmayayım, bu eleştiri klişesinden herkes haberdar. Erdal Keser, Müfit Erkasap, Ahmet Akcan, Metin Tekin, Oğuz Çetin hedefteki isimler. Adı geçen tüm yardımcıların başlarındaki teknik adama laflarını dinletebilmeleri imkansız. Teknik direktörler yardımcılarını özenle kendilerinden düşük kariyerli, yaşça genç isimlerden seçiyorlar. Fatih Terim'in kafasındaki doğruya Oğuz Çetin hangi geçmiş teknik adamlık başarısının güveniyle "hayır hocam böyle olmamalı" diyebilir ki? Bizde bu işler tersine işliyor, teknik direktörlerin alt kadrosunda hiçbir zaman bir duayen yer almıyor. Atıyorum Metin Türel, Bülent Ünder. İşte burada Johan Neeskens'in hikayesini anlatmak lazım. 1970'lerde Cruyff'un gölgesinde kalsa da; 2. Johan olarak anılsa da; 2 Dünya Kupası finali görmüş, Barça'da oynamış, gelmiş geçmiş en büyük yeteneklerden biri bu adam. Teknik adamlık kariyerine bir bakalım. 1998 Dünya Kupası'nda Hiddink, 3 kişiyi yardımcısı olarak atıyor: Neeskens, Reijkaard ve Koeman. Neeskens, Hiddink görevi bırakınca Reijkaard'ın yardımcısı olarak devam ediyor. Yaşlarına bakalım o tarihte: Reijkaard 38 yaşında, Neeskens 49 yaşında. Ağabeylik yapıyor Reijkaard'a Euro 2000'de. Sonra bir dönem kendi kanatlarıyla uçmaya çalışıyor. Nijmegen ile fena işler de yapmıyor ama kulübün eti budu ne!.. 2005'de sistem yine aynı. Hiddink, Avustralya milli takımının başında. Neeskens'e "atla uçağa gel" diyor, efsane "uzak" demiyor, gidiyor işte... Ve Barcelona... Rijkaard 2 şampiyonluğu kazanırken; yanında kendisinden 8 yaş büyük Henk ten Cate'i oturtuyor. Rakip analizlerini yapan, altyapıdaki gençleri raporlayan hep Henk Ten Cate. Ajax altyapısının ekmeğini yemiş, işi biliyor. Gün geliyor; o da birinci adam olmak istiyor. Ajax'a gidiyor. İyi de yönetiyor takımı ama geçen sezon son haftada tek gol averajla şampiyonluğu PSV'ye kaptırıyor Ten Cate. Chelsea de uyanıyor bu kurt antrenör-teknik adam ilişkisine. Mourinho gittikten sonra göreve gelen Avram Grant'in eli ayağa birbirine dolanınca Ten Cate geliyor Londra'ya 2. adam olarak. Neeskens nerede peki? Ten Cate gittikten sonra bocalayan Frank Rijkaard'ın yardımcılığını üstleniyor Barcelona'da. Rijkaard 45 yaşında, Neeskens ise 56. Bizim büyüyemeyen genç kuşak teknik adamların da eksiği bu işte! Abdullah Avcı'yı Feldkamp'a yardımcı yapmaya çalışıyor medya. Halbuki tam tersi olması lazım. Ya da Ertuğrul Sağlam kendi döneminden takım arkadaşlarını antrenör yapıyor kendine. Bülent Korkmaz, Rambo Yusuf ile çalışıyor(du). Abdullah Avcı'nın yanında Arif Erdem var. Kimsenin aklına antrenör olarak Bülent Ünder ile çalışmak gelmiyor nedense. Eksik olan özgüven. Eğer kulübede yanlarına kendilerinden tecrübeli, yaşça büyük bir futbol adamını oturturlarsa; gelecek başarının kendi hanelerine yazmayacağından korkuyor bizimkiler. Gençlerin önünü açmak; onların sırtını dayayacağı, rakip analizlerine gözü kapalı inanacağı, görmüş geçirmiş bir duayeni bulmaktan geçiyor. Lakin bu asab bozucu bir şekilde; Sinan Engin'i Ertuğrul Sağlam'ın başına pratikte "bekçi" kartvizitte takım menajeri olarak dikmek değil!.. Barça'da Rijkaard, Neeskens'in mi sözüne değer verir yoksa daha dün topçusu- mesela-Cocu'nun mu?..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-6246667814103182147?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/6246667814103182147/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/09/floryada-portakal-cicekleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/6246667814103182147'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/6246667814103182147'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/09/floryada-portakal-cicekleri.html' title='Florya&apos;da portakal çiçekleri'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/SsIQF5N9-II/AAAAAAAAACs/kYWz7jY74Zo/s72-c/strong_OPTIMISTA_strong_Johan_Neeskens.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-4754272337157894893</id><published>2009-09-29T14:24:00.000+03:00</published><updated>2009-09-29T14:33:04.819+03:00</updated><title type='text'>Botton ve Hornby arasında yolculuktan bir kesit...</title><content type='html'>Kahve içirten ve daha dedirten, uyku açan cümlelerden herhangi birisi ve göz yormaya değebilecek vidyolar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"yanında zayıf davranabileceğim kadar seviyor musun beni? herkes gücü sever, ama sen beni zaaflarımla seviyor musun? asıl sınav budur. yitirebileceğim her şeyden arınmış olsam, yalnızca ömür boyu sahip olacağım şeyler için sever misin beni?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.ted.com/...tler_philosophy_of_success.html (Başarı ve Başarısızlık)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.sprword.com/videos/philosophy/"&gt;http://www.sprword.com/videos/philosophy/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ted.com/talks/alain_de_botton_a_kinder_gentler_philosophy_of_success.html"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-4754272337157894893?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/4754272337157894893/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/09/botton-ve-hornby-arasnda-yolculuktan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/4754272337157894893'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/4754272337157894893'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/09/botton-ve-hornby-arasnda-yolculuktan.html' title='Botton ve Hornby arasında yolculuktan bir kesit...'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-8381946956955220996</id><published>2009-09-29T11:21:00.000+03:00</published><updated>2009-09-29T13:00:12.011+03:00</updated><title type='text'>son yaz</title><content type='html'>İLKYAZ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah, kimselerin vakti yok&lt;br /&gt;Durup ince şeyleri anlamaya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalın fırçalarını kullanarak geçiyorlar&lt;br /&gt;Evler çocuklar mezarlar çizerek dünyaya&lt;br /&gt;Yitenler olduğu görülüyor bir türküyü açtılar mı&lt;br /&gt;Bakıp  kapatıyorlar&lt;br /&gt;Geceye giriyor türküler ve ince şeyler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Memelerinde biraz irin, biraz balık ve biraz gözyaşı&lt;br /&gt;Bir dev oluyorsun deniz deniz deniz&lt;br /&gt;sisin dere ağızlarından sokulup akşamları&lt;br /&gt;Fındıklarımızı basıyor&lt;br /&gt;Neyleriz kararan tomurcukları&lt;br /&gt;Çocuklarımıza yalvarıyoruz: Aç durun biraz&lt;br /&gt;Tecimenlere yalvarıyoruz:&lt;br /&gt;Bir "Hotel" bir gizli evlenme az çiziniz&lt;br /&gt;Bir banka az çiziniz bir yalvarma&lt;br /&gt;Bizden size ve sizden dışardakilere&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karılarımızı yolluyoruz tırnaklarını kesmeye ve demeye&lt;br /&gt;-Evet efendim-&lt;br /&gt;Çocuklarımızı yolluyoruz dilenmeye&lt;br /&gt;Bizler gidiyoruz yatağımız tanrıya emanet&lt;br /&gt;Yazların motorlu çingeneleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah, kimselerin vakti yok&lt;br /&gt;Durup ince şeyleri anlamaya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baba evleri, ilk kez girilen ırmağa dönüş&lt;br /&gt;Toprağa tutku, kendinden dolayı&lt;br /&gt;Kulaklarımızı tıkıyoruz: Para para para&lt;br /&gt;Kulaklarımızı açıyoruz: Kavga kavga kavga&lt;br /&gt;Sorar belki biri: Kavga ama neden kavga&lt;br /&gt;Komşumuza sonsuz balta, karımıza yumruklar içinde&lt;br /&gt;-Bilmiyoruz neden kavga.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra kasabanın cezaevinde&lt;br /&gt;Silgimizi göz önüne yerleştiriyoruz&lt;br /&gt;Günlerimiz iterek genişletiyoruz&lt;br /&gt;Yer açıyoruz karılarımızı düşünmeye&lt;br /&gt;Bizsiz geçen menevşeyi düşünmeye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durup ince şeyleri anlatmaya&lt;br /&gt;Kimselerin vakti olmasa da&lt;br /&gt;Okulların kadın öğretmencikleri&lt;br /&gt;Tatil günlerini çoğaltsalar da&lt;br /&gt;Kutsal nemiz varsa onun adına&lt;br /&gt;Gözlerimiz için bağlar dokusalar da&lt;br /&gt;Birikimler ve çizgiler gitgide gitgide&lt;br /&gt;Açmaya ilkyaz çiçekleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün birileri öte geçelerden&lt;br /&gt;Islık çalar yanıt veririz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;G. Akın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SENİ SEVDİM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni sevdim, seni birdenbire değil usul usul sevdim&lt;br /&gt;"Uyandım bir sabah" gibi değil, öyle değil&lt;br /&gt;Nasıl yürür özsu dal uçlarına&lt;br /&gt;Ve günışığı sislerden düşsel ovalara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Susuzdu, suya değdi dudaklarım seni sevdim&lt;br /&gt;Mevsim kirazlardan eriklerden geçti yaza döndü&lt;br /&gt;Yitik ceren arayı arayı anasını buldu&lt;br /&gt;Adın ölmezlendi bir ağız da benden geçerek&lt;br /&gt;Soludum, üfledim,yaprak pırpırlandı Ağustos dindi&lt;br /&gt;Seni sevdim, sevgilerim senden geçerek bütünlendi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni sevdim, küçük yuvarlak adamlar&lt;br /&gt;Ve onların yoğun boyunlu kadınları&lt;br /&gt;Düz gitmeden önce ülkeyi bir baştan bir başa&lt;br /&gt;Yalana yaslanmış bir çeşit erk kurulmadan önce&lt;br /&gt;Köprüler ve yollar tahviller senetler hükmünde&lt;br /&gt;Dışa açılmadan önce içe açılmadan önce kapanmadan önce&lt;br /&gt;Nehirlerimiz ve dağlarımız ve başka başka nelerimiz&lt;br /&gt;Senet senet satılmadan önce&lt;br /&gt;Şirketler vakıflar ocaklar kutsal kılınıp&lt;br /&gt;Tanrı parsellenip kapatılmadan önce&lt;br /&gt;Seni sevdim. Artık tek mümkünüm sensin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;G. Akın&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-8381946956955220996?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/8381946956955220996/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/09/son-yaz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/8381946956955220996'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/8381946956955220996'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/09/son-yaz.html' title='son yaz'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-1574680825501748378</id><published>2009-09-25T00:04:00.000+03:00</published><updated>2009-09-25T00:12:59.519+03:00</updated><title type='text'>(rakı + balık) &lt; özlenen arkadaşlar</title><content type='html'>heyy!&lt;br /&gt;Özlediğim arkadaşlarım yanımda salatalar, mezeler, balık-rakı, keyifli sohbetler gülmek akıl, yürütmek hepsi çok eğlenceli, özlemişim işte hepsini...&lt;br /&gt;Saf, tertemiz dostlukların dili ne de güzel..&lt;br /&gt;Kafam da güzel, yazmak ne zormuş, kafa böyleyken yürümek, klavye üzerinde gezinmekten daha kolay!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birin bildiği, binin bilmediği duygudayım&lt;br /&gt;Binlerden bir bin bilseydi bir olduğunu, ikinin tanımı da değişirdi.&lt;br /&gt;Aklın gittiği yerde duyguyla buluştuğu an belki şimdiki zaman.&lt;br /&gt;Olması gerekenin olana benzemesi değil de, olanın olması gereken olduğu zaman da denilebilir.&lt;br /&gt;Anlatılacak ne çok şey var, gücüm yeter mi anlatmaya?&lt;br /&gt;Yetince anlatacağım, anlattığımdan daha fazlasını..&lt;br /&gt;Uykum geldi, gidiyorum ;)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-1574680825501748378?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/1574680825501748378/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/09/rak-balk-ozlenen-arkadaslar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/1574680825501748378'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/1574680825501748378'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/09/rak-balk-ozlenen-arkadaslar.html' title='(rakı + balık) &lt; özlenen arkadaşlar'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-9034803363924688890</id><published>2009-09-24T14:05:00.000+03:00</published><updated>2009-09-29T14:38:29.733+03:00</updated><title type='text'>somut/soyut</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/SrtS9_IQA7I/AAAAAAAAACM/DGZ2AVi4yXc/s1600-h/takint.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 149px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/SrtS9_IQA7I/AAAAAAAAACM/DGZ2AVi4yXc/s320/takint.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5384989004323095474" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.alaindebotton.com/"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.alaindebotton.com/index.asp"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-9034803363924688890?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/9034803363924688890/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/09/som-soyut.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/9034803363924688890'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/9034803363924688890'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/09/som-soyut.html' title='somut/soyut'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/SrtS9_IQA7I/AAAAAAAAACM/DGZ2AVi4yXc/s72-c/takint.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-3134954720086826963</id><published>2009-09-24T12:59:00.000+03:00</published><updated>2009-09-24T13:04:36.702+03:00</updated><title type='text'>"Aşk bize güç veren tek özgürlük yitimidir"</title><content type='html'>Denemeler, akıl yürütmeler, güzel. Aklın yerine dönüşü yerli yerine oturuşu da bir gereklilik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşkla başlayıp sevgiyle ve akılla ve bellekle ve çalışmakla devam edeceğim sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk Üzerine Marazî Bir Deneme Daha - Enis Batur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aragon'un ünlü sözü "Mutlu Aşk Yoktur", bütün ünlü sözlerin yazgısını tekrarlar: Bu düşünce, daha çok, yanlış anlaşılmıştır.Aragon, hiçbir aşkın mutluluk getirmediğini, getiremediğini mi ifade etmeye çalışmıştı? Şairler böyledir, şiirler haydi haydi böyle: Ayrıca bir şey söylemezler: Bu'durlar, bu kadar'dırlar. Onun için de tek doğru yorumdan söz etmek boşuna olur; herkesin ufkunu ve dernşiğine göre bir yorum, birden fazla yorum olasılığı yaratır bu türden altın sözler.Aragon'un yaklaşımını, Aşk ve Batı başlıklı bir incelemenin de yazarı olan kültür tarihçisi Rougemont'un kurduğu kilit cümleye bağlamak istiyorum: "Mutlu Aşk'un yazılı tarihi yoktur".Gerçekten de, Batı uygarlığında da, Doğu'da da, mutsuz aşkların tarihinin yazılmış olduğu göze çarpıyor. Leylâ ve Mecnûn, Kerem ile Aslı, Tahir ile Zühre, Hüsrev ile Şirin, Yusuf ve Züleyha, Romeo ve Jülyet, Heloise ve Abelardus, Portekizli Rahibe ve sevdiği adam, Don Juan'ın ya da Casanova'nın tekmili birden serüvenleri, bütün Tristan ve Isolde versiyonları, Carmen ve Don Jose, sonsuz bir listeye yönelmek güç değil mutsuz çiftler konusunda, işlenen aşkın siyah tablosunu çıkarır karşımıza. Beatrice'nin Dante'sinden "Makber"in şairine, Nerval'ın "Sylvie"sinden Halidz Ziya'ya değişmez bu gerçeklik: Klâsikler, Romantikler, Simgeciler, Gerçekçiler, Gerçeküstücüler, Modernler, Post-Modernler Aşk'ın çehresini değiştirirler de, natura'sına dokunamazlar pek.IIAşk'ın tanımlaya çalışmanın düpedüz gözüpek bir girişim olduğunu bile bile davranıyorum, davranacağım bir kez daha, bu deneme "Karpuz Çekirdeği"nin karşı sayfalarına kurulduğuna göre: Sağlık sınırını aşmış, o çerçeveden taşmış sevgi türüne Aşk diyorum ben. Karşılıklı duygular dengesi bozulmuş, zihnin ve gövdenin elektrik yükü iyiden iyiye artmış, izan çerçevesi dağılmış, şiddet tırmanmaya koyulmuştur. Aşk, kişiye varoluşunun uçlarını anmsatır ve ölüm güdüsünü devreye sokar: Çift'in tek'i kendisine (Pavase), eşinin (Carmen), kendisini ve eşine (Kleist) yok etme eşiğine dayanmıştır. Eşik he zaman aşılmaz belki; eşiğe her zaman dayanılır. Aslında: Kansız aşk yoktur. Akması gerekmez kanın, kaynama noktasına ulaşması gerekir bir tek: Orada, o anda gövdenin kimyasal dengesi hepten değişir ve Zihin sürçmeye başlar: Yoğunlaşmalar, takınaklar, mantığı tersyüz eden bir akrar politikası egemendir artık. Aşkın (âşığın) gözünün görmediği doğru değildir: Doğru olan, onun başka birşey görmediği, başka bir noktaya bakmadığıdır.IIIİktidar ilişkinin en fazla sivrildiği, yıpratıcı yanlarının en belirgin formları aldığı alanların başında gelir Aşk. Görünüşte, bir efendi/kul kutuplaşmasında yol alınmaktadır, oyse efendinin ger an kula, kulun her an efendiye dönüşebileceği bir eksen üzerinde iniş-çıkış eğrisini çizer 'kahramanlar'. Partönerlerin rollerine aldanmamak gerekir: Hükümran nerede boyun eğer, mazlum nerede dikilir kimse kestiremez. Uca çekilen, itilen, orada duran ve bekleye öylesine güç kazanır ki, istediğinde karşısındakini bükebilir, hatta eritebilir de. Büyük, zorlu aşk örneklerinin hepsinde rollerin bir evreden sonra ters döndüğüne, ateşin yön değiştirerek yakanın yandığı, yananın külünden yeniden doğduğu bir durum yaşandığına tanık olunur: Karşılıklı aşk, her zaman karşılıklı, bulaşıcı, yayılmacı bir yangın demeye gelmiştir. Tek taraflı aşk, zaten aşk değildir: Öteki'yle tamamlanma arayışından öte, lemdi kendini bulamama güzargâhıdır: Bir som yanılgı, bir som yanılsama. IVMutsuz şakın tarih, kaldı ki, Aşk'ın tek taraflılığına değil, karşılıklılığının gerçekleşmesinin engellenmesine dayanır hep. Erişememenin, bulaşamamanın, yanyana gelemeyişin binbir çeşitlemesi çıkar karşımıza: Hayat gelir düğümünü kurar bütün öykülerde, biribirine doğru yol almaya çıkan âşıkların yörünge tabakalarını kırar, sapmaları örgütler ve bir yana çekiliğ, Calvino'nun deyişiyle çapraz yazgılarını izler. Efsane her zaman gerilim istemiştir. Hikâyenin askıda kalması, kavuşma anının ertelenmesi ya da yitmesi için durmadan yeni denklemler öne sürülür. İki trajik odak berlirler bireyin yaşam akışını: Aşk ve Ölüm. İkisinin de ayırması beklenmiştir. Çağlar boyu, Aşk'a bakışının temel lyasası olarak kalmıştır bu: Biraraya gelindiğinde Aşk ölmeye başlayacaktır.Toplumsal düzenler, hangi evrelerine bakılırsa bakılsın, bu türden bir sonuç-yorum ile kuşatmışlardır bireyleri. Mutsuz aşk, aşk olarak yaşayıp gitme şansını taşımış; mutlu aşk, Aşk'ın ölümünü hazırlamıştır.Onlar ermiş muradına - o noktada biter her hikâye: Mutlu aşkın anlatılmaya değer bir yanı bulunmamıştır.Anlatıldığında, Aşk'ın ağır ağır ya da hızlı eriyişinin konu edildğini görüyoruz: Çiftler, ama birlikte ama ayrı ayrı, mutlu aşkı çözmüşlerdir. Shakespeare'de de böyledir bu, Balzac'da da. VMutsuz aşkın destansıslığı, özde, tarjik şekirdeğiyle bağlantılı biçimde öne çıkar. Gene de, ayrıntıları yabana atmamak gerekir: Heme hep ayrılık motifi ağır bastığına göre, araçlar etkili olacaktır: Bekleyiş, klâsık dönemlerde mektuplaşmayı (Hugo ile Juliette arasındaki yazışma yaklaşık 20 bin gönderiden oluşur), asrî zamanlarda telefondu devreye sokar: Mesafe, aşkın en sağlam sigortası olarak görünür.Cinsellik düzleminde de. Erkek aramış, kadın bulunmayı beklemiştir. Gövde(ler) çalışmaz, durdurulur. Haz zamanı gelecektir. Arada, kızışma süreci yaşanır: Kıskanç zihin yanar, tutuşur, an gelir yakar, tutuşturur: İmgelem, dönme dolap gibi hızla merkezinin etrafında dönmeye koyulur. Sonra yorgun düşer. Burada da mesafe simgeleri işler, âşık fetişlerden medet umar: Saç teli, mendil, elyazısı mıknatıs gibi çeker onu: Erotizmin anahtar nesneleri. VIMutsuz aşkın diyalektiği, konuya kapalı bir alana sürüklenmiştir. Gövdenin keşfi ve fethi bağlamında farklı değildir yorum türleri. Cinsellik çoğalmayla özdeşleştirilmiş, Din'lerin ve Aile'nin çoğalma azularının sonuç-edimine indirgenmiştir. Aşk, erotizmi gösterir: Bir tek öteki'ni istemekle yetinme, kendini de iste. Gövdelerarası ilişkide temas teğet'e ayarlanır böylece: İstek, istek olarak kalabilmek için doyum'da olabildiğince uzak tutulur.Önce keşif gelir. Keşif, uzun bir hazırlık, özenli bir bakış, ağır ağır gelişen bir yayılma harekâtı demeye gelir. Cinselliğin hedefi soyuttur, yetkin gövdeyi biçimlendiri imgelem haritasında. Erotizmin beslendiği Aşk, arızaları sever, hatta yüceltir: Hedefi nesnellikten büsbütün uzaklaşmıştır.XX. Seminer'in 'Jakobson'a" başlıklı seansını bitirirken, bir yıl öncesine gönderme yaparak, bir kadına yazığı mektuptaki yazımsal sürçme deneniyle bıyıkaltından kendisine eşcinsel olduğunu imâ edenlere "geçen yıl dedikti ya" der Lacan: "İnsan sevdi mi, seks sözkonusu değildir." VIILacan'ın sözü, aşkın cinsellikle kaynaştırıldığı perspektifler İskender kılıcı gibi iner. Şaşırtıcı bir yan yoktur oysa, bu önermede: Bütük klâsik ölçütler gelir sözkonusu ayrımı doğrular. Yalnızca kavuşamamanın, buluşamamanın yol açtığı bir kopuş değildir üstelik bu; ters kutupta, kavuşamanın ve buluşamanın durmadan tekrarlandığı, keşfe vakir bırakmayan fethin esas olduğu örneklerde de kopuş geçerlidir: Ne Casanova aşkı yaşama hakkına sahip olabilmiştir, ne de Don Juan ya da Acquitaine dükü Guillaume: Öteki'ni bulamamanın temel gerekçesi kendini gözden kaybetmektir.Erotizm vakit, sabır, emek isteyen tutku kültürü. Musil'in "Niteliksiz Adam"ın merkezinde, Ulrich-Agatha çiftinin sıradışı ilişkilerinde sınırlarına ışık tuttuğu teğet mantığı. Orada egemen fiiler değişir: Dokunmak, değmek, bakmak ince ayar ister. Bir başka denememde değinmiştim, Musil'in kediler konusundaki fözlemine: Çiftleşme mevsimi gelip geçtiğinde, biribirlerinden hepten uzaklaşmazlar, göz mesafesinden uzaklaşmaksızın yeni konumlar seçerker. Sonra, gene, yakınlaşırlar.Klasik ölçüler böyle de, çağdaşlarınki farklı mı? Batı Avrupa'da yapılan bir araştırma, günümüz insanının Aşk'ı hayven ve spor tutkusunun, meslek ve serüven tutkusunun hizasında koyduğunu gösteriyor. Melâlden yorgun modernler Tutku'yu "çoşku" ve "neşe"yle özdeş sayıyorlar. Aşk, artık kan ve gözyaşı ile yoğrulan bir imge olmaktan çıkıyor. İnsanlar onu yaşamak istiyorlar. Onunla yaşamak. Hayatın bir olanaksızı saymaktan yana değiller Aşk'ı.Onun olabilirlik payı ne, peki?Bu olabilirliğin ifade edilme payı var mı? VIIIÇağın Aşk'a yüklediği çehre büsbütün değişmiş değil elbette. Aşk, onu doğuran nedensiz heyecana (Sartre bile "büyü" saymıştır heyecanı), onu yoğuran tutku gizilgücüne bağlı bir değişmezlik içerir bir yandan. Koşulların, toplumsal bağlamın, ideolojik örgünün değişmesiyle değişmeyen bir mayası olduğu bellidir. "Mutsuz aşkın tarihi"nin yazılamasında kesintiye rastlanmaması bundandır.Şükûfe Nihal, Domaniç dağlarında, sevdiği adamı genç yaşta yitirmiştir olağanüstü güzellikte, bütün erkeklerin etrafında pervâne gibi döndüğü bir kadının öyküsünü derlemiştir. Hiçbir talibine dönüp bakmayacaktır o kadın: "Arslan yatan yere ben köpek bağlayamam", demiştir.Bir kere Aragon'u çağıracağım: "Aşk, bize güç veren tek özgürlük yitimidir".Binbir örnekte bir başkası: Valyum Dönencesi'nde (1991) trajik tutkusunu kaleme alan Patricia Finaly. 1964'te sinema yönetmeni Labarthe'la karşılaşır, yedi yıl süren aşklı ilişkileri bittiğinde, o gün bugün süren karabasanı başlar: Uyku tedavileri, psikanaliz seansları, sakinleştiriciler, hipnız tedavisi işe yaramaz: "XX. yüzyılda, hekimler hâlâ aşk acısını dindirebilecek bir hap yaratamadılar", sözü yirmi yıldır hayalet gibi yaşayan ve durmadan Labarthe'ı takip eden herkesi ona telefon etmeye zorlayan, olup bitenlerden hiçbir pişmanlık duymayan Finaly'ye ait. IXBir yandan da, kendisi kuşatan bütün engellerin içinden geçip sürekliliğini, daha doğrusu sessiz sürekliliğini kazanmanın yolunu arar Aşk.Yeryüzünde, başlamış, sonunu getirmiş pek çok aşk hikâyesi yaşanmış olsa gerektir.Başlamış ve bitmiş aşklar düpedüz sıradan hikâyelerdir aslında. Kimi çözülecek, bozgunlar; kimi özensizlikten, yorularak; kimi de törpülenip ehlîleştirilerek, kurumsal fanuslar içinde silinip gitmiştir.Zorla olan: Kişi'nin kendi içindeki Aşk'ı yaşatmayı bilmesidir şüphesiz.Daha da zorlu olanı: İki kişinin, karşılıklı, günden güne aynı Aşk'ı beslemeleri, Tutku'ya yaşama hakkı vermeleridir.Toplumbilimci Jean Duvignaud, "Kişisel hayatta olsun, toplumsal hayatta olsun, Tutku, bir kopuştur" diyor: "Kültürel, dinsel, siyasal ve toplumsal kodlara diklenen bir kırılma, genel yapıların uyumunu bozan bir korku kaynağıdır Tutku - sistemler için".İnsan tutkularını gösterdiği özen ve bağlılık oranında kendi kendisini gerçekleştirme sınırına yaklaşabilir, onu genişletebilir.Daha, diyebilmek çok önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cogito sayı 4 (Aşk)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-3134954720086826963?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/3134954720086826963/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/09/ask-bize-guc-veren-tek-ozgurluk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/3134954720086826963'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/3134954720086826963'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/09/ask-bize-guc-veren-tek-ozgurluk.html' title='&quot;Aşk bize güç veren tek özgürlük yitimidir&quot;'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-2211116387016024070</id><published>2009-09-23T21:34:00.000+03:00</published><updated>2009-09-23T21:39:27.783+03:00</updated><title type='text'>yeni</title><content type='html'>ESKİ AVLUDA&lt;br /&gt;bir çiçek açtığında&lt;br /&gt;bir eski avluda&lt;br /&gt;diyor ki;çalıda sarı bir çiğdemim ben&lt;br /&gt;ve senin çok eski bir cümlen.&lt;br /&gt;sen otursan,gitmemiş ki! olsan&lt;br /&gt;ben sana bir eski endülüs avlusu&lt;br /&gt;istersen serin bir portofino getirsemya da yedigöllerin yedisini birden.&lt;br /&gt;bir çiçek açtığındabir eski avludadiyor ki;&lt;br /&gt;herşey çok eksik ve neredeyse yok&lt;br /&gt;gibiyken&lt;br /&gt;buldum buluşturdum kendimi&lt;br /&gt;geldim&lt;br /&gt;tek eksik sensin!incecik,çilli birdillesen de gelsen..&lt;br /&gt;ben sana kırmızı kiremitli bir çatı&lt;br /&gt;begonviller ve bir mavi kapı&lt;br /&gt;ve illa amansız bir avlu getirsem.&lt;br /&gt;dünya soğur,akşam serinlerken,&lt;br /&gt;benim sensiz sevinecek bir şeyimyok.&lt;br /&gt;kılı kırk yardım,&lt;br /&gt;altını üstünegetirdim,&lt;br /&gt;ve işte en gümüş&lt;br /&gt;cümlem:&lt;br /&gt;içimi açtım sana&lt;br /&gt;içini açmak için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİRHAN KESKİN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-2211116387016024070?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/2211116387016024070/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/09/yeni.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/2211116387016024070'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/2211116387016024070'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/09/yeni.html' title='yeni'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-2863765639163157359</id><published>2009-09-01T16:06:00.000+03:00</published><updated>2009-09-01T16:08:59.073+03:00</updated><title type='text'>M.</title><content type='html'>Taş Parçaları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ey hayat dedikleri büyük kusur.ey kimselere değişmediğimayrılığın neden bunca ağır?&lt;br /&gt;hani adalet?bir kasımdan öteki kasımabir yanım kör bir yanım sağır...&lt;br /&gt;dünya ne ki sevgilim?benim sana yaptığım kubbe yanında.&lt;br /&gt;düşsün, olsun, bırak,içinde yıldızlar patlıyor.kolaydır inanmak kadar inanmamak da.&lt;br /&gt;ister sal kendini dünyaya, ister kal yanımdaher şeyden öte öyle sevdim ki ben seniyoluna baş koymak diyoruzbiz barbarlar buna.&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;Sözde kalır sevgilimSözde kalır bütün sözlerAşk çünkü, aşk çünkü kendineBir yol, bir ideoloji ister.&lt;br /&gt;Bilirim, çöl rüzgarında çalıdır bazı yaşlar.Sen sevgilim ilerde, biraz daha ilerdeBir tarihe başlayacaksın, orası işteBenim tarihimle başlar.&lt;br /&gt;Ve say, geriye doğru,tek tekSende kalsın şimdi al bu taşlar.&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;ben başka bir şey olmak istememistemedim başka şey.&lt;br /&gt;sabırla sevgilim sabırlaacılarımız eşitlensin bu şehirdediye diye.&lt;br /&gt;bu şehirde etten geçip kalbe erişene dek sabırla. tek, sabırla.&lt;br /&gt;kaç kişi var bu şehirde ruhunu sana kubbe, etmiş?&lt;br /&gt;büyük keder içerirmiş, gördüm, anladımetten geçip aşka varanın sevgisi.bunun yanında sevgilim unun yanında etin ihaneti,kısacahiçbir şeydir.&lt;br /&gt;şimdi bir masaldan bir perisessizce dinlesin beni,&lt;br /&gt;alsın yorgun başımıalsın cümlemi usulca kalbine koysun.&lt;br /&gt;benim cümle taşıyacak halim yok.&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;en acısını sevgilimen acısını tadayım istedin:&lt;br /&gt;en acısı buydu.&lt;br /&gt;omurgamı aldın benim.omurgamı aldın.omurgamı aldın.omurgamı.&lt;br /&gt;niye?&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;gitmek mi yitmektir kalmak mı artık bilmiyorumyerini yadırgayan eşyalar gibiydim ya ben hep ve inançlı, gitmenin bir şeyi değiştirmediğine.bilemem,belki bu yüzdenben sana yanlış bir yerden edilmişbir büyük yemin gibiydim.&lt;br /&gt;beni hep aynı yerimden yaralayan o eveyine de döneyim döneyim istedim.&lt;br /&gt;ah benim sesimlesöylesem de, inanmazlarbenzemiyor çünkü bir dile.&lt;br /&gt;döndüğüm, döndüğüm ama döndüğümdöndüğüm bu sema sensin. döndüğüm.&lt;br /&gt;sen benim kara ömrüme vuransuyumu harelendiren sevincimdin.&lt;br /&gt;onu sevebileceğinin en yücesiyle sevdin.&lt;br /&gt;titreme daha fazla kalbim.&lt;br /&gt;bağışla kendini artık onu da ,bırak gitsin.&lt;br /&gt;o senin en ezel gününden kaderinsen onu nasılsa bin kere daha seveceksin.&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;bir masal bir taş ağırlığında olabilir mi?olurmuş meğer.&lt;br /&gt;birlikte bir masala inanmak istedimben seninle,sadece bu.sen beni tektekbıraktın.&lt;br /&gt;benim artık taş taşıyacak,taş kaldıracak, taş atacakhalim mi var!&lt;br /&gt;Birhan Keskin&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-2863765639163157359?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/2863765639163157359/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/09/m.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/2863765639163157359'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/2863765639163157359'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/09/m.html' title='M.'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-5410637600092562714</id><published>2009-09-01T00:31:00.001+03:00</published><updated>2009-09-01T00:31:51.228+03:00</updated><title type='text'>A.G.</title><content type='html'>rüya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok basit bir şey arıyor: senin beni aramanı,&lt;br /&gt;itirazım yok, sürdürecek bana itirazını,&lt;br /&gt;senin aradığın gibi aramıyorum, ben, seni,&lt;br /&gt;aradığım, beni, istediğim şekilde arıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok basit, ben, bunu bana, sen göstereceksin,&lt;br /&gt;aradığın gibi aradıkça bekleyeceğim, seni,&lt;br /&gt;gelen neyse, götürüp göster, beni,&lt;br /&gt;aradığım yerde, beni, bulup döneceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok basit, aradığım saf, sende yok, değilsin bende,&lt;br /&gt;sen gel, bul beni, uykudayım ben, sende,&lt;br /&gt;uykumda uyutuyordun, beni, benden,&lt;br /&gt;gel benim uykumda uyu, sen, beni arıyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok basit, senin uykunu, uyutacak, bana,&lt;br /&gt;kime olduğunu bilmeden aşık oluyorum sana,&lt;br /&gt;aradığını anlamadı, biri, beni,&lt;br /&gt;uyut onu, gösterme, tekrar herkese.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tekrar başa dönmek istiyorum,&lt;br /&gt;yat, unutmak istiyorsan, yat, öyleyse, unut,&lt;br /&gt;yanında, bilen, bilebilen var mı senin,&lt;br /&gt;uyuyorsun sen, beni, artık unut.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tekrar, tekrar, tekrar,&lt;br /&gt;baştan başlamak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tekrar, tekrar, tekrar,&lt;br /&gt;dursun, durmayan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tekrar, tekrar, tekrar,&lt;br /&gt;kaçıp, kovalayan.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-5410637600092562714?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/5410637600092562714/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/08/ag.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5410637600092562714'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5410637600092562714'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/08/ag.html' title='A.G.'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-6250778378333764880</id><published>2009-08-30T21:58:00.000+03:00</published><updated>2009-08-30T21:59:11.876+03:00</updated><title type='text'>külliyata giriş...</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=wueZEM54tgU"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=wueZEM54tgU&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-6250778378333764880?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/6250778378333764880/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/08/kulliyata-giris.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/6250778378333764880'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/6250778378333764880'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/08/kulliyata-giris.html' title='külliyata giriş...'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-4908408253579192812</id><published>2009-08-30T01:21:00.000+03:00</published><updated>2009-08-30T12:46:24.728+03:00</updated><title type='text'>baş ağrısı ayak uçlarına düşerken</title><content type='html'>küçük bir not.. Kordon'da yürürken aklımdan geçti..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en iyisi bu aşka da güzel bir mezar kazmak&lt;br /&gt;fakat karşıma çimen yeşili bir tabela çıkıyor:&lt;br /&gt;"kabristanımız gömüye kapalıdır"&lt;br /&gt;:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-4908408253579192812?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/4908408253579192812/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/08/bas-agrs-ayak-uclarna-duserken.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/4908408253579192812'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/4908408253579192812'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/08/bas-agrs-ayak-uclarna-duserken.html' title='baş ağrısı ayak uçlarına düşerken'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-406850954550244613</id><published>2009-08-25T11:26:00.000+03:00</published><updated>2009-08-25T11:27:13.593+03:00</updated><title type='text'>es gibt kein richtiges leben im falschen</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&amp;amp;ArticleID=926097&amp;amp;Date=16.03.2009&amp;amp;CategoryID=97"&gt;http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&amp;amp;ArticleID=926097&amp;amp;Date=16.03.2009&amp;amp;CategoryID=97&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-406850954550244613?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/406850954550244613/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/08/es-gibt-kein-richtiges-leben-im.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/406850954550244613'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/406850954550244613'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/08/es-gibt-kein-richtiges-leben-im.html' title='es gibt kein richtiges leben im falschen'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-4513924300342258382</id><published>2009-08-25T08:55:00.000+03:00</published><updated>2009-08-25T08:56:38.153+03:00</updated><title type='text'>Çatı</title><content type='html'>sevdim&lt;br /&gt;sevildim&lt;br /&gt;sevindim&lt;br /&gt;seviştik&lt;br /&gt;ne?&lt;br /&gt;ben!&lt;br /&gt;neyi?&lt;br /&gt;biz!&lt;br /&gt;kimi?&lt;br /&gt;sen!&lt;br /&gt;uyudum,&lt;br /&gt;saçlarını uyuttum.&lt;br /&gt;unutturma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ismail T.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-4513924300342258382?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/4513924300342258382/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/08/cat.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/4513924300342258382'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/4513924300342258382'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/08/cat.html' title='Çatı'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-633352684606300799</id><published>2009-08-24T16:50:00.000+03:00</published><updated>2009-08-24T16:55:29.327+03:00</updated><title type='text'>Tanıştığıma memnun oldum.</title><content type='html'>Çalgın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arzulanan gözün bakışında&lt;br /&gt;cereyanda kalmak imrenerek bakanın nasibi&lt;br /&gt; beni izleyenler için alaydı&lt;br /&gt;açık kalmış ruhun kapısından&lt;br /&gt;çıkıp dolaşırdım öyle dalgın&lt;br /&gt;çalındım başka bir göze doğru&lt;br /&gt;içimden dökülen bana salaydı&lt;br /&gt;ama inmeli ama kötürüm ama deli&lt;br /&gt;ben kendimle öyle dargın dururken&lt;br /&gt; dökülürken ben zeminde açılan delikte&lt;br /&gt;kaybola kaybola içime yurt olan gayb'a&lt;br /&gt;hangimiz algın diye daha sormadan&lt;br /&gt;kap beni arardı&lt;br /&gt;ama inmeli ama kötürüm ama deli&lt;br /&gt;dönerdim böyle bakımsız ve hırpani&lt;br /&gt;dönerdim,eve döndüğüm yer sonunda&lt;br /&gt;ceryanda kaldığım yer olaydı&lt;br /&gt;nasibim ıslık sesleriyle salgın&lt;br /&gt;ardıma bakmazdım kap nerde diye&lt;br /&gt;benden kopan bana mahsus olaydı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;`beni hiç göremezsin!`&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hafızadır!benim aklıma beladır!&lt;br /&gt;gözlerini gördüm&lt;br /&gt;kalbimde kara noktadır!&lt;br /&gt;sesini duydum&lt;br /&gt;hançerimde yaradır!&lt;br /&gt;yüzüne baktım&lt;br /&gt;tenimde bedduadır!&lt;br /&gt;beklemezsin böyle bir kara!&lt;br /&gt;duymak istemezsin!&lt;br /&gt;ben suya benzemem!&lt;br /&gt;ateşe benzemem ben!&lt;br /&gt;havaya toprağa benzemem!&lt;br /&gt;bilemezsin gidersem!&lt;br /&gt;beni hiç göremezsin!&lt;br /&gt;Yücel Kayıran&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-633352684606300799?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/633352684606300799/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/08/tanstgma-memnun-oldum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/633352684606300799'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/633352684606300799'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/08/tanstgma-memnun-oldum.html' title='Tanıştığıma memnun oldum.'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-5472203441417649558</id><published>2009-08-19T12:00:00.000+03:00</published><updated>2009-08-19T12:02:48.603+03:00</updated><title type='text'>Büyük Ayı' nın hikayesi (Kızılderili Mitolojisi, Allice Marriott) Sıkıcı kitaptı ama bu öykü güzeldi</title><content type='html'>Derler ki, bir zamanlar, çok eskiden, kışın ilk aylarıymış. Bir gece önce kar yağmış ve bu ilk kar ertesi gün, yerde öylece taptaze duruyomus. Günün ilk ışıklarıyla birlikte, sabahleyin erkenden üç delikanli avlanmaya çıkmışlar. Delikanlilardan biri, adı SIKI TUT olan köpeğini yanına almış.&lt;br /&gt;Nehir boyunca dolaşıp, küçük koruluklara girmişler ve sonra fundalık, çalılık ve ağaçların daha bodur ama kalın olduğu bir tepenin yamacına gelmişler. Burada çalılıkların arasında dolaşırken genç avcılar bir iz bulmuşlar ve bu izi takip etmeye başlamışlar. İzler onları tepenin yamacındaki bir mağaraya götürmüş. Böylece bir ayı ini bulmuşlar. "Hangimiz içeri girsin de ayıyı sürüp dışarı çıkarsın?" diye birbirlerine sormuşlar genç avcılar. Sonunda en büyükleri "Ben girerim" demiş, dizlerinin üzerinde emekleyerek ayının inine girmis ve ayıyı sürüp dışarı çikarmak için yayıyla onu dürtmeye baslamış. Bir süre sonra mağaradaki genç, arkadaşlarına "Geliyor..Geliyor…"diye seslenmiş. Ayı kendisini zorlayan avcıdan kurtulmus ve kendisini mağaranın dışına atmış.Avcılar da onun peşinden gitmişler. "Bakın!" diye bağırmış en gençleri. "Bakın, ne kadar da hızlı gidiyor. Kuzeye doğru, soğuklarin geldigi yerlere gidiyor." Genç avcı, ayıyı çevirip diğerlerine doğru sürmek için hayvanın peşinden koşup uzaklaşmış. Ortanca avcı, "Dikkat!" diye bağırmış. "İste geliyor ! Doğuya, öğle zamanının geldiği yere doğru gidiyor. Koşun kardeşler. Gittigi yer işte orası."&lt;br /&gt;O ve küçük köpeği de, ayıyı geri çevirmek için olanca hızlarıyla batıya doğru koşmuşlar. Genç avcılar ayıyı kovalarken en büyükleri eğilip şöyle bir bakınmış."Oooo!" diye haykırmış. "Altımızda Yeryüzü Büyükannemiz var. Bu ayı bizi gökyüzüne doğru götürüyor. Haydi kardeşler, çok geç olmadan geri dönelim." Ama artık çok geç olmuş, gökyüzü ayısı onları çok, çok yükseklere götürmüş. Sonunda avcılar ayıyı yakalayıp öldürmüşler. Akçaağaç ve somak dallarını üstüste yığmış ve bu dal yığınının üstünde de ayıyı parçalara ayırmışlar. Akçaaağaç ve somakların sonbaharda kan kırmızısına dönüşmesi işte bu nedenledir. Daha sonra avcılar ayağa kalkıp hep birlikte ayının başını doğu yönüne atmıslar.Şimdi, kışın, sabahleyin erkenden, tanyeri ağarmadan az önce ufkun hemen altından ayı başını andıran bir takımyıldızı kümesi belirir. Daha sonra da avcılar, ayının omurga ve belkemiğini uzaklara, kuzey yönüne atmışlar. Kış ortasında, gece yarısı eğer kuzey yönüne bakarsanız, orada yyıldızlarla sekillenmiş olarak ayının omurga ve belkemiğini görürsünüz. Yilin herhangi bir zamaninda gökyüzüne bakacak olursaniz, kare seklini oluşturan dört parlak yıldız ve onların arkasında da üç büyük parlak yıldız ve bir de küçük donuk bir yıldız görürsünüz. Dört yıldızdan oluşan kare, ayı, bunların peşindeki üç yıldız, o üç delikanlı ve belli belirsiz görebildiginiz o küçük yıldız da SIKI TUT adındaki o küçük köpektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-5472203441417649558?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/5472203441417649558/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/08/buyuk-ay-nn-hikayesi-kzlderili.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5472203441417649558'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/5472203441417649558'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/08/buyuk-ay-nn-hikayesi-kzlderili.html' title='Büyük Ayı&apos; nın hikayesi (Kızılderili Mitolojisi, Allice Marriott) Sıkıcı kitaptı ama bu öykü güzeldi'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-2353517905688409561</id><published>2009-08-18T15:24:00.000+03:00</published><updated>2009-08-18T15:27:49.728+03:00</updated><title type='text'>Kötülük istenir mi?</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.edebiyatvehukuk.org/nefret-suclari-ile-mucadele.html"&gt;http://www.edebiyatvehukuk.org/nefret-suclari-ile-mucadele.html&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-2353517905688409561?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/2353517905688409561/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/08/kotuluk-istenir-mi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/2353517905688409561'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/2353517905688409561'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/08/kotuluk-istenir-mi.html' title='Kötülük istenir mi?'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-8135041119941680840</id><published>2009-08-17T17:31:00.001+03:00</published><updated>2009-08-17T17:31:24.124+03:00</updated><title type='text'>F</title><content type='html'>Bu benim babamdan dinlediğim bir hikâyedir. Sanki bugünleri düşünerek anlatmış gibi. -Sarkis Çerkezyan-&lt;br /&gt;Üç arkadaş var. Bu üç arkadaş bir yaz günü yaya olarak yolculuk yapmak zorunda kalıyorlar. Biri Türk, biri Kürt, diğeri de Ermeni. Ama Ermeni olan aynı zamanda papaz. Sıcak, bir süre sonra yolda susuyorlar. Etrafta su yok. Bağların olgun zamanı. "İki salkım üzüm yiyelim de ağzımız ıslansın," diye bir bağa giriyorlar. Bağın sahibi bir Türk ama onu görememişler. "Kaç paraysa veririz," diyerek yemeye başlamışlar. Bu sırada bağın sahibi gelmiş. Bakmış üç kişi üzümünü yiyorlar. Fena bozulmuş ama üç kişiyle de başa çıkamayacağını düşünmüş. Birine bakmış, kıyafetinden Ermeni ve papaz olduğu belli. Diğerine bakmış, konuşmasından Kürt olduğunu anlamış. Üçüncüsü de Türk. Dönmüş Ermeni'ye, "Bak bu adam Türk, yesin malımı. Benim kanımdandır. Helali hoş olsun. Bu da Kürt'tür ama din kardeşimdir. Sen niye yiyorsun benim üzümümü?" demiş. Bu laf, üzerlerine sorumluluk yüklenmeyen Türk ve Kürt'ün hoşuna gitmiş. Adam, papazı bir güzel dövmüş. Kıpırdayacak hal bırakmamış, yere uzatmış. Bağ sahibi biraz sonra Kürt'e dönmüş. "Müslümansın da niye sahipsiz bağa giriyorsun. Bu adam benim kanımdan yediyse afiyet olsun, çünkü o Türk'ür. Kardeşimdir,"diyerek bir güzel onu da dövmüş ve yere uzatmış. Bu durum Türk'ün hoşuna gitmiş. Biraz sonra Türk'e dönmüş ve "Tamam anladık Türksün, aynı kandanız, aynı dindeniz ama sahibi olmadan başkasının bağına girilir mi?" diyerek Türk'e de vurmaya başlamış. Türk yumrukla yere yuvarlanınca Kürt'e dönmüş ve "Biz," demiş "papazı dövdürmeyecektik."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-8135041119941680840?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/8135041119941680840/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/08/f.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/8135041119941680840'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/8135041119941680840'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/08/f.html' title='F'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-8559923915091802453</id><published>2009-08-15T12:26:00.000+03:00</published><updated>2009-08-15T12:33:39.836+03:00</updated><title type='text'>@Yol</title><content type='html'>"Serin bir rüyanın hatrınadır/Çektiğim dünya ağrısı..."&lt;br /&gt;Bir yolculuk daha başlıyor, çocukluk hayallerinden başlıyor yolculuk, filmlerde gördüğüm, adam ve arkadaşlar araba, yol, eğlence.. imrendiğim, ben de yapacağım dediğim, daha önce çokca yaptığım yolculuklardan bir tanesi. Bu bir tekrar ama yine coşkulu ve eğlenceli.&lt;br /&gt;Dünyanın bütün ağrısına inat eğlenceli.&lt;br /&gt;Yol uzadıkça ömrüm kısalıyor, ve farkına varıyorum bu ağrı, böyle sürdükçe ömür de kısalmaya devam edecek,ömrüm kısaldıkça ben tekrar ve tekrar diyeceğim ki hayat kısa, ben kendimi nerde ne zaman sonsuzluk gibi bulacağım bilmiyorum, ama gidiyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-8559923915091802453?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/8559923915091802453/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/08/yol.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/8559923915091802453'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/8559923915091802453'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/08/yol.html' title='@Yol'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-2439340586340421283</id><published>2009-08-12T16:13:00.001+03:00</published><updated>2009-08-12T16:22:50.376+03:00</updated><title type='text'>Berber</title><content type='html'>Ne zordu ilkokul yıllarında berbere gitmek, hatta sonrasında izleyen orta okul yıllarında da. Bir kere saç traşınla ilgili tüm kontrol okuduğun okulun idaresinde ve babanda. Ortada hoşuna gittiği gibi saç kestirmek diye bir şey yok. Berbere gidilmeli, saçlar üç numara kestirilmeli, koyunların sahiplerinden gördüğü davranışın aynından üstüne para vererek nasiplenmek. Önceleri babamın gittiği berbere, babamla beraber giderek başladım, esnaf dayanışması şeklinde oluşmuş bir tercihti. Hoşuma gidiyordu babamla yan yana traş olmak ama hoşuma gitmeyen şeyler de vardı, ses edemediğim. E gidersin boyun kısa boynun ince olduğundan koltuğun kollarına konulmuş tahtaya çıkarırlar seni, boynuna astıkları önlüğü arkadan toplu iğneyle iyice sıkıştırırlar saç kılları içine kaçmasın, kaşındırmasın diye., ve azap başlar. Alt yanında dört tane vidası olan, içine her 5 dakikada bir makine yağı sıkılan, kolonya dökülen, buz gibi demirden, saç koparan traş makinesinin, özensiz berberin ilk darbeyi tam kafanın ortasından, alnının üstünden, arkaya doğru vurmasıyla başlayan ve evde annenin kaynar sularla seni yıkamasıyla,yandım dedikçe kafana tasla vurmasıyla biten azap. Öyle aman aman şekilli olsun istemiyordum saçlarım ama büsbütün de kel olmak istemiyordum, babama göre adam gibi traş üç numara traştı ama nedense onu bi kere bile öyle görmedim, ilkokul fotoğrafı hariç. Demek ki çocukluk görevlerinden biriydi, üç numara saç traşı olmak. Hoş okulda pek azdı böyle ayda bir kel olan ama akıllı adam oluyordum ben kel kaldıkça, diğerleri okumakta gözü olmayan zengin çocukları, nasıl kazımışlar bunu aklımıza, hayret. Bir sure o berber bizden yemek yemeyi kesince pasaj içindeki alkolik Recep Amca’nın berberine gitmeye başladım, malum sebepten, günde iki tane kıymalı pide yiyorlardı çünkü. Recep Amca dolabın içinde sakladığı biradan her çekişinde daha bir yakardı canımı elindeki çim biçme makinesiyle. Sonra sonra tek başıma gitmeye başladım berbere, eskiden gittiğim yere, kulak vermeye başladım kendi aralarında neler konuşuyorlar diye. Utanıyordum duydukça onların konuşmalarını, oha kadın diyorlar kalça diyorlar, meme, yuhh ne ayıp. Bir de senin konudan bir haber olduğunu farkeden ve sana sorular sorarak konuyu ne kadar anladığını ölçmeye çalışıp dalga geçen berber ustaları, çoğunu zibidi belledim zaten. En çok Kubilay Abi'yi severdim, ama en çok da onla konuşmaya çekinirdim, diğerleri, kamışa su yürüdümü hahahah diye gülerken türk filmlerindeki kötü adamlar gibi görünürken o aslında içinde iyiyi saklayan kötülerin arasında ne işi olduğunu bilmediğim adamdı. Konuşamazdım ama onunla hiç.Yıllarım geçti böylelikle kel olmadığım tek bir çocukluk fotoğrafım yoktur nerdeyse. Daha da büyüdükçe oraya gitmez oldum, kendime diken saçları yakıştırmaya başladım ve tarzıma uygun olduğunu düşündüğüm genç bir çocuğa dadandım bir süre, Tarkan, Tarkan takma adıydı sanırım, kalfalıktan ustalığa geçtiğinde kendine bu adı uygun görmüş olmalı, yoksa daha çok Ramazan gibi duruyordu. Tarkan Askere gidince, ben gerisin geriye çekingen adımlarla eski berberin yolunu tuttum, arada bir kaç deneme olmuştu yine yemek yiyen diğer berberlerde ama hep yamuk kestiler saçımı bu seferde babamda üç numara kestirmediğim için bir hayal kırıklığı ve sırf saçlar üç numara olmadığı için yamuk traşa yapılan eleştiriler. Her berber dönüşü bu sefer çok yakışıklı oldum diye gidiyordum dükkana koşar adımlarla, jöleyi de dayıyorlardı saça,ne değişiyorsa sanki kafana o yapışkan şeyi sürünce insan kendini bir anda çok yakışıklı hissediyor o zamanlarda. Kapıdan giriyorum böyle mi kestirdin, ne varmış ki diyorum cevaben, e hiç kestirmemişsin, kestirdik ya işte baba, adam gibi olmamış, şurası da yamuk olmuş, hiç iyi kesememişler, e al sen kes o zaman ne diyim, bu sefer de olmamış derdim, insanın babasının yakışıklı olması kompleks yapabiliyormuş. Geri döndüğümde eski berberime Kubilay Abi yoktu, bağımsılığını ilan etmiş Burhan Abinin, abisinin, yanından ayrılıp İstanbul’a yerleşmiş, orda bir dükkan açmış, adresini aldım yolum düşerse diye. Uzunca yıllar Burhan Abi’ye traş oldum, büyüdükçe kısa kısa da olsa sohbet eder oldum onlarla, hatta sigara bile içtim uzun Marlboro, artık babamdan gizli bir şeyler yapmak mümkündü ve berber sırdaştı. Kız arkadaşımla bile gittim berbere o zamanlar, çok fiyakalı hissettim kendimi vay be kızla berbere gidiyor, ama iyi de oldu, en azından bir kereliğine kalça, meme, sokalama,iteleme muhabbeti duymadan traş oldum. Çay da ısmarlıyorlardı artık, büyük adam olmaya başlamıştım, itibar görmeye berberde. Hem model de çok uygundu, ne çok kısa istediğim gibi, ne de babamı memnun etmeyecek kadar uzundu, Burhan Abi berberlerin tanrısı olmalıydı, ki üniversiteye başladıktan sonra da İzmir’de yaşamama rağmen Ankara’ya gidişlerime saklardım saç traşımı, hatta saçım uzamamış olsa bile sırf Ankara’dayım diye bile berbere gidip traş olmuşluğum vardır. Artık Kubilay Abi de dönmüştü ve ben de bir yetişkindim. Kubilay Abi ingilizce bilirdi, tatillerinde Mısır’a falan da giderdi, orjinal adamdı benim gözümde yabancı müzik falan da dinlerdi. Ah bir de ingilizce biliyorum diye bana 15 yaşımdayken sesli sesli ingilizce playboy okutup dalga geçmemiş olsaydı daha çok severdim heralde onu. O zamana kadar hiç kesmemişti saçlarımı, hep can atardım o kessin diye ama hep başkası keserdi, sonra da zaten söylediğim gibi Burhan Abi.. Burhan Abi yokken başkası buyur abi gel dedi, sonra Kubilay Abi dur sen bekle ben keseceğim dedi, ne kadar sevindim anlatamam, çok uzun yıllardır beklediğim bir şey gerçekleşecekti, ulan salak diretsene işte ben bu adama kestircem diye neden yıllarca içinde büyütüp duruyorsun ki bunu, aman uyumlu olayım aman çelişip, çatışmayım. Ama çok mutlu oldum bunu da söyleyim. Zaten berbere gidip de biri size buyur abi dediğinde ben X’I bekliycem demek çok acayip bir histir, keyiflidir, X’in özgüveni artar, senin tercihin bellidir, öteki” buyur abi” de garip kalır sıradakini bekler, sigara içmeye çıkar ya da tavlaya oturur, sen de intikamını alırsın geçmişte senin pornografik yanıtlar verememene gülen bütün berberlerden. Kubilay Abi de Burhan Abi gibi güzel kesti saçlarımı, ustası oydu çünkü onların ilişkisini babamla kuzenimin ilişkisine benzetirdim, iyi usta, iyi çırak. Ben Ankara’ya daha az gitmeye başladıkça ve de saçlarımı uzattıkça, İzmir’de berber aramaya koyuldum.&lt;br /&gt;Önce sakal traşı olmak için gidiyordum berbere ve izliyordum aslında berberin halini tavrını, ajan misali. Bunlardan en ilginci Buca’daki Umut Berberiydi. O da bir Recep Abiy’di, aslında isimden kıllanmalıydım ama bakalım bi dedim. Duvarda Yılmaz Güney’in kocaman fotoğrafı berberin isminin nerden geldiğini anlatıyordu. Yanında duran altı oklu porselen süs tabağı ve bıyıkları da Recep Abi’nin nerden nereye geldiğini anlatıyordu. Recep Abi sakal traşı yaparken ulan eşşoleşşekler sizing yaşınız kaç başınız kaç utanmıyor musunuz kocaman adama yüzünüzdeki , üç beş tane tüyü kesitrmeye der gibi bakar ve de öyle traş ederdi, kafamı sağa sola çevirirken resmen tokat attığını hissederdim. Oha lan berbere mi geldik, dayak yemeye mi dedim ama gittim bir kaç kere daha bir ‘umut’la belki o gün öyle sinirliydi falan diye, belki de yeni bir berber masajı tekniğiydi, döverek sakal traşı, Recep Abi’nin çırağı vardı bir de Metin yalnız olurdu bazen dükkanda o keserdi sakalı saçı, off Metin derdim hep off kes bitsin şu çile, abi Teoman sakalı yapalım mı, abi top sakal yapalım mı, abi hatunlar bayılır, abi şurda bi kızı götürdüm, abi şurda şuna şöyle burda buna böyle, e be Metin görüyoruz hep elinde süpürge yerdeki kılları süpürüyorsun be güzel kardeşim, istemem Teoman’ı çok sevmem, yapma top sakal falan ben şarkıcı Alpay mıyım, Haşmet Babağolu mu? Diyerek Metin’le savaş verdiğim bir kaç maceram da oldu, sonradan gördüm ki o Metin gerçekten şahsiyetsiz adammış, Recep Abi’nin yanıbaşına dükkan açmış. Zaten saçımı da çok elletmiyordum ona iyi ki de öyle yapmışım. Sonra Hakan diye bir berbere dadandım ona da bir kaç yıl boyunca gittim, Hakan iyi çocuktu, evil, karısı hamile falan, , Hakan kesti benim saçlar uzadı, karısı doğurdu, Hakan kesti , benim saçlar uzadıi çocuk büyüdü, darken ben ordan da taşındım ve artık berber bağımlılığım da ortadan kalkmaya başladı. O süreçte nerelere kimlere gittim çok hatırlamıyorum ama en sonunda Ethem’I buldum, efendi çocuk, çırağı da öyle, evime de yakındı, düzgün muhabbet, yardımsever esnaf tam aradığım berber, özenli ve temiz, uzun zamandır ona gidiyorum, onun da çocuğu oldu daha bir kaç gün önce, ikinci çocuk ve ben bu yazıyı yazdım. Şimdi 30 kilometre uzağında oturmama rağmen yine ona gidiyorum traş olmaya. Berber bağımlılığım geri döndü belki de. Bu arada bir şeyi daha aktarmak isterim berber parfümü vardır acayip renklerde ve kokularda ekseriyeti salatalık ya da kavun kokar. Traş bittiği anda ne ara boş bulunuyorsam artık pıst pıst pıst sıkarlar, uzun süreler mücadele ettim n’olur sıkmayın diye, ama baktım ki onlar boş bulunduğum anı yakalayıp sıkıyorlar, yeşil, kırmızı, pembe renkteki parfümleri, engel olamayacağımı anladım. Çünkü ben ne kadar takip edersem edeyim parfüm sıkma anını, onlar da sanırım benim boş anımı kolluyorlar. Bu da bir tuhaf durumdur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-2439340586340421283?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/2439340586340421283/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/08/berber.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/2439340586340421283'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/2439340586340421283'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/08/berber.html' title='Berber'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-1889961782891542021</id><published>2009-08-12T13:57:00.000+03:00</published><updated>2009-08-12T13:58:16.122+03:00</updated><title type='text'>E.C. B</title><content type='html'>içinden doğru sevdim seni bakışlarından doğru sevdim de ağzındaki ıslaklığın buğusundan sesini yapan sözcüklerden sevdim bir de beni sevdiğin gibi sevdim seni kar bırakılmış karanlığından.&lt;br /&gt;yerleştir bu sevdayı her yerine yüzünde ter olan su damlacıklarının kaynağına yerleştir her zaman saklamadığın, acısızlığın son durağına gül taşıyan cocuğuna yerleştir ve omuzlarına daracık omuzlarına üşümüş gibisin de sanki azıcık öne taşırdığın tam oraya işte, uçsuz bucaksız bir düzlükten bir papatya tarlasıyla ayrılmış göğüslerine yerleştir ve esmerliğine bir de, eski bir yangının izlerinin renginde saçlarının yana düşüşüne, onları bölen ikiliğe alnından başlayan ve ayak bileklerinde duran yani senin olmayan, seni bir boşluk gibi saran hüzneyerleştir onu bir kentin parça parça aklında tuttuğun kar taneleri gibi uçuşan ve her gün biraz daha hafifleyen semtlerine yerleştir bu sevdayı her yerine.&lt;br /&gt;ekledim ben tattığım her şeyi denizlere bildiğim ne varsa onlar da hep denizlerden sen de bir deniz gibi yerleştir onu istersen sevdayı ve köpüklendir ve yaşlandır ki işte kederi anlamasın ama dur, her deniz yaşlıdır zaten öğrenmez ama öğretir mutluluğu bizim sevdamız da öyledir, iyi şiirler gibi biraz da herkes içindir.ve gelinciğin ikinci tadına benzemeli var eden kendini birincisinden yani bir sevdayı sevgiye dönüştüren.&lt;br /&gt;ben şimdi bir yabancı gibi gülümseyen tanımadığın bir ülke gibi içinde yaşamadığın bir zaman gibi tam kendisi gibi mutluluğun beni bekliyorsun ve onu bekliyorsun beni beklerken.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-1889961782891542021?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/1889961782891542021/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/08/ec-b.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/1889961782891542021'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/1889961782891542021'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/08/ec-b.html' title='E.C. B'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-3482821730667976957</id><published>2009-08-11T12:37:00.000+03:00</published><updated>2009-08-11T12:38:19.648+03:00</updated><title type='text'>Birhan Keskin, tekrar</title><content type='html'>kapı&lt;br /&gt;geç benden, ben dururum, ben beklerim, geç benden,ama nereye geçersin benden ben bilemem.&lt;br /&gt;dediler ki, olgun bir meyve var sabır perdesinin ardında,dünya sana sabrı öğretecek, olgun meyvenin tadını da.&lt;br /&gt;dediler ki, şu ağaçlar gibi bekledin, şu ağaçlar gibi hayal,şu ağaçlar gibi kederli.&lt;br /&gt;açıldım, kapandım, açıldım, kapandım, gördüm gelenler kadar gidenleri de,hani sabrın sonu, hani gamlı eşek, pervasız nar nerde,hani bahçe?&lt;br /&gt;biri gelse.. biri görse.. biri gelmişti.. açmıştı.. durmuştu..duruyor hala bende.&lt;br /&gt;kaç zamandır çınlıyor içimde bu boşluk, kimkıydı, bahçenin şen duluydu, karşımda duran dut?en çok onunla bakıştımdı, bir kere olsun dilegelsindi,çok istedimdi.&lt;br /&gt;bana kalsa susardım daha, ama dilimdeki paslı kilit çözülür belki,sapaya kaçmış cümlem uğuldar, içimin kurtları kıpırdar diye gıcırdandım takatsız.&lt;br /&gt;gördüm hepsini, gördüm hepsini, sabrın sonunu!biri gelse, biri görse, şimdi,rüzgar sallıyor beni...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-3482821730667976957?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/3482821730667976957/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/08/birhan-keskin-tekrar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/3482821730667976957'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/3482821730667976957'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/08/birhan-keskin-tekrar.html' title='Birhan Keskin, tekrar'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-827529288510661785</id><published>2009-08-10T22:32:00.000+03:00</published><updated>2009-08-10T22:33:11.603+03:00</updated><title type='text'>GN Ç. Girişten bir sonraki seviye</title><content type='html'>Serüven&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimiz ormanda kaybolmuş, korkmuş ve ağlarken buluyoruz ilk kez şiir deresini. Gözlerimizi silip, hayretle bakıyoruz bulduğumuz bu yeni, gizli daha önce bildiğimiz hiçbir şeye benzemeyen ışıltılı suya. Gördüklerimizi anlatmak coşkusuyla deli gibi koşarak çıkıyoruz ormandan. Ağaçlara çarpıyoruz, dallar gömleklerimizi yırtıyor, dikenli çalılar dalıyor kısa pantolonlu, çıplak bacaklarımızı. Bazılarımız, ormanda kaybolmaktan korktuğu halde tekrar giriyor ormana.&lt;br /&gt;Şiir'de birinci aşamadır bu: Merak.&lt;br /&gt;Önceleri kaybolmadan bulamıyoruz derenin sapa keçiyolunu bir daha. Ardımıza serptiğimiz ekmekleri kuşlar yiyor, rüzgâr siliyor ayak izlerimizi, kırdığımız dalları onaran biri mi var? Daha önce kimsenin bulmadığı bir şey bulduğumuza eminiz yine de. Sonra sonra içimizden gölgelerin, otların, taşların ve ormanın diğer işaretlerinin dilini çözen, her ormana girdiğinde dereye inen patikayı bulabilenler oluyor.&lt;br /&gt;Şiir'de ikinci aşamadır bu: Alışkanlık.&lt;br /&gt;Artık saatler geçiriyoruz derenin yanında. Geri döndüğümüzde bile bir parçamız orada kalıyor sanki. Kimseler anlam veremiyor bu dalgın, uzaklara bakan, kimi zaman eşini görmedikleri bir erinçle ama çoğunlukla orada olmaktan sıkıntılı -sanki evde ya da dışarda bizi bekleyen bir kadın varmış da onu biraz daha bekletirsek ayrıldığımız yerde bulamayacakmışız gibi- huzursuz halimize. Bazılarımız geri dönmemeye karar veriyor. Kuruyor çadırını derenin kıyısına.&lt;br /&gt;Şiir'de üçüncü aşamadır bu: Tutku&lt;br /&gt;İlk günler her şey güzel. Dere boyunda yürüyoruz artık. Bazen başka çadırlarla karşılaştığımız da oluyor. Hayret! nasıl da görmemişiz hiçbirini daha önce. Bazı çadırlar boş, tanışıyoruz bazılarının sakinleriyle. Sonra giderek bir yetmezlik duygusu kaplıyor içimizi. Yeni bir söz arıyoruz, hiç denenmemiş bir söz, kimsenin bulmadığı bir dere, kutsanma ya da lanetlenme. Çadırını söküp kente dönenler oluyor, delirenler, küsenler, çadırına kapananlar, ellerinde kazma kürek derenin yatağını çevirmeye çalışanlar.&lt;br /&gt;Şiir'de dördüncü aşamadır bu: Cinnet.&lt;br /&gt;Çadırım hâlâ o derenin kıyısında duruyor. Bir sabah uyandığımda artık derenin kıyısında değildim. Dereyi geçmeyi hiç denememiştim ama şimdi dere benim içimden geçiyordu. Bu son aşama değil, seziyorum. Boş çadırların sakinlerinin dereye dönüştüklerinden şüpheleniyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gökçenur Ç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şüphelerine gülümsüyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-827529288510661785?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/827529288510661785/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/08/gn-c-giristen-bir-sonraki-seviye.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/827529288510661785'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/827529288510661785'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/08/gn-c-giristen-bir-sonraki-seviye.html' title='GN Ç. Girişten bir sonraki seviye'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-510539946614991787.post-1690213795218298514</id><published>2009-08-10T16:56:00.001+03:00</published><updated>2009-08-10T16:56:29.783+03:00</updated><title type='text'>GN Ç. Giriş Seviyesi</title><content type='html'>Ama Yaz Geçti, Bize Ne Şimdi Bunlardan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıcaktan çıtırdıyor fıstık çamları,&lt;br /&gt;öğle göğü mavi gömleğin senin.&lt;br /&gt;Bir sözcüğün gölgesine sığındık güneşten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öteden geçen kuş sürüsü&lt;br /&gt;baş harfleri adının, soyadının,&lt;br /&gt;o gömleğin yakasına annenin işlediği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nelerden konuştuk o yaz?&lt;br /&gt;Konuşmak iyidir dedik yazsa, susmaktan,&lt;br /&gt;Atlardır tanrıların en sevdiği karıları&lt;br /&gt;Ama yaz geçti, bize ne şimdi bunlardan?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlam, sözün özdeğidir diyordum,&lt;br /&gt;şiir tırmandığı kayalıktan inemeyen bir yavru keçi,&lt;br /&gt;neyle dolar sözcüklerin içi, hızla boşalırken yaşam?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ğ ile başlayan bir sözcük arıyordum Türkçe’de,&lt;br /&gt;bütün sarı denizleri dolaştım o yaz,&lt;br /&gt;Ama yaz geçti, bize ne şimdi bunlardan?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Başka,  9)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/510539946614991787-1690213795218298514?l=inex-unin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://inex-unin.blogspot.com/feeds/1690213795218298514/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/08/gn-c-giris-seviyesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/1690213795218298514'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/510539946614991787/posts/default/1690213795218298514'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://inex-unin.blogspot.com/2009/08/gn-c-giris-seviyesi.html' title='GN Ç. Giriş Seviyesi'/><author><name>UnIn</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18396121186526454196</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_GKhe2NvEgtY/S-Hx3FVPNaI/AAAAAAAAAHc/srsisMxd3MM/S220/cgir.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
